Yüzyıllar boyu pek çok devlete başkentlik yapmasından ötürü kültürel bir mozaiktir İstanbul. Bir Ortodoks kilisesinin hemen arkasında yükselen minareleri, sinagogları görebilirsiniz. Bu zenginlikle birlikte haliyle gezilecek yerlerin sayısı da artıyor. Fakat bu yazımızda görülmesi gereken klasik yerler (Dolmabahçe Sarayı, Aya Sofya vb.) haricinde daha alternatif bir İstanbul rotası sunacağız sizlere ve beş farklı müzeden bahsedeceğiz.

Farsça “yuva” anlamına gelen Aşiyan, Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden Tevfik Fikret’in ömrünün son dokuz yılını (1906-1915) geçirdiği evdir. Evin projesini kendi çizmiş, Aşiyan ismini de kendisi koymuştur. Vefatından sonra İstanbul Belediyesi tarafından ev satın alınmış ve Tevfik Fikret’in de bir zamanlar bir üyesi olduğu “Edebiyat-ı Cedide Müzesi” olarak açılmıştır. Üç katlı evde Abdülhak Hamit ve Nigar Hanım’a ait tablolar, kitaplar, fotoğraflar bulunmaktadır. İkinci kat ise yalnızca Tevfik Fikret’e ayrılmıştır ve şairin yatak odası, çalışma odası, kendi yaptığı tablolar sergilenmektedir. Müzenin adının Aşiyan Müzesi olarak değiştirildiği tarih ise Tevfik Fikret’in naaşının evin bahçesine getirildiği 1961 yılıdır.

Nobel ödüllü tek yazarımız Orhan Pamuk’un “Masumiyet Müzesi” hem yazdığı bir kitap hem de gerçek bir müze. Roman 2008 yılında basıldı, müze ise 2012 yılında açıldı. Müzede romandaki odaların bazıları, kahramanların kullandığı, giydiği en önemlisi “biriktirdiği” (spoiler vermemek adına bu kısmı çok açmayacağız) eşyaları görebilirsiniz. Pamuk’a göre müzeyi gezmek için romanı okumak şart değil fakat elbette romanı okuyarak müzeye gidenler eşyaların anlamını daha iyi kavrayarak hikayeyi kafalarında daha belirgin kılacaklardır.
Not: Eğer Masumiyet Müzesi kitabınız var ise müze için bilet almanıza gerek yok çünkü kitabın içinde tek seferlik bir bilet bulunmakta.
Türkiye’nin ilk modern ve çağdaş sanat müzesi olarak kabul edilen İstanbul Modern, yalnızca uluslararası sergilere ev sahipliği yapmıyor aynı zamanda kütüphanesi, sineması ile birlikte bir müzeden çok aslında bir sanat yuvası haline geldi. Yaz aylarında açık hava sineması ve yıl boyunca her yaş grubu için atölyeler düzenleyen müze Perşembe günleri ücretsiz.

Sunay Akın tarafından 2005 yılında kurulan İstanbul Oyuncak Müzesi, Akın’ın yirmi yıl boyunca kırktan fazla ülkeden topladığı oyuncakların sergilendiği bir müze. 1700’lü yıllardan günümüze pek çok oyuncağın bulunduğu müze yalnızca çocuklara değil, geçmişi yad etmek isteyen herkese hitap ediyor. Ayrıca yapılan oyuncakların tarzından da dönemin şartlarını anlayabilmek mümkün. Örneğin “
Tren Oyuncakları Bölümü”nde
Sanayi Devrimi’ne ait izlere rastlayabilirsiniz.
-
Sait Faik Abasıyanık Müzesi
Türk edebiyatında “
öykücülük” dendiğinde akıllara gelen ilk isim şüphesiz Sait Faik Abasıyanık’tır. Müze, yazarın çoğu öyküsünün geçtiği Burgazada’da yer alıyor. Yazarın vasiyeti üzerine girişi ücretsiz olan müzede yazarın eşyaları, mektupları ve hayatına dair belgeler sergilenmektedir.

Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın