Okunma Sayısı: 404
  • 12
  • 0
  • 0
  • 4

Büyük Ev Ablukada Dinlemek Sana Ne Hissettiriyor?


Büyük Ev Ablukada Dinlemek Sana Ne Hissettiriyor?

Büyük Ev Ablukada dinlemek bana bazen dünyayı uzaktan gözlemleyen bir astronotu, bazen yerin altında yaşıyorken yerin üstündeki seslerin boğukluğunun farkında olan bir yeraltı insanını, bazen de akıl ile kalbin arasındaki bir köprünün inşaat seslerini çağrıştırıyor.


Ben de bu yüzden Fırtınayt albümündeki Hoşçakal Kadar şarkısı hakkında içselleştirmelerimi yazmak istedim. İşte Hoşçakal Kadar şarkısı için düşüncelerim:


                                   


Aklıma biri gelecekse, sadece elim değil diğer herhangi bir uzvum da senden başkasına gidemez. Oysaki sadece elim gitseydi diğer organlarım elimi kıskanırdı, bu kadar güzel bir yere gitmeyi hak ettiği için. Bindiğimiz vapurlar iptal oldu, bakma sen. Hava şartlarından diyorlar. Yok canım! Ben pek inanmam haberlere. Oysaki iki kişilik bir haber kanalıydı bizimkisi, kimsenin izlemediği. İnsanların kendi ruhlarını iskelelerde bıraktığı ve kimsenin binmediği vapurların seferleri hakkında konuşurduk senle. Fakat bu sefer neden oldu böyle?


On geçeler ve on kalalar bile simetriktir on ikiye göre. On iki ise bir yıldaki ay sayısıdır. Duygu iklimimiz sevdiğimiz kadınla birlikte kendisini tinsel mevsimlerimizde tanımlatır. Bu yüzden kendi zaman algımızın da bir on geçesi, on kalası vardır.


Sevmemiş olabilirsin tabii beni, bir hoşçakal kadar. Bunu anlarım. fakat hoşçakalı küçümsememelisin. Hoşçakal sınırı bir ilişkinin cesaret çitinden atlamasının çıkardığı sestir. Bu yüzden bu sözlerden sonra synthesizer sesleri yükselir. İnsan ruhunun synthesizer'ı ise id'dir. Orada yer bulur tutkularımız, orada yer bulur kendimize seslenmelerimiz. Bu yüzdendir sözcüksüz kalmalarımız.