Vatanın kalbi

Vatanın kalbi
1 Beğen
0 Yorum

 

Tarihe adını kanla yazan Türk milletinin sessizliği hâkimdi Çanakkale tepelerinde. Şehit kanının üstünde birleşen ay yıldızlı bayrağımız inmemek üzere asılmıştı direklerimize. Kuşlar kadar özgür, bağımsızlığımızı haykırırcasına dalgalanıyordu gönderde. 

 Havaya barut kokusu hâkimdi. Öğle vaktine rağmen gece gibi simsiyahtı gökyüzü. Kan ağlıyordu bulutlar. Vatan uğruna anasından, babasından, evlatlarından, sevdiğinden kopup gelen askerlerimiz geri adım atmaksızın savunuyorlardı vatan toprağını. Siperlere koşarken akıllarında ve yüreklerinde sadece iman ve vatan aşkı vardı. Çocukluklarının, gençliklerinin geçtiği evlerinden geri dönmemek üzere son kez çıkıp sevdiklerinin yüzünü bir daha göremeyeceklerini bile bile; evlatlarının, eşlerinin, ana babalarının kokusu burunlarında tüte tüte koştular siperlere… Vatan için, bizler için, çocukları için kanla beslediler topraklarımızı. Kara toprağa sadece bedenler verilmedi. Gencecik bedenlerinin yanında yaşanmamış birçok hikâyeyi de aldılar götürdüler bu dünyadan. O yiğitlerden biri de cephede kollarını kaybettiği için acı içinde ağlamak yerine şehitlik mertebesine ulaşacağı için mutlu olan Bigalı Mehmet’tir.  “Kardeşim niçin böyle ah edip ağlarsın da benim ciğerimi dağlarsın. Allah’ın verdiğine merhaba takdir-i rabbani böyleymiş. Onun hükmüne mani yoktur. Artık elden bir şey gelmez. Benim arzuladığım oluyor… Sağ kalırsan anamın ellini benim içinde öp! Sütünü helal etsin.” deyip “başımı kıbleye çevir” diye son arzusunu onun gibi cephede savaşan eniştesine dile getirenBigalı Mehmet gibi eşsiz askerlerimiz; kurduklarıhayallerleyaşama dair taşıdıkları umutlarla,sevdiklerine duyduğu özlemlerle toprağa verildi. 

Mermisi bittiğinde süngüleri takıp ölüme koşan, yaklaşık iki yüz yetmiş beş kilogram mermiyi toplara taşıyan, dillerinde ve kalplerinde Allah olan askerlerimizin karşısında üstün teknolojiye sahip ve topraklarımızı sürekli bombalarla ve mermilerle döven düşmanlara karşı verildi bu eşsiz mücadele. Yalnızca erlerimiz değil çoluk çocuk, genç yaşlı demeden milletimiz bir olup boynumuza vurulan prangaları, ellerimizi bağlayan kelepçeleri kırmıştı. Benzeri görülmemiş bir mücadeleydi. Kanlı toprağa düşen her bir mermiye karşılık döküldü anaların gözyaşları. Duyulan sesler yalnızca silah sesleri değil, sessiz ve bomboş kalan okulların, eli kalem tutması gerekirken silah tutan ve geride hayatını bırakan askerlerimizin sessiz çığlıklarıydı.

Bir kez daha Türk milleti; tutsak edilemeyeceğini, özgürlüğüne göz koyulduğundatüm çaresizliğe rağmen dillere destan bir tarih yazabileceğini kanıtlamış ve eşi benzeri görülmemiş Çanakkale mücadelesinde hapis tutulduğu hücre kapısına yumruğunu indirip şehit kanı ile atan vatanın kalbinin, Çanakkale’nin,  dünyaya geçilmez olduğunu öğretti!

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın