Advertisement
Okunma Sayısı: 133
  • 3
  • 0
  • 0
  • 1

Cavidan Abla ve Fethi


Cavidan Abla ve Fethi
Advertisement

 "Pekala Fethi Bey, sen kimsin?"

 Dudaklarına yapışmış cigarayı gri sıvalı duvarın üzerine boylu boyunca bastıktan sonra kafasını yavaşça çevirip iç çekerek konuştu:

"Biliyor musun bazen belli bir düşünceye saplı kalmadan donuklaşıyor insan. Harbiden öyle bir gece oldu dün gece. Manasız, tatsız ve keyifsizdim bilader. Yorganı göğsüme çekip izliyordum tavanı. Hani olur ya böyle anlarda. Anlamışsındır mutlaka beni. Bilemezsin aklının neye takılı kaldığını. Durursun öyle. Durdukça korkarsın. Bilmediğin şeyin aklında dolaştığından korkarsın yani. Neyse uzatmayayım. Bir iki kalbimi seslediğim anda anladım neye kafamı taktığımı. Daha doğrusu neyi anladığımı." Ufaktan bir yutkundu. Sonra devam etti. "Babalarımız ölecek Celil. Hatta bizim serseri kavgalarımızdan çıkan yangından ötürü öyle körleşeceğiz ki babalarımızın öldüğünü bile ancak çok zaman sonra kabulleneceğiz.

Çeneme okkalı bir yumruk patlatsa daha az acı duyardım bu fark edişten sonra. Tombul şişeden bira içen iki delikanlının ne bileyim lavuğun birine duydukları öfkeden, sevdalarına karşılık vermeyen bir kızdan falan bahsetmesi gerekirken neyin nesiydi şimdi bu. Ömrümce tatlı dille ve güler yüzle karşılıklı kaşık daldıramadığımız pederi ölmeden mezara koyması bi yana bir de üstüne üstlük benim de içimi buram buram burktu durduk yere Fethi. Cavidan abla mahalleden taşındıktan sonra önce aileyle bir iki takıştıktan sonra peder bey kansere tutulunca vicdanla el ense olma aşamasına gelmişler herhalde de bunda benim ne payım var? Liseden sonra hasbelkader tutturduğumuz üniversite. Üniversiteyi okurken komünist olma ithamlarıyla geçen dönemde hem çalışıp hem de üniversiteyi bitirme dönemlerim. En son da diplomayı alıp baba ocağında lokantanın hesap bölümünde sürüp giden hayat. Biz yani en azından ben serseri değilim ki be Fethi. 

Mahallede büyürken omuz omuza girilen maçlarda çıkan kavgalarda ilk yumruğu atan sen -Ha vefasız bir herif olmadığımdan itiraf edeyim baya sırtımı kolladın Allah razı olsun.- Bira parası çıkarmadı diye nice gece evde kavga çıkarıp bir de üstüne tekelci Kudret abinin camı çerçeveyi veresiye yazmadı diye indiren sen, Cavidan abla gittikten sonra düşülen haplar, cigaraları da sayarsan zaten hesap iyiden iyiye kabarıyor. Bunca şeyin sonunda baban kanser olmayacaktı da ben mi kanser olacaktım?

Çıktığımız duvardan inerken hafifçe sendeledi Fethi. Yalpalamasının nedeni içmiş olmasından değil omzunda biriken geçmişin yükündendi muhtemelen. Hafiften koluna girdim devrilmesin diye. Kendi mahallesinin girişinde yığılıp hıçkıra hıçkıra ağlamamak için sarhoş taklidi yapmamalı hiçbir delikanlı. Ama Fethi böyle bir kaderin yazarı olduğu için hak etmiş de olabilir. Gecenin, siyah bir karanlığı yeni yeni giydiği bu vakitlerde eve dönme huyumuz yoktur aslında. Ama dediğim olaylar yaşandığından beri hem Fethi hem de ben evin yolunu bir şekilde bulup atıyoruz kendimizi içeri vakti kaçırmadan çok. Pederle valide hanım uyuyor oluyorlar genelde. 

Fethi'yi de işte bu şekilde bir rutinde evine doğru bırakırken yan yana dizilmiş apartmanların arasına gerilen çamaşır iplerini, berber Gazanfer Abinin kepenklerine yazılmış "Hak, hukuk, adalet" yazılarını baygın baygın izliyorum. Kafamda geçmiş dönüp duruyor. Cavidan ablanın, Fethi gibi bir genç ile kallavi bir sevda şiiri yazmasından sonra nasıl olup da gittiğini bir türlü kafam almıyor. Fethi'nin de bir şey anlatmaması iyice canımı sıkıyor. Her şey öyle üst üste geldi ki. 

Cavidan abla, mahalleye öğrenci olaylarından sonra gelip yerleşen bir ablaydı. Yani biz abla derdik. Kendisi inatla ona ismiyle hitap etmemizi isterdi. Bizse iki üç yaş büyüğümüze bile yanlış anlaşılma korkusu ile "Abi, abla" çekmeye alışkın olduğumuzdan usuldaşırdık yanında. Kırklareliliymiş diye anlatmış annem. Mahalledeki kadınların günlerine "Dedikodu anlatmak için değil sosyalleşme ihtiyacını gidermek için" katıldığını söylemiş bir keresinde annemlere. Annemin aretliği Melahat abla "Kız biz adam mıyız da bizimle sosyalleşecek anlamadım ben." demiş annem aynı günün çıkışında. O zamandan beri biraz soğuk yaklaştılar Cavidan ablaya. Gerçi sonrasında bu buzu kırdılar aralarında. Ancak mahalledeki buz dağının en büyüğü Cavidan Abla ile Fethi arasındaydı ilk başta. Fethi mizacı gereği kaba ve alaycı bir delikanlıydı. Biz küçükken de mahalledeki abilerle takılır onları metheder onlar gibi olmak istediğinden bahsederdi hep. İlk birasını içtiğinde hepimize el ense çekmeye çalışmıştı. Cavidan abla da mahalleye ilk gelip sokağa karışmaya çalıştığında Fethi'nin yersiz ve alaycı şakaları karşısında akıllıca cevaplar verip komşu ablaların yanında onu yerin dibine sokmuştu. biz Fethi'nin yediği laflara gülerken bozulan Fethi'nin yanına sokulup "Seninle daha tanışmadık canım. Ancak yaptığın şakalara bakılırsa bu mahalledeki en iyi dostum olacaksın." demişti. Bozulan Fethi, gömleğinin yakasını kaldırıp gergin bir şekilde kırılan erkeklik gururuyla kahvehaneye doğru yollandı bu konuşmadan sonra. 

   Ertesi hafta ikindi vakti camiye yollanan yaşlıların ardından kahvenin dışında pokere dalan mahalledeki gençlerin hiç beklemediği bir olay oldu. Hararetli şekilde pokerde bize kart dağıtmaya dalan ve kendini "Daima kazanan kumarhanenin kasası" olarak gören Fethi'yle oturduğumuz masaya Cavidan abla bizim şaşkın bakışlarımız arasında geldi, oturdu. Bol Pantolon kahveci Müjdat'ın donakaldığını gören Cavidan Abla elini kaldırıp

"Ne o hiç mi kadın görmediniz. Mahallenizde abla diyorsanız hürmet gösterin de bir çay getirin bakalım." dedi. Masada ben, Kemal, Fuat dışında olaya şaşırmak dışında tepki veren tek kişi Fethi olmuştu.

Kart karmayı bırakıp kalkmaya meyledince "Ne o çayımızı ısmarlamadan mı göndereceksin beyefendi." dedi Cavidan abla da ona dönerek.

"Kadın dediğin kahvede durmaz. Mahalledekilerle sosyalleşeceksen kadın gününden çıkmayaydın." diye ufaktan bir terso çekti.

"Bakıyorum da kadın milletinin huyudur denen dedikodu konusunda epey de maharetlisin be güzelim". şeklinde bir cevapla karşılaşınca Fethi renkten renge girmeye başladı. 

Kemal de bunun üzerine beni inceden dürtüp "Bak bak Fethi'ye bak. Hippieler gibi rengarenk oldu Allah'ıma" diye kıkırdayınca ben de haliyle tutamadım kendimi. Bizim güldüğümüzü gören masadakilerin havası da haliyle yumuşadı. Masayı hayretle izleyen kahvedeki gençler de oyunlarına döndüler bu sayede. 

Cavidan abla, dirseklerini dayayıp "Dağıt bakalım" demek için iki parmağıyla masaya vurunca Fethi kurpiyerlik moduna girdi hemen. Herkese ikişer kartı dağıtıp masaya ilk iki kartı açtıktan sonra kafasını Cavidan ablaya çevirdi. Cavidan abla sessizce "Gördüm, devam" dedi. Masada kupa 2, Karo 7 vardı. İnceden Elimi açınca Sinek 2 ve Sinek 7'yi gören ben keyiften dört köşe oldum haliyle. Masaya inceden tıklatıp sırası Kemal'le Fuat'a savdım. İkisi de pas geçince masada iki rakip biz kaldık. Fethi yavaşça ilk kartı düzüne çevirdi. Maça 6... Devam. Sonraki kart; Kupa 4... İnceden Cavidan ablayı kestiğimde yüzünde hafiften bir gerginlik olduğunu sezdim ya da sandım. Bilemiyorum orasını. Bundan aldığım cesaretle ve zaten elimdeki sağlamlıkla devam ettim. Fethi sonraki kartı çevirip maça papazı önümüzde açınca zaten kazanacağından emin olan ben büyük bir zevkle elimdekileri açtım. Bunu gören Cavidan abla inceden bir tebessüm edip maça 2 ve kupa papazı önüme doğru sürüp "Adını öğrenemeden arkadaşınla gittiniz güzelim. İsmin neydi?" dedi.

Anın şokuyla kartlara bakakalan ben gözlerimi kartlardan ayırmadan "Celil." diyebildim. toplam dokuz kartın olduğu kareye sol yanımdan bir el uzandı ve "Memnun oldum Celilcim. Ben de Cavidan." dedi. Elini usulca sıktım. Kahveye gelen, bizimle cesurca konuşan ve bir de üstüne üstlük pokerde ilk elden bizi yenen ablamızın ismini işte böyle öğrendik. Sonrasında Fethi'ye dönen Cavidan abla:

"Ee bu mahallenin tek alaycısı sen değilsin artık görüyorsun. İsminizi de öğrenebilirsem keyiften dört köşe olacağım vallahi

"Fethi. Ayrıca alaycı demeyelim. Alemci diyelim. Ya da keyfi için sözler söyleyen diyelim ablam.

"Hayırdır gülüm, senden beş dakika önce geldik diye ablan mı yazıyor alnımda. Cavidan benim adım. Şimdi anlatın bakalım. Ne iş yaparsınız ne ile meşgulsünüz?" 

"Merhabalar ben Fuat. Arkadaş grubumuzun Celil ile beraber kalem tutabilmiş üyesiyim. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğrenciyim. Celil de benimle beraber Edebiyat Fakültesi'nde."

"Aaa ne kadar güzel. Mahallenizin delikanlılığında biriniz şiir biriniz kitap olmuşsunuz o halde. Sen peki?"

Kemal aramızda Fethi'yle beraber laf cambazı ve alaycı bir diğer kişiydi. Muğla tarafından göç ettikleri için bir miktar şivesi vardı. Renkli gözlü, geniş yanaklı ve güleç bir çocuktu. "Kemal ben. Günümüz İstanbul'unun bu güzide mahallesinde gıda sektörünün gelişimine ve geleceğine yönelik çeşitli çalışmalar ile iştigal etmekteyim." deyince Fethi:

"Ulan Kemal ne adamsın. Manavsın oğlum sen kabullenemedin hala. İstersen dükkanda karpuz departmanı kur yine de manavsın" şeklinde üzerinden gerginliği  atan bir giriş yaptı. Cavidan abla da bu şakaya güldükten sonra Fethi'ye döndü:

"Pekala Fethi Bey, sen kimsin?"


Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!