Mısradan Senfoniye ve Orkestra Şefi Eren Kaya ile Keyifli Bir Röportaj

Mısradan Senfoniye ve Orkestra Şefi Eren Kaya ile Keyifli Bir Röportaj
  • 0
    0
    0
    0
  • Sanatın pek çok farklı dalında eğitim vermek üzere 2007 yılında Murat Erturgut tarafından bireylerin yaratıcı yeteneklerini geliştirerek nitelikli sanatsal ürünler sunmak adına İzmir’de kurulmuş olan Erturgut Sanat Merkezi, 17 Mart 2018 saat 20.00'da Deniz Baykal Kültür Merkezi'nde Mısradan Senfoniye konseri ile İzmirlilere bir müzik şöleni verdi. Bizler de zamanında bu konserden önce gerçekleştirdiğimiz bu keyifli röportajı sizlere sunmaktan büyük keyif duyuyoruz! Orkestranın şefi Eren Kaya ve bazı orkestra elemanları ile sizler için provalarına katıldık ve küçük bir röportaj gerçekleştirdik. Sanat merkezinin bir önceki konserlerinden çok daha farklı bir proje yapıyorsunuz. Konserinizin temasına nasıl karar verdiniz ve bizlere biraz bilgi verir misiniz? Eren Kaya: Ben öncelikle Erturgut Sanat Merkezi’nde yaklaşık üç senedir keman hocalığı yapıyorum. Üç sene içerisinde bu dördüncü konserimiz. Bu süreç içerisinde orkestradaki arkadaşlarımız hep değişti ama her zaman çok sesli orkestra ile çalıştım. Diğer konserlerimizden farklı olarak bu projemizde insanlara bir film izletir gibi yaklaşık elli, elli beş dakika müzik yapalım ve bunu yine çok sesli orkestra şeklinde yapalım diye karar verdik. Arka tarafta orkestra devam ederken ön tarafta tiyatral bir oyun sergilemeye karar verdik. Projemizin için de toplam dört eser var; Al yazmalım, uzun ince bir yoldayım, yalnızlık senfonisi ve sil baştan geri kalan tüm ezgileri ben yazıp besteledim. Bahsettiğim gibi arkada canlı bir orkestra çalıyor olacak ve ön tarafta bir ev ortamı olacak çeşitli şiir ve parçaları seslendirenler olacak. Esinlendiğiniz kendinize rol model olarak kabul ettiğiniz sanatçılar var mı? Eren Kaya: Bu çalışmayı yaparken orkestrasyon ve şef olarak takip ettiğim Fazıl Say’ın İstanbul Senfonisi, Genco Erkal ile yaptığı oratoryosu bana hep yeni kapılar açtılar. Ben de yılmadan karşıma çıkan her kapıyı tek tek açıyorum. Orkestra yönetmek büyük sorumluluk gerektiren bir iş bu, sizde bir baskı oluşturuyor mu ve nasıl hissettiriyor? Eren Kaya: Kesinlikle çok fazla baskı hissettiriyor fakat hiçbir zaman işin büyüklüğüne takılmadım. Asla amacım “Şefe bak nasılda yönetiyor” denmesi değildi. Üstümde çok büyük bir yük var çünkü biliyorum eğer ben rahat davranırsam, boşlarsam orkestradaki herkesi etkileyecek o yüzden benim böyle bir lüksüm yok. Espri yaparken bile kısıtlı ve ölçülü davranmaya çalışıyorum çünkü güldükten sonra çok hızlı toparlanıp tekrar işe koyulmamız gerekiyor. Orkestranın bir parçası olmak nasıl hissettiriyor? Orkestra olmanın zorlukları ve güzel yanları nelerdir? Eren Kaya: Orkestra olmak benim için önemli her ne kadar şef olarak tepeden bakıyormuşum gibi gözükse de eğer yazdığım bestelediğim eserleri seslendirenler olmazsa bir işe yaramaz. Şuan da orkestra olarak uyumlu bir şekilde devam etmemizin iki sebebi var biri yer alan tüm arkadaşlarımın istekleri diğeri ise kesinlikle disiplin. Çok klişe gelebilir ama gerçekten en önemli şey disiplin. Herkesin hem bireysel hem de toplu olarak çalışması gerekiyor ve bu uzun zaman gerektiriyor disiplin olmazsa bu gerçekleşmez.Ben ve orkestram ile gerçekleştirdiğiniz röportaj için sizlere çok teşekkür ediyorum 17 Martta görüşmek üzere diyor ve sözü orkestrama bırakıyorum. Berk Karabillioğlu (Koro-Vokal) : Ben Sanat merkezinde vokal öğrencisiydim, bir gün ders çıkışında hocam beni koroya davet etmişti hikâyem böyle başladı. Sonrasında orkestrada olmak benim için çok güzel bir şey. Orkestra olmak aynı zamanda benim için bir takım olmak demek. Orkestranın zorlukları birçok kişi olduğu için işleri iyi yürütmek diyebilirim ama bunu başardığımızda ortaya harika bir iş çıkıyor. Güzel yanları ise insani ilişkileri güçlendirmesi ve sosyalleşirken aynı zamanda ortaya güzel işler çıkartabilmek diyebilirim. Bengü Yurtseven (Keman-1) : Bu benim sanat merkezinde yedinci ayım, şefimiz olan Eren Hoca bana böyle bir projenin olduğunu ve girmek isteyip istemediğimi sordu ve bende neden olmasın diyerek dâhil oldum. Profesyonel olarak bu işi yapmasam bile öğrendiğim bilgileri sergilemek isterim ve bunun güzel bir fırsat olduğunu düşündüm. Orkestra olmanın en zor yanı iki ya da üç kişiyle bile ortak zaman yaratmak zor olabiliyorken biz bunu neredeyse elli kişiyle yapıyoruz ve zaman yaratmanın yanında bu elli kişiyi ortak bir his de birleştirmeye çalışıyoruz. Güney Çakan (Bateri) : Orkestraya katılmam sanat merkezinde ders aldığım hocamın bana projeden bahsetmesi ve yer almak isteyip istemeyeceğimi sorması ile başladı. Ben ilk katıldığımda oldukça az kişiydik ve zamanla sayımız artmaya başladı. Orkestrada olmak her şeyden önce insanın kriz yönetimini geliştiriyor. Çünkü orada birçok kişiyle çalışıyoruz ve bir yanlışı hep birlikte düzeltmemiz gerekiyor. Kısacası takım çalışması gerekiyor. En zor yanı ise hem bölümünüze çalışmanız gerekiyor hem de orkestradaki herkesle iyi anlaşmasanız bile bir ekip olmanız gerekiyor. Deniz Gündüz (Çello) : Aslında orkestra fikri hiç aklımda yoktu çünkü bu sene şehirden ayrılıyordum daha sonra Eren Hoca’dan bir gün mesaj geldi ve beni orkestraya eklediğini söyledi. Denemek için ilk provaya katıldıktan sonra bu proje için orkestra için hayatımdaki bir takım şeylerden fedakârlık yapabileceğimi fark ettim. Orkestra olmanın en iyi yanı benim için kendimde bilmediğim yanlarımı fark etmemi sağladı, zorlukları ise gerçek anlamda çok fazla yol kat ettim ama kesinlikle değdiğini düşünüyorum. Zeynep Karaismailoğlu (Koro-Vokal) : Ben yaklaşık iki sene önce sanat merkezinde piyano ve şan dersleri alıyordum ve daha sonra Eren Hoca ile Viyola derslerine başladım. Dersler ilerledikten sonra orkestraya dâhil oldum. Orkestranın bir parçası olmak kesinlikle kendimi diğer insanlardan farklı ve özel hissettiriyor. Benim için orkestranın zorluğu gösteriye az kaldığı zamanlarda herkes çok stresli oluyor ama sonunda sahneye çıktığımızda çok güzel sonuçlar alıyoruz ve her şeye değdiğini hissediyoruz. Gizem Elif Selçuk (Piyano) : Sanat merkezine yaklaşık üç sene önce şan eğitimi almak için gelmiştim ve hemen hemen o zamanlar ilk orkestralarımız kurulmaya başlanmıştı. Uzun süredir piyano çalıyordum ve orkestraya piyanist olarak katıldım. Orkestra olmanın güzel yanı açıkçası çok fazla insanın elde edemeyeceği bir deneyim. Bence bir müzisyenin en zorlandığı nokta orkestra olmak diyebilirim çünkü bir esere tek başına çalışmak daha kolay ama bir esere yaklaşık elli kişiyle birlikte çalışmak ve uyumu yakalamak daha zor. Sadece kendini duyman yetmiyor ve asla en önce olmaya çalışmamalısın bir bütünün parçası olduğunu kabul etmen gerekiyor. Timur Akyıldız (Keman-2) : Sanırım orkestranın yaşça en büyük üyesiyim. Eren Hocayla birlikte yaklaşık sekiz aydır keman çalışıyorum fakat bu eğitimin bir geçmişi yok, keman çalmaya sekiz ay önce başladım. Orkestraya katılmam ise bir gün derste Eren Hoca böyle bir projemiz var ve sende geliyorsun dedi ve bende dâhil oldum. Bu işin hem çok güzel hem zor yanları var. Zor yanları aktif bir çalışma hayatım olduğu için yoğun bir tempoda zaman ayırmam gerekiyor ve bunu başarabildiğim için çok mutluyum. En güzel tarafı ise orkestrada birçok bölüm var ve tek başına dinlendiğinde belki kulağa güzel gelmiyor ama birleştiği zaman şahane bir şey ortaya çıkıyor ve dinleyenlerden güzel yorumlar geldiğinde bize büyük bir haz veriyor ve bir sonraki işler için motivasyon sağlıyor. Eren Kaya ve ekibine bu keyifli röportaj için teşekkür ediyoruz.

    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.