
Üniversite öğrenimini Cambridge üniversitesi'nde yapan Sylvia daha sonra eşi olacak olan ünlü şair Ted Hughes ile 1956 yılında burada tanıştı. Ted ile Sylvia tanıştıkları yıl evlendiler. Ted Sylvia çiftinin iki çocuğu oldu.
Babasını erken yaşta kaybeden Sylvia içindeki tamamlanmamış erkek figürünü hayatının aşkı olan Ted ile dolduracağını düşünüyordu. Başlarda hayran olduğu Ted yıllar sonra Sylvia için korkunç bir deneyim olacaktı. Belli bir zaman sonra Sylvia, kendini evlendiği için yaratıcılık anlamında gerilemiş ve kısıtlanmış hissetmeye başladı. Hayatının aşkı ile evlendiğini düşünen Sylvia evde çocuklarına bakan, dışarıda gezen kocasını bekleyen bir kadın haline gelmişti. Eşi Ted'in onu ihmal edip aldatması üzerine aşağılık kompleksine giren Sylvia eşi ile rekabete girerek daha fazla şiir yazmaya başlar.
Babasını erken yaşta kaybeden Sylvia içindeki tamamlanmamış erkek figürünü hayatının aşkı olan Ted ile dolduracağını düşünüyordu. Başlarda hayran olduğu Ted yıllar sonra Sylvia için korkunç bir deneyim olacaktı. Belli bir zaman sonra Sylvia, kendini evlendiği için yaratıcılık anlamında gerilemiş ve kısıtlanmış hissetmeye başladı. Hayatının aşkı ile evlendiğini düşünen Sylvia evde çocuklarına bakan, dışarıda gezen kocasını bekleyen bir kadın haline gelmişti. Eşi Ted'in onu ihmal edip aldatması üzerine aşağılık kompleksine giren Sylvia eşi ile rekabete girerek daha fazla şiir yazmaya başlar.

" Ölmek, Her şey gibi ,bir sanattır, Bu konuda yoktur üstüme" diyen Sylvia 11 Şubat 1963 günü ikinci kattaki çocuklarına süt ve kurabiye hazırlayıp odalarına koyar. Odadan çıkar ve odanın kapısının aralıklarını bantlar. Ardından aşağı inen Sylvia gaz fırınını açarak ilginç bir intihar yönetimi ile kafasını fırına sokar ve zehirlenerek hayata veda eder.
Syvlia'nın ölümünden tek sorumlu kişinin eşi Ted olduğunu söylemek doğru değildir. Babasını erken yaşta kaybetmesi, annesinin mükemmelliyetçi tavırları, elektroşok tedavileri, zaman zaman artık yazamayacağını düşünmesi, kadınların toplumdaki rollerinin arka planda olması ve son olarakta Ted'in onu hayal kırıklığına uğratması intiharına zemin hazırlayan faktörlerdi.

Yaşamı boyunca varoluşsal sancılar ile cebelleşen Sylvia Kendi varlığını kendine bile kanıtlayamamıştı.
Kendini sırça bir fanusun içinde nefessiz olarak gören Sylvia yaşamının bütün kargaşasını Sırça Fanus adlı eserinde özetlemiştir. Sırça Fanus Sylvia'nın hayatı ile yarı otobiyografik bir roman özelliği taşıyan bir eserdir. Çünkü kitabın karakteri olan Esther Grenwood ile Sylvia'nın arasında birtakım benzerlikler vardır. İkisi de burs alarak New York'a gider, ikiside babalarını sekiz yaşındayken kaybetmiştir, ikiside şairdir ve ikiside aynı ruh haline sahiptir.
"Yine yaptım, on yılda bir beceririm bunu ben!
Her şey gibi eşsiz bir ustalıkla yapıyorum bu işi,
Öyle ustaca ki insana korkunç geliyor
Öyle ustaca ki gerçeklik duygusu veriyor,
Bu konuda iddialıyım sanırım.”
Kendini sırça bir fanusun içinde nefessiz olarak gören Sylvia yaşamının bütün kargaşasını Sırça Fanus adlı eserinde özetlemiştir. Sırça Fanus Sylvia'nın hayatı ile yarı otobiyografik bir roman özelliği taşıyan bir eserdir. Çünkü kitabın karakteri olan Esther Grenwood ile Sylvia'nın arasında birtakım benzerlikler vardır. İkisi de burs alarak New York'a gider, ikiside babalarını sekiz yaşındayken kaybetmiştir, ikiside şairdir ve ikiside aynı ruh haline sahiptir.
"Yine yaptım, on yılda bir beceririm bunu ben!
Her şey gibi eşsiz bir ustalıkla yapıyorum bu işi,
Öyle ustaca ki insana korkunç geliyor
Öyle ustaca ki gerçeklik duygusu veriyor,
Bu konuda iddialıyım sanırım.”

Sylvia Plath’in hayatını konu alan film:
● Sylvia (2003)


Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın