Dünya üzerinde binlerce tarihi yapı var ama bazıları sadece "taş ve harç" değil. Bazıları, mimarının ruhunu, döneminin dehasını ve çözülememiş sırları fısıldar. UNESCO'nun Türkiye'den listesine aldığı ilk eser olan ve sanat tarihçilerinin "Divriği Mucizesi" olarak tanımladığı bu yapıya, Sivas'ın bozkırında bir "taş senfonisi" desek abartmış olmayız. Hazırsanız, taşın dantel gibi işlendiği o büyüleyici atmosfere gidiyoruz.

 
1. Simetriye Meydan Okuyan Bir Deha: Hürremşah
Bir sanatçı düşünün ki, devasa bir yapıda on binlerce motif kullansın ama hiçbirini bir daha tekrar etmesin. Baş mimar Ahlatlı Hürremşah, kainattaki çeşitliliği ve "tek olanın sadece Yaratıcı olduğu" fikrini işlemek için yapının dört kapısında da bambaşka bezemeler kullanmış. Yani bu yapıda "kopyala-yapıştır" yok, her santimetrekaresi "custom made" bir tasarım harikası.

Divriği Ulu Camii

2. Gölgedeki Gizem: Namaz Kılan Adam Silüeti

Divriği Ulu Camii'nin en "viral" özelliği kuşkusuz meşhur gölge oyunu. Güneşin batış açısına göre Cennet Kapı'da beliren o silüet... Kimine göre tesadüf, kimine göre Hürremşah'ın matematiksel dehasının bir şovu. İkindi vakti kapıya vuran güneş ışıkları, taştaki kabartmaların gölgesiyle "Kur'an okuyan/namaz kılan bir insan" silüeti oluşturuyor. 13. yüzyılda, bilgisayar modellemeleri olmadan bu ışık hesabının nasıl yapıldığı ise hala tüyleri diken diken eden bir muamma.

3. Mental Sağlığa Verilen Değer: Su Sesiyle Terapi


Burası sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda kompleks bir şifa merkezi. Caminin hemen bitişiğindeki Darüşşifa'yı (Hastane), Mengücek Beyi Ahmed Şah'ın eşi Turan Melek yaptırmış. O dönem Avrupa'da akıl hastaları "içine şeytan kaçtı" diye yakılırken, Anadolu'da bu yapının içinde havuzdan gelen su sesi ve ney nameleriyle psikolojik tedavi uygulanıyordu. Akustik o kadar kusursuz ki, suyun sesi hastanın bulunduğu odaya huzur verici bir tonda ulaşıyor.

Divriği Ulu Camii

4. Barok ve Gotik'ten Yüzyıllar Önce


Sanat tarihi kitapları Gotik ve Barok mimarinin Avrupa'da doğduğunu yazar. Ancak Divriği'ye bakan dikkatli gözler, Avrupa'daki o şaşaalı katedrallerden yüzyıllar önce Anadolu'da bu formların denendiğini görür. Yüksek kabartmalar, taştan sarkan üç boyutlu bitki motifleri ve devasa taç kapılar... Sanki taş yumuşamış, mimarın elinde bir hamura dönüşmüş gibi.

5. Neden Görmelisiniz?


Çünkü Divriği Ulu Camii, Tac Mahal'in Anadolu şubesi gibidir. Bir aşkın, bir inancın ve insan elinin sınırlarını zorlayan bir sabrın ürünüdür. Fotoğraflarda gördüğünüz o detayların, çıplak gözle baktığınızda size hissettirdiği "küçüklük" hissi paha biçilemez. Eğer yolunuz Sivas'a düşerse değil, sırf bu "taşın şiirini" dinlemek için rotanızı oraya çevirmelisiniz.