Bilmemenin Hafifliği

Bilmemenin Hafifliği
  • 1
    0
    1
    0
  •  Uzun zaman sonra sinemada izlediğim "Yan Yana" filminde duyduğum bir replik kafamda birbirine dolanmış ve ayrılmaya çalışan düşünceleri beklenmedik şekilde gevşetti. Filmin bir sahnesinde Ferruh karakteri, Refik Bey'i hazırlıksız ve plansız bir yolculuğa çıkartır. Planları doğrultusunda yaşayan Refik Bey kendini rahat hissetmez ve nereye gideceklerini sorar. Ferruh ise ona şu cevabı verir: "Bir sakin olup nereye gittiğini bilmemenin özgürlüğünü hisseder misin?". Bu cevabı duyduktan sonra  zihnimde beklenmedik bir kilit açılmıştı sanki. Refik Bey ile benzerliklerimiz olduğunu fark ettim. Aklınıza gelebilecek her şeyi planlayan ve bunun dışına çıkılması gerektiği zaman kendini rahatsız ve huzursuz hisseden birisiydim bende. Önce neden böyle olduğunu anlamlandırmaya çalıştım. Bunu tetikleyen en temel şeyin günümüz dinamikleri olduğunu fark ettim. Özellikle sosyal medyada gördüğümüz insanların dolu dolu hayatları bize hiçbir şey yapmadığımızı, yetemediğimizi ya da  yeterince iyi planlayamadığımızı hissettiriyordu. Peki, bu gerçekten böyle mi? Gelin biraz bunun üzerine konuşalım. 

     Sürekli plan yapmak belki bize iyi gelen değil; bizi eksilten, kapatan ya da belirli kalıpların içine sıkıştırmaya çalışan bir durumdur. Yapılan planları belki bizi tamamen onlara bağımlı kıldığı için hayatın getirebileceği başka güzellikleri görmemize engel oluyordur. İnsan plan yaparken emindir istediği şeyin planladığı olduğundan. Ama insan ne istediğinden nasıl bu kadar emin olabilir? Bu kendimi bildim bileli anlamlandıramadığım bir durumdu ve bana kendimi kötü hissettirirdi. İnsanlar hayatlarıyla ilgili her şeyi biliyor gibiydi, bense hiçbir şey bilmiyordum. Sorunun bende olduğuna karar verdim ve planlar yapmaya başladım. Yarın nereye gideceğim, nasıl bir işte çalışacağım, nasıl bir ilişki istiyorum... Bütün detayları düşündüm, hesapladım ve hepsinden eminim sandım. Zamanla bu planların beni rasyonelleştirdiğini gördüm. Çünkü önemli olan neyin nasıl ve ne zaman olacağıydı. Nasıl hissettirmesi gerektiğini hiç düşünmemiştim. Paniğe kapılmaya başladım. Planlar yapmıştım her şeyin güzel olması gerekiyordu. Şimdi ne yapacaktım?

     Plansız bir şekilde beni yormayacak aktiviteler yapmaya karar verdim. Bilmediğim bir sokakta yürürken hiç dinlemediğim bir liste açtım, rastgele şarkılar dinledim. Birbirinden güzel şarkılar keşfettim. Hiç gitmediğim bir müzeye gittim. Sergiler gezdim. Bu aktivitelerden  bir taneside sinemaya gitmekti. Sadece hazırlandım ve gittim. Vizyonda hangi filmler var, hangi saatler ya da hangisi ilgimi çeker hiç düşünmedim. Gişede filmlere bakarken içimden "Yan Yana" filmini izlemek geldi. Salona girip koltuğa oturunca ilk defa  tek başıma sinemaya geldiğimi fark ettim. Arkama yaslandım ve izlemeye başladım. Sakince ekrana bakarken o repliği duymak içimde bir yere dokundu. Sanki hep bunu duymaya ihtiyacım varmış gibi. Planları bıraktığımda doğru şarkıların ve doğru anların beni yine bulabileceğini gördüm. Sürekli plan yapmak zorunda değildim bu anlar için. Bir sakin olup nereye gittiğimi bilmemenin özgürlüğünü hiç tatmamıştım. Bana bu plansızlığın kontrolsüz ve sakıncalı olduğu öğretilmişti. Sırf bu yüzden planlar yapmıştım, kendimi onları istediğime inandırmıştım. Klişe gelecek kulağa ama bu ben değildim. Eminim ki bir çok insan benim hissettiğim sıkışmışlığı hissediyordur. Her şeyi bilmek güvenli bir alan çünkü. Herkes gibi olmak doğru olmak demek çünkü. Bazen başkalarının doğrularına ayak uydurmak bizi biz olmaktan çıkartır. Hayatta önemli olan sizin doğrularınızıdır. Ve güzellikler sadece planla değil hissetmeye izin verdiğimizde de bizi bulabilirler.

      Belki birilerininde duymaya ihtiyacı vardı bu cümleleri, tıpkı benim gibi. Lütfen, bir sakin olup nereye gittiğinizi bilmemenin özgürlüğünü hisseder misiniz?


    Yorumlar (1)
    • Belki de sorun plansızlık değil. Belki sorun, her şeyi bilmek zorundaymışız gibi yaşamamız. Her adımı hesaplayıp, her duyguyu kontrol etmeye çalışmamız. Sanki şaşırmak ayıpmış, yanılmak kayıpmış gibi. Ama insan bazen bilmeden yürümek ister. Bir yere varmak için değil, kendine rastlamak için. Ve evet, bu biraz isyandır. Düzene, beklentiye, “normal” olana karşı. Çünkü her şeyi bilenler değil, hissetmeye cesaret edenler yaşar.

      Yorum Bırakın

      Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.