Denizaltı grubuyla müzikal yolculuklarını, "Yalnızlık" teklisini ve yeni albüm planlarını konuştuk. Alternatif rock sahnesinin yeni soluğunu yakından tanıyın.
Denizaltı 2023’te kuruldu. Bu dört kişinin yolu nasıl kesişti, grubun kuruluş hikâyesi nerede ve hangi ihtiyaçtan doğdu?
Berk ve Emre, üniversiteden yakın arkadaşlar. Müzik yapmak fikri, her zaman onlar için kıymetliydi. Bu fikri bir noktada gerçeğe dönüştürmek için bir oluşum başlatmaya karar verdiler. Hakan’ın gruba katılması Berk ile ortak arkadaşları vesilesiyle oldu. Böylece Denizaltı’nın ilk adımları atıldı. Son olarak, Berk’in her zaman birlikte müzik yapmak istediği lise arkadaşı Arda’nın da gruba dahil olmasıyla Denizaltı bugünkü kadrosunu tamamlamış oldu.
Alternative Rock sizin için sadece bir tür mü, yoksa duygularınızı anlatmak için seçtiğiniz bir dil mi? Müziğinizin ruhunu nasıl tanımlarsınız?
Aslında 70-80-90’lar kadar genreların arasındaki farkların keskin olmadığı, ideolojilerin genreların arkasında çok yer edinemediği, çizgilerin bulanıklaştığı bir dönemde olduğumuzu düşünüyoruz. Bu nedenle ifade biçimimizde bir genreya uymak zorunluluğunda gibi hissetmiyoruz. Bizim daha çok üstünde durduğumuz şey büyürken aşık olduğumuz seslerin peşinde koşmak. Örneğin grup olarak hepimiz gitardan çok hoşlanıyoruz ve gitar sesinin şarkılarımızda bulunmasını istiyoruz. Bu hoşlandığımız seslerin bütünü en çok alternative rock genresıyla eşleştiği için öyle tanımlanabiliriz. Fakat eskisi gibi Rock’nRoll gibi bir yaşam tarzıyla birlikte gelen bir genre kalıbı kaldığını düşünmüyoruz. Bu nedenle bir genrenın sınırlarında kalalım gibi bir kaygımız yok.
Şarkılarınızda iç dünya ve hisler ön planda. Yazım sürecinde bireysel duygular mı baskın oluyor, yoksa kolektif bir ruh mu var?
Yazım sürecinde bireysel duygular ön planda. Ancak bu duygular, yalnızca kişisel değil; grubun diğer üyelerinin ve birçok insanın da paylaştığı hisler. Denizaltı’nın üretim sürecindeki temel amacı, iç dünyasını müzik aracılığıyla ifade ederek dinleyicisiyle gerçek bir bağ kurabilmek. Bu hisleri paylaşan dinleyicilerin, şarkılarımızda kendi hikâyelerinden parçalar bulması ise bizi en çok mutlu eden şey.

Grup içinde üretim dengesi nasıl ilerliyor? Bir Denizaltı şarkısı genelde kimin zihninde doğuyor ve nasıl şekilleniyor?
Berk ve Hakan’ın eskiden beri birikmiş bir beste arşivi var. Bu bestelerin kimisi 2016’da kimisi 2020’de bir üretim kaygısı olmadan yazılmış. Üretimimizin önemli bir kısmı şu anda bu bestelerden seçtiğimiz şarkılar fakat yaşantımızın verdiği ilham çerçevesinde yeni gelen bestelere de Yalnızlık ve yeni çıkacak iki şarkımızla yer verdik.
Üretimde genel düzen Berk ve Hakan’ın getirdiği bestelerin grupça yorumlanması şeklinde oluyor. Şarkılar genelde gitarda yazılıyor ve gruba geçerken ilk aşamada Emre ve Arda ritimsel olarak ele alıyor. Üzerine Berk gitar için rifflerini yazıyor. Bu aşamalarda herkes girdilerde bulunup şarkıya yönlendirme yapabiliyor. Sonra şarkı son haline yaklaştığında yine eleştirel bir yaklaşımla dinliyoruz ve değişiklikler yapabiliyoruz. Bu bazen cerrahi müdaheleler şeklinde olabiliyor. Örneğin şarkının sözlerindeki bir yerin değiştirilmesi gibi…
10 Mayıs’ta yayımladığınız “Yalnızlık” şarkısının yapım süreci nasıl geçti, sizi bu temaya iten neydi?
Bu tema aslında iki noktadan ele alınabilir: insanın özünde yalnız olması ve kalabalıklar içinde yalnız kalması. İnsan, his dünyasında çoğu zaman yalnız bir varlıktır. Sizi anlayanlar olabilir; bu dünyaya yaklaşan, etrafınızda dolaşan insanlar çıkabilir. Ama günün sonunda, o noktada yine yalnız kalırsınız.
Buradaki “yalnızlık” hâlini kötü bir şey olarak adlandırmaktansa, onu kabul etmek ve bir noktada sahip olduğumuz tek şey olduğunu fark etmek gerekir. İnsanın “boşluk” diyerek kalabalıklarla doldurmaya çalıştığı şeyin, aslında kendi içine dönüp sevmesi ve benimsemesi gereken bir alan olduğu fikri bu parçanın temelini oluşturuyor.
Parçanın içinde, nakaratın sözel olarak varyasyonlara ayrıldığı ve melodik bir şiire dönüştüğü bir pasaj var. Bu bölüm, anlatılmak istenen duygunun en net karşılığı:
Yalnızlık;
bir bana, bir ona yakışır,
bir adama şiirler yazdırır,
kadınların kalbini soğutur,
büyükleri denizlere baktırır,
çocuklara kumdan kale yaptırır,
geceleri yıldızları saydırır,
günleri çuvallara doldurur,
dostuna güvenmeyi öğretir,
insanın en iyi dostudur,
Yalnızlık…

“Yalnızlık” kaydı sırasında sizi en çok zorlayan ya da dönüştüren an neydi? Stüdyoda şarkının kaderini değiştiren bir kırılma yaşandı mı?
Yalnızlık, yayınladığımız dördüncü parça. Önceki üç çalışmamıza ve içeriğinin ağırlığına kıyasla daha tempolu, daha upbeat bir yapıya sahip. Kayıt sürecinde bu yaklaşım bizim için yeni bir deneyimdi. Hissiyatı kaybetmeden, daha hızlı bir çalım performansı ortaya koymamız gerekiyordu ve bunu en iyi şekilde yapmaya odaklandık. Böylece parçanın temasındaki ikilemi ve kontrastı daha güçlü bir biçimde yansıtabileceğimizi düşündük.
Dinleyicilerden gelen tepkiler şu ana kadar nasıl?
Kemik bir dinleyici kitlemiz var ve onlardan aldığımız geri dönüş çok güzel. Bu bize moral ve motivasyon olarak yansıyor. Aslında ülkemizde ve dünyada bizimle aynı frekansta tınlayan erişemediğimiz insanlar olduğunu düşünüyoruz. Bir şekilde onlara erişmek ve komünitemize eklemek istiyoruz. Çünkü müziğe bakışımız temelde grup ve dinleyicinin oluşturduğu bir komünite şeklinde. Ortak bir anlam ve duygu dünyasını paylaşmak, hayata karşı birlikte olmak. Müziğin hayatımızdaki en önemli rollerinden biri de bu.
Denizaltı için önümüzdeki dönemde dinleyicileri neler bekliyor? Yeni single, EP ya da albüm planları var mı?
Şu anda kayıt aşaması bitmiş kayıt aşamasında ve hazırlıkta olan 3 şarkımız var. Bunları önümüzdeki 3 ay içerisinde yine single şeklinde yayınlamayı düşünüyoruz. Bir yandan da albüm altında derlemek istediğimiz şarkıları planlıyoruz ve nasıl tam istediğimiz gibi yapabiliriz diye araştırmalar yapıyoruz. Gerçekten çok iyi olabileceğine inandığımız bestelerimizle bir albüm planı yaptık. Yayın sürecimiz yavaş gitse de aslında arkada o hayal ettiğimiz “ses”e nasıl erişebiliriz diye uğraşıyoruz.

Sahne tarafında neler oluyor? Yaklaşan konserleriniz, netleşmiş bir takviminiz ya da özellikle heyecan duyduğunuz performanslar var mı?
Ankara’nın kendini kanıtlamış bar sahnelerinde iki yıl boyunca aralıksız ve yoğun bir sahne programı gerçekleştirdik. Bu süreçte hem kendi bestelerimizi hem de etkilendiğimiz sanatçıların parçalarını, kendi yorumumuzla sahneye taşıdık. Bu yıl Ankara Kahve Festivali sahnesiyle ilk festival deneyimimizi yaşadık. Önümüzdeki dönemde ise bar programlarını azaltarak; kayıt sürecimize, lansman konseri hazırlıklarımıza ve festival sahnelerine odaklanmayı planlıyoruz.
Son olarak sizi dinleyenlere ve dinleyeceklere neler söylemek istersiniz?
Üretim sürecimiz devam ediyor ve çok güzel yeni şarkılar yaptığımızı düşünüyoruz. Bunu gerek dijital platformlarda gerek canlı performanslarda herkesle paylaşmak isteriz. Herkesi bekleriz, takipte kalın.



Yorum Bırakın