Kaostan Beslenen Bir Rüya: Bitter Frambuaz | #Röportaj

Kaostan Beslenen Bir Rüya: Bitter Frambuaz | #Röportaj
  • 0
    0
    0
    0
  • Bitter Frambuaz röportajı: Kuruluş hikayesi, "Unutulur" ile gelen dönüm noktası, müzikal tarzları ve 20 şarkılık yeni konsept albümüne dair tüm merak edilenler!

    1. Bitter Frambuaz’ı kurma fikri nasıl ortaya çıktı ve grubun ilk günleri sizin için nasıl geçti?

    Başar: Benim için hikâye MTV’de Nirvana’yı ilk gördüğüm an başladı. O andan sonra “ben de böyle bir şey yapmalıyım” fikri, fark etmeden hayat amacım hâline geldi. Utku’yla lisede ilk grup denemelerimizi yaptık; kendisi kuzenim olur. Denemeler tabii ki faciaydı: klasik ergen grup hâlleri, az tecrübe, çok hayal… Hatta bir noktada Utku’yu gruptan attım ne yazık ki.

    Utku: O değil de benim haberim bile olmamıştı gruptan atıldığımdan. Sadece aramamışlardı beni. Başka birinden duymuştum. Lise işte, ne yapacaksın; çok sorun etmedik.

    Başar: Yıllar geçti; okul, iş, güç derken o sahne takıntısı bende hiç gitmedi. “Bu işi artık ciddi yapmam lazım” dediğim bir dönemde aklıma yine Utku geldi. O da aynı kafadaymış ki, çok da uzun sürmeyen bir ikna sürecinden sonra bu yeni grup kuruldu. Bitter Frambuaz’ın çekirdeği orada oluştu. Davul Bey’i ise eski gitaristimiz Kağan yoldan bulup getirdi. Kim olduğunu hâlâ bilmiyoruz ama yolun başından beri bizimle. Kendisi bizimle yalnızca davul çalarak iletişim kuruyor.

    Davul Bey: Bir gün yolda 7/8’lik bir ritimle yürürken kolumdan tutularak stüdyoya sokuldum. O zamandan beri Bitter Frambuaz’la çalıyorum. Grup elemanlarını pek tanımıyorum. Aralarında yalnızca Utku’yla iletişim kurabiliyorum. Nedendir bilmem…

    Başar: İlk günlerimiz eğlenceli olduğu kadar tokatlı geçti aslında. Ankara’da sahne almaya başlar başlamaz müzik piyasasının karanlık tarafıyla tanıştık; dolandırıldık, paramızı alamadık, saçma sapan organizasyonlara denk geldik. Ama bu bizi küstürmek yerine “madem sahnede böyle, o zaman bari kendi müziğimizi kaydedelim” noktasına itti. Çok oyalanmadan direkt albüm sürecine girdik.
    Bizdeki hikâye “bir araya geldik ve her şey bir anda mükemmel oldu” değil; daha çok hayal kurup dayak yiyerek pişen bir grup hikâyesi.

     


    2. Müzikal tarzınızı “Türk-alternatif/indie” olarak tanımlıyorsunuz; bu tarzı kendi sözleriniz ve ritimlerinizle nasıl ifade ediyorsunuz?

    Başar: İlk albümden beri saçma sapan tarz isimleri uydurarak ilerliyoruz. İlk on şarkımıza kendi aramızda “caz falan” diyorduk mesela; tuhaf akorlar, ölçü oyunları… Sanırım kendimizi hazır bir kalıba sokmak istemediğimiz için böyleydi.

    Utku: Tabii ki gerçekten caz yaptık diyemeyiz. “Caz Falan” yaptık. Yeni projemizi de mesela Progressive Punk diye tanımlayabiliriz.

    Çağatay: Tanımlara çok takılmamak lazım. “Caz falan” meselesi de zamanında; hafif swing var, absürt akorlar var, farklı ölçüler kullanılıyor diye ortaya çıktı. Ben o dönem grupta yoktum. Bugün biri “Progressive Punk nedir?” diye sorsa net bir tanım yapmak zor. “Genre” meselesi artık eskisi gibi işlemiyor.
    Ben senelerdir neredeyse sadece sert ve agresif müzik dinlemiş biriyim. Gruba ilk girdiğimde müzik bana aşırı soft gelmişti. O yüzden tamamen geyik olsun diye grubun tarzına “Soft Gey Rock” demeye başladım. Hatta işi biraz ileri taşıyıp, gruptakileri triggerlamak için buna özel tasarım yapıp sticker bile bastırdım. (Umarım kimse ofansif algılamaz, tamamen geyik.)

    Başar: Dürüst cevap şu: Biz o “Türk-alternatif/indie” etiketini daha çok insanların bizi bir yere koyabilmesi için kullanıyoruz. İçeride kendimizi artık pek öyle hissetmiyoruz.

     
    3. Şarkı sözlerinizde yaşanmışlıklar, duygusal deneyimler ve felsefi temaları bir araya getiriyorsunuz; yazarken sizin için en kritik şey ne oluyor?

    Başar: En kritik şey, yazdığım satırın hem gerçek olması hem de sahnede parlaması. Yaşamadığım bir şeyi yazmayı sevmiyorum.
    Şarkı ne kadar süslü olursa olsun, eğer ben onu yaşamadıysam ya da gerçekten içimden gelmiyorsa bu zaten anlaşılıyor. Bizim ülkede söz çok güçlü; kimse kolay kolay şiir kitabı almıyor ama şarkı sözleri herkese dokunuyor.
    En başından beri Bitter Frambuaz olarak sözlerle kendi absürt evrenimizi yaratmak istiyoruz. Bunu da kelime seçimleriyle yapıyorum: büyüler, hayaller, rüyalar, yıldızlar, evrenler…
    Yeni albümde de bütünlüklü bir hikâye anlatma planımız var. Bakalım ne olacak.

     
    4. Grup içinde herkesin müzik yapımına katkısı nasıl ilerliyor?

    Başar: Bitter Frambuaz’da herkes her şeye karışıyor. Hafif bir kaostan besleniyoruz diyebiliriz.
    Söz ve vokal bende. Şarkıların hikâyesini önce yaşıyorum, sonra sözleri ve ana vokal melodilerini yazıyorum. Konsept ve his tarafıyla ilgilenmeyi seviyorum. Beste ve düzenleme tarafının kalbi ise Utku.

    Utku: Sözlere çok girmem ama fikirleri birlikte kuruyoruz. Bestelerde ortak çalışıyoruz. Bazı şarkı ya da düzenleme fikirleri de benden çıkıyor.

    Davul Bey sadece “davulları çalan adam” değil. Temel groove’un yanında; nerede patlayacağız, nerede nefes alacağız, nerede back vokal girecek gibi konularda sürekli fikir veriyor. Prova boyunca vokal, aksan, giriş-çıkış önerileri yapıyor. Sürecin her anında var.

    Başar: Ozan ve Çağatay ise gruba ısınma sürecini yeni yeni tamamladı diyebiliriz. Yaklaşık bir yıldır bizimle çalıyorlar ama bu albümle birlikte ilk kez “çekirdek yaratım ekibi”ne tam anlamıyla dahil oldular. Şu an yoğun şekilde fikir, geri bildirim ve riff/part öneriyorlar. Özellikle Çağatay’ın gelişi grubun sound’unu başka bir seviyeye taşıdı; daha sert, daha sahne odaklı, daha karakterli bir tona kaydık.

    Çağatay: Uzun süre sert ve agresif müzik yaptım. İlk provaya gittiğimde ekipmanlarım bile Bitter Frambuaz’a uygun değildi. Daha önce yazılmış şarkıların sahne icrasında da benimle birlikte fark oluştu. Hâlâ yaptığım bazı şeyler gruba fazla sert geliyor ama neyse ki birbirimizi anlayıp her şeyi bir iskelete oturtabiliyoruz.

     


    5. “Bu Albümü Rüyamda Gördüm” EP’si sizin için ne ifade ediyor?

    Başar: Eski fotoğraflara bakmak gibi. Bizim için şuydu: “Tamam, artık muhabbeti bırakıp KENDİ şarkımızı, KENDİ ismimizle kaydediyoruz.”
    Stüdyoyla yaşanan sorunlar, kendimize fazla güvenmemiz, tarz arayışı derken biraz karışık bir iş oldu. Bugünden bakınca, çevrenin yönlendirmesiyle daha güvenli bir sound’da kalmışız gibi hissediyorum.

    Utku: “Sen bunu anca rüyanda görürsün” lafından geliyor biraz. Hayal etmek güzel ama bizim toplumda herkes birbirinin ayağını kaydırma peşinde. “Gördük” dedik, sonra da kaydettik.
    Kayıt sürecinde çok şey öğrendik ve en önemlisi ne istediğimizi orada anlamaya başladık. Gerçekten grup olma hissini ilk kez orada yaşadık. Bugün o şarkıları bambaşka düzenlerdik ama o hâliyle de bizim rüya dönemimizin kaydı. Yeni albüm ise o rüyadan uyanıp işin karanlık tarafını da anlatma hâli olacak. Eğlenceli bir şekilde tabii. Artık dertleri biraz azaltmamız lazım.

    6. Tekliniz “Unutulur” Spotify listelerine girince grubun dağılma kararı değişti; bu sizin için bir dönüm noktası oldu mu?

    Başar: Evet, net şekilde dağılma yolundaydık ama hâlâ beraberiz, gördüğünüz gibi. O dönem gerçekten kopma noktasındaydık.
    İşler, hayat telaşı, depresyon, pandemi, motivasyon kaybı derken “herhalde bu grup burada biter” hissi vardı hepimizde. Prova yapmaya üşendiğimiz, şarkıları açıp dinlemek istemediğimiz bir dönemdi açıkçası.
    “Unutulur”un Spotify listelerine girmesi bize şunu gösterdi: Biz bir şekilde hâlâ ilerliyoruz. Sonra dönüp baktık ve o eski heyecanlı, hayal kurduğumuz dönemleri hatırladık. O da devam etmemizi sağladı.

    Utku: Sonrasında Ozan ve Çağatay’la yollarımız kesişti. Şimdi bambaşka noktalara doğru gidiyoruz gibi duruyor.

    Davul Bey: Sakinleşme döneminde herkes gibi ben de kabuğuma çekilmiş, tuhaf ritimler üzerine düşünüyordum. Başar bana dağılma konusunda bir şeyler söylemişti (sonradan öğrendim) ama ne dediğini anlayamadığım için çok umursamadan düşünmeye devam etmiştim.
    Sonrasında “Yıldızım Olsan” sürecinde Utku beni kabuğumdan çıkarıp tekrar stüdyoya soktu ve süreç o şekilde ilerledi.

     


    7. “Vitrin Süsü” gibi şarkılarla popüler bir yön denemek sizin için ne ifade ediyor?

    Başar: Bunu söylemek ne kadar doğru bilmiyorum ama “Vitrin Süsü”yle bilinçli bir deney yaptık. “Madem bu işin Spotify ve playlist tarafı var, hadi bir şarkıda oyunu tamamen kurallarına göre oynayalım” dedik.
    Daha ulaşılabilir bir şarkı yapmak için özellikle çalıştık ve listelere de girdi. Konserde çaldıkça da daha keyifli hâle geldi.

    Utku: Ama şunu da söyleyeyim, Başar başta bu şarkıyı yapmak istememişti. İlk yorumu “çiçekli gömlekli, göbekli dayılar plajda dans ediyor hissi var” olmuştu. Ritminden herhalde.

     
    8. “Yıldızım Olsan” albümü sırasında yazdığınız şarkılar ve denediğiniz farklı ritimler sizin için hangi süreci temsil ediyor?

    Başar: “Yıldızım Olsan” dönemi benim için söz anlamında aşırı kişisel. Tamamen yaşadıklarımdan; depresyonumdan, takıntılarımdan ve sorguladığım konulardan beslendim.
    O albümdeki birçok satır gerçekten kafamdan geçenlerin birebir kaydıydı. Günlük tutmak gibiydi. O yüzden enerjisi biraz melankolik, biraz öfkeli ama aynı zamanda umut arayan bir yerden geliyor. Bu arada depresyonu atlattım, onu da belirteyim.

    Utku: Müzik tarafında bu albümde biraz daha çekingen kaldık sanki. “Spotify’ın kuralları”na göre oynadık diyebiliriz.

    Başar: Bugünden bakınca, “Yıldızım Olsan” yeni albüm için bir hazırlık provası gibiydi. Orada kırılmayı ve depresyonu kaydettik; şimdi o duyguyu daha sahne odaklı, daha özgüvenli bir sound’la birleştiriyoruz. En azından hissettiğimiz bu.

    Davul Bey: “Bu Albümü Rüyamda Gördüm” ve “Yıldızım Olsan” kafa olarak neredeyse zıt iki iş. İlk albümdeki riskli denemelerin çoğu ikinci albümde yok. Bu geçiş bize önemli dersler verdi. Şimdi planladığımız albümde bu derslerin etkisi net şekilde hissedilecek diye düşünüyorum.

     
    9. Önümüzdeki 20 şarkılık konsept albümden beklentileriniz neler?

    Başar: Önceki sorularda aslında bunu epey anlattık. Artık daha farklı işler ortaya koymak istiyoruz. Denenmemişi denemek bizi daha çok heyecanlandırıyor.
    Önce bizim heyecanlanmamız lazım ki dinleyen de heyecanlansın. Bu albümle sound’umuzu baştan tanımlayıp, sahnede coşup eğlenirken Türkiye’de alternatif sahnede daha görünür olmak istiyoruz.

    Utku: Bizim de dinlemeyi seveceğimiz bir iş olsun istiyoruz. Aynı zamanda dönemden bağımsız, kalıcı bir şey üretmek önemli.

    Çağatay: Daha sert kısmı bana kalmış galiba. Herkesin hedefi farklı tabii. Benim için çalarken eğlenebileceğim, dinleyenin de eğlendiğini görebileceğim ve gitar çalımı açısından beni tatmin edecek bir iş çıkarmak önemli.
    Şu anki albüm sürecinde kimsede bir mutsuzluk görmüyorum, o güzel.

     
    10. Son olarak sizi tanıyanlara ve tanıyacaklara neler söylemek istersiniz?

    Başar: Kendi takıntılarımızı, kırılmış ama parlak zamanlarımızı müziğe dökeceğiz. Bunu yaparken sahneyi birlikte coşturup, bolca eğlenip anı yaratmak istiyoruz. Bir de konserlere gelin bence.

    Utku: Bizi takip edin. Hangi manyak grubun adı Bitter Frambuaz olur ki? İllaki bir şey yapar bunlar.

    Davul Bey: Bizi dinlerken genelde karşılaşacağınız şey tuhaflık olacaktır. Meraklıları bekleriz.

    Instagram


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.