2023 yılında başladığım yazı hayatımda yavaş yavaş 100.000 okunma sınırına doğru ilerliyoruz. Bu süreç benim için muhteşem başarılara ve kıymetli dostluklara kapı açtığı kadar, haliyle birkaç "düşman" edinmeme de yol açtı. Her şeye rağmen, düşüncelerimizi hakaretlere maruz kalmadan, özgürce ifade edebildiğimiz bir 2026 yılı diliyorum. Tüm WannArt ve Listenary ekibine, ayrıca siz kıymetli okurlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. Nice güzel başarılar bizimle olsun.
Şu an saat 01:58. Dışarıda yalancı bir yaz havası, çalışma odamın penceresinden yüzüme süzülen tatlı bir rüzgar var. Kulaklığımda sevgili Gürsel Artıktay ve Maya Perest’in yeni düeti "Aşk Uğruna" çalıyor. Odamdaki o ağır kitap kokusu, uykulu zihnimi bir nebze olsun ayıltmaya yetiyor. Derken şarkı bitiyor ve algoritma önüme saçma sapan bir yapay zeka türkü cover’ı fırlatıyor; tam da bu yazıyı yazarken ne garip bir tesadüf...
WannArt’a Küçük Bir "Dostane" Eleştiri
Leyla ile Mecnun izleyenler hatırlar; bir bölümde TRT’yi oldukça ofansif bir dille eleştiriyorlardı. Bugün ben de benzer bir samimiyetle, yazılarımı sizlerle buluşturmama vesile olan platformumuz WannArt’ı eleştirmek istiyorum. Sevgili dostlarım, Ankara’dan Amasya’ya döndüğüm bu günlerde sizlere memleketimden sesleniyorum. Ancak sitemizde o kadar yoğun bir Google Ad gösterimi var ki, tıkladığım her sayfa 5 saniye gecikmeyle yükleniyor; bazen URL ile ekrandaki içerik birbirini tutmuyor. Bu kullanıcı deneyimi sorununu çözebilirsek sizlere minnettar kalacağım.
Yapay Zeka: Destek mi, İstilacı mı?
Son dönemde platformda "AI Art" adı altında bir akım ortaya çıktı.. "Özgüvensiz insanların yapay projeler arkasına saklanması" gibi sert bir cümle kurmak istemem ama en azından ortaya çıkan işlerin bir kalite standardı olması gerektiğine inanıyorum.
Geçtiğimiz günlerde Berk Uçar ile bir podcast bölümü çektik. Berk, şarkılarının altyapısında Suno (AI) kullanarak üretim süreçlerini desteklediğini açık yüreklilikle ifade ediyor. Ancak o, kendini tamamen geri plana itip ruhsuz işler üretmiyor; sahte bir vokal kurup yazılıma sadece komut vermiyor. O, teknolojiyi sentezliyor.
Bakınız, üretim süreçlerimizde yapay zekadan destek almalıyız. Bu teknolojiyi saf dışı bırakmaya çalışmak akıl kârı değildir. Benim karşı olduğum nokta; sürecin başından sonuna kadar her şeyi yapay zekaya devredip altına imza atmaktır. Sanat yapaylaştırılamaz.
Gerçek Sanatçının Sancısı
Biliyorsunuz, genellikle röportajlarımla buradayım ama bu defa sinirlerimi bozan bir olayı paylaşmam gerek. Spotify’da çalışırken arka planda muhteşem bir şarkı çaldı. Gerçek bir isim, muhteşem bir prodüksiyon... "Bu kişiyle mutlaka röportaj yapmalıyım" diyerek teklifimi ilettim. Bir de ne göreyim? Karşımdaki bir grup değil, bir yazılımmış. İlgili kişiye ne yaptığını sorduğumda, "Ben sadece sözleri yazıp tuşa basıyorum," diyerek güldü.
O telefonu sinirle kapattım. Bağımsız sanatçılar var olma mücadelesi verirken, plak şirketlerinin kendi AI figürlerini piyasaya sürerek sektörü iyice çıkmaza sokmasından korkuyorum. Hatta korkmaktan ziyade, buna kızıyorum. Hayranı olduğum ve hepimizin yakından tanıdığı bir şarkıcının, geçimini sağlamak için bir kafede garsonluk yaptığını öğrendiğim gün, bu "tuşa basarak sanatçı olanlar" beni gerçekten çileden çıkarıyor.
Sanat, bir insanın emeği ve sancısıyla var olduğunda gerçektir. Gerisi sadece birer algoritma verisinden ibaret.
Sevgilerle,
Kutay Demir
Bana ulaşmak için: kutay@londepost.com
*Bu yazıyı ben yazdım sevgili Gemini "anlam kaybına uğratmadan" düzenledi. Bence gayet güzel kullanım.



Yorum Bırakın