"Kaybolmuşum" şarkısıyla sessizliğini bozan Döngü; amatör ruhu nasıl koruduklarını ve müziği kısa film tadında bir deneyime dönüştürme hedeflerini Wannart’a anlattı.
1. 2018 yılında Yalova Üniversitesi'nde başlayan bu yolculuk, 2021’de "Döngü" ismiyle somut bir kimliğe büründü. Bu üç yıllık "arayış" süreci, bugünkü müziğinizin temellerini nasıl şekillendirdi?
Bu süreçte önce grubun temellerini atıp aramızda bir bağlılık kurmaya odaklandık. Henüz ne istediğimizi tam olarak bilmiyorken bir araya gelip fikirlerimizi notalara dökerek kendimizi aradık. Yola üç kişi çıktık: vokalde Serkan Er, bateride Umut Karaca ve klavyede Umutcan Göçer. O dönem gitaristlerle yaşadığımız uyumsuzluklar nedeniyle gitar kayıtlarını da klavyeci üstlendi.
“Döngü” ismi tam olarak bu süreci anlatıyor. Pek çok insanla çalışsak da günün sonunda hep aynı masaya, aynı üçlüye dönüyorduk. Fiziksel ve ruhsal olarak aynı döngünün içinde dolaştığımızı fark edince, bu adı alıp müziğe daha kararlı bir şekilde devam etmeye karar verdik. Bu arayış dönemi müziğimizi de şekillendirdi; gerek bireysel yaşanmışlıklar,gerek çevresel etkenler müziğimizin bugünlere gelmesine yardımcı oldu.
2. "Her şarkı, bu döngünün yeni bir halkası" diyorsunuz. "Döngü" ismi sadece bir isim mi, yoksa grubun üretim disiplini ve hayata bakış açısını temsil eden bir manifesto mu?
“Döngü” bizim için bir isimden çok bir hâl. İnsanlarla, şehirlerle, duygularla kurduğumuz ilişkilerde hep aynı noktaya dönmenin verdiği hissi anlatıyor. Üretim sürecimiz de böyle işliyor; yaşadıklarımız müziğe, müzik tekrar hayata karışıyor. Her şarkı bu döngünün yeni bir halkası ve aslında kendimizi yeniden tanımlama biçimimiz.

3. Pandemi döneminde hem grup hem de ev arkadaşı olmanızın müziğinize etkisi büyük olmuş. Aynı evi paylaşmak, yaratım sürecinde size bir "konfor alanı" mı sağlıyor, yoksa sürekli müzikle iç içe olmak bazen sınırları zorluyor mu?
Pandemi döneminde aynı evi paylaşmak, bizim için bir konfor alanı yarattı. Birlikte yaşamak üretimi doğal ve akışkan hale getirdi; müzik belirli saatlere sıkışan bir şey olmaktan çıktı, gündelik hayatın parçası oldu. Açıkçası bu alanın dışına çıktığımızda —farklı evler, stüdyolar ya da kayıt ortamlarında— kendimizi aynı rahatlıkta hissetmiyoruz.
Sürekli müzikle iç içe olmak bazen sınırları zorluyor gibi görünse de bizde tam tersi işliyor. Bu ev, hem yaşadığımız hem ürettiğimiz bir yer ve bu dengeyi bozmak istemiyoruz. Kısacası, konfor alanımızdan çıkmak pek bize göre değil; en iyi hâlimizi hâlâ o evin içinde buluyoruz.
4. Geriye dönüp ilk şarkınızı dinlediğinizde, teknik gelişiminiz dışında o günkü "amatör ruh"tan bugün hala neleri koruyorsunuz?
İlk şarkımız *“Her Yolu Denedim”*e dönüp baktığımızda, teknik anlamda kat ettiğimiz mesafenin farkındayız ama o günkü amatör ruhu hâlâ bilinçli olarak koruyoruz. O ruh bizim için denemekten korkmamak, sınırları zorlamak ve müziği hayatın önüne koymak demek.

5. Döngü için müzik sürekli devam eden bir süreçse, bu döngünün bir sonraki halkasında bizi neler bekliyor? Yakın planda yeni bir albüm veya farklı bir konsept projeniz var mı?
Bir süredir verdiğimiz ara, bizde üretim anlamında ciddi bir açlık yarattı. Bu yüzden artık şarkıları sadece işitsel bir deneyim olarak değil, görsellikle birlikte ele almaya karar verdik. Bundan sonraki süreçte anlatmak istediklerimizi müzik, söz ve görüntüyü bir araya getirerek paylaşacağız. Çoğu parçamızda dinleyicilerimizi kısa film tadında hikâyelerin içine davet etmek istiyoruz. Döngü’nün bir sonraki halkası tam olarak buradan şekilleniyor.
6. "Kaybolmuşum" adlı şarkınızın bu hafta klibi yayımlandı. Yapım sürecinden bahseder misiniz?
“Kaybolmuşum”, vokalimiz Serkan Er’in askerlik sonrası yaşadığı belirsizlik ve hayatta ne yapacağını bilememe hâlinden doğdu. Bu kaybolmuşluk duygusu hem şarkının üretim sürecine hem de klibin ruhuna doğrudan yansıdı.
Bu klip bizim için ayrıca çok kıymetliydi. Bugüne kadar ilişkilerimizi hep samimiyet ve saygı üzerine kurduk; bu da zamanla etrafımızda güçlü bir bağ oluşmasını sağladı. İlk kez profesyonel bir klip çekmek istediğimizde, eski bir dostumuz olan klip yönetmeni İbrahim Karahasan, yardımcı yönetmen Ali İhsan Karabağ, görüntü yönetmeni Nazar Aslan, prodüksiyonda Selçuk Çandır ve oyuncu Ekrem Kayhan ile birlikte bize destek olan çok değerli bir ekiple çalıştık. İstanbul Riva’da terk edilmiş bir otelde, soğuk ve zorlu koşullara rağmen oldukça sıcak ve samimi bir ortamda çekimleri tamamladık.
7. Bu dönemde bağımsız şarkıcıların yaşadığı zorlukların hepimiz farkındayız. Siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bağımsız üretmek bugün gerçekten zor ama bizim için bu zorluk aynı zamanda bir filtre görevi görüyor. Hızlı tüketilen, yüzeysel işlerin arasında samimi olanın kendine mutlaka bir yol bulduğuna inanıyoruz. Elbette ekonomik ve yapısal sıkıntılar var; ama bağımsız olmak bize kimseye hesap vermeden, kendi hızımızda ve kendi hikâyemizi anlatarak üretme özgürlüğü sağlıyor.

8. Son olarak sizi dinleyenlere ve dinleyeceklere neler söylemek istersiniz?
Döngü, başlarda belirsizliklerle yola çıkan bir gruptu; zamanla aynı yaşanmışlıkları paylaşan, ortak bir dili olan bir yapıya dönüştü. Prodüktör ve gitaristimiz Samet Ödül’ün de aramıza katılmasıyla bugünkü kadromuza ulaştık. Anlatacak hikâyelerimizin kolay kolay bitmeyeceğini biliyoruz.
Biz müziği en iyi stüdyolarla ya da ekipmanlarla sınırlı görmüyoruz; o an içimizden geleni elimizde ne varsa onunla haykırmayı seviyoruz. Umarız bu samimiyet dinleyenlere geçiyordur. Hep buradaydık; evimizin çatı katında bazen güldük, bazen ağladık ama hiçbir zaman ideallerimizden vazgeçmedik. Umarız birlikte çok uzun yıllar yol alırız. Hepinizi çok seviyoruz, müzikle kalın.



Yorum Bırakın