Fransız Devrimi: Özgürlük Neden Kana Bulandı

Fransız Devrimi: Özgürlük Neden Kana Bulandı
  • 1
    0
    0
    0
  • Fransız halkını meydanlara iten sebep sadece öfke değildi, umut da vardı. Halk yüzyıllar süren adaletsizlik, ağır vergiler ve ayrıcalıklı bir aristokrasi düzenin bardağı taşırdığını düşünüyordu. “Özgürlük, eşitlik, kardeşlik” sloganı yalnızca bir politik talep değil, insanca yaşama arzusuydu. Devrim, başlangıçta halkın onurunu geri kazanma, yaşam kalitesini arttırma mücadelesi gibi görünüyordu.

    Ancak tarih bize şunu sıkça gösterir: Maalesef güç el değiştirirken masum kalmıyor. Monarşinin baskısını yıkmak için başlayan hareket, kısa sürede kendi baskı mekanizmasını üretmeye başladı. Özgürlüğü koruma çabaları zamanla korkuyu ve şiddeti meşrulaştırdı. Ne yazık ki giyotin, adaletin sembolü olarak meydanlara dikildi; fakat zamanla adalet ile intikam arasındaki çizgi giderek kayboldu.

    Şimdi sormamız gereken sorular var: ‘İyi niyet yıkıcı ya da vahşi olabilir mi?’ ve ‘Özgürlük arayışı ne zaman başkasının özgürlüğünü yok etmeye dönüşür?’ Fransız Devrimi, yalnızca bir rejim değişikliği değil; insan doğasının güce temas ettiğinde nasıl dönüşebileceğinin de kanıtıdır. Baskıya karşı çıkanlar, gücü ele geçirdiklerinde baskının yöntemlerini devraldılar. Çünkü sorun bazen sistemden çok, gücün kendisindedir. İnsanoğlunun güç arzusu tarih boyunca kendini göstermiştir. Ve çoğunlukla, gücün hakimi olanlar zamanla o gücü neden aldıklarını unuturlar.

    İlerleyen zamanlarda görürüz ki Napolyon’un yükselişiyle birlikte devrim farklı bir otoriteye evrildi. Yani halkın monarşiye karşı başlattığı mücadele, yeniden merkezi bir güçle sonuçlandı. Bu durum şunları düşünmemizi sağlar: Toplumlar özgürlük ister, fakat belirsizlikten korkar. Kaos büyüdüğünde düzeni, hatta güçlü bir lideri arar. Özgürlük isteriz ama bunun güvenli bir ortamda olmasını da isteriz.

    Maalesef Fransız Devrimi dediğimizde yaşanan kanlı olaylar da işin içine giriyor. Bu konulara detaylı bir şekilde girmek istemiyorum. Biz burada olan bir çelişkiye parmak basalım. Hak, adalet arayışı ile güç tutkusu arasındaki ince çizgi. İyi bir amaç, yanlış yöntemle birleştiğinde yıkıcı olabilir. Bu yüzden tarihten sadece geçmişi değil, insanın içindeki potansiyeli de öğreniriz.


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.