Bir odanın içinde büyür insan.
Taht dediğin şey, cellada ait bir sandalyeden ibarettir.
Duvar sana bakmaz;
sen, çivisiz bir dünyada
omuzlarınla duvar olmayı öğrenirsin.
Geçici olan dünyada
kalıcı acılar büyüterek
kendi göğsünün içindeki boşluğu ölçersin.
Bazı geceler, kalbinde usulca çalan
ölüm çanının hediyesi olan
yatak kenarına bırakılmış gömleği giyersin.
Bir yere ait olamamanın sessizliği
kemiklerine hücum ederken,
çivisi çıkmış dünyada
askıda kalmış bir resim olduğunu fark edersin:
biraz eğri,
biraz kırık,
eskimiş anılardan ibaretsin..
Ve sen,
hiçbir yere ait olmayışını bir isyana dönüştürdüğünde
işte o zaman krallık mülk değil, ateş olur.
Ama en azından
ilk kez
kendi ateşinde ısınırsın.


Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın