Üç Kültür, Tek Uyum: Confessions ile "The Reveal" Öncesi #Röportaj

Üç Kültür, Tek Uyum: Confessions ile "The Reveal" Öncesi #Röportaj
  • 2
    0
    0
    0
  • Paris’te bir caz okulunun koridorlarında kesişen yollar, İngiltere’den Türkiye’ye, oradan Ermenistan’a uzanan kültürel bir köprü ve pop, groove, R&B tınılarıyla örülü nev-i şahsına münhasır bir sound... Confessions, sadece bir müzik grubu değil; Selen, Zara ve Georgie’nin dostlukla temellenen, "itiraflarla" şekillenen kolektif hikayesi. 4 Nisan’da yayınlayacakları ilk EP’leri "The Reveal" öncesinde; üretim süreçlerinden bağımsız müzisyen olmanın zorluklarına, Paris sahnelerinden gelecek hedeflerine kadar her şeyi konuştuk.


    1.    "Confessions" isminin arkasındaki hikaye nedir? Grubun kuruluş sürecinden bahseder misiniz?

    Aslında her şey çok spontane gelişti. Hepimiz zaten okuldan arkadaştık ve müzisyendik ama ortak bir projemiz yoktu. 2023 Mayıs’ında bir arkadaşımızın konseri için ön grup ihtiyacı doğunca, Selen ve Zara olarak şarkı söylerken bize “Siz yapsanıza” dendi. Fikir hoşumuza gidince çevremizdeki en iyi isimleri topladık. İsim konusu da bir o kadar doğal gelişti; bir gece yarısı üç kız oturmuş birbirimize hayatımızı anlatırken Georgie, “Neden ismimiz ‘İtiraflar’ (Confessions) olmasın?” dedi. Her şey o gece başladı.

    2.    Paris’teki bir caz okulunda tanışmak müziğinizin teknik altyapısını nasıl şekillendirdi?

    Caz eğitiminin izleri hem kayıtlarımızda hem de canlı performanslarımızda net bir şekilde duyulabiliyor. Bu eğitim armonik dilimizi zenginleştirirken müzikal hassasiyetimizi de artırdı. Birlikte şarkı söylemek bizim için sabır ve disiplin gerektiren bir maceraydı. Teorinin derinliklerine inmek, birbirimizi dikkatle dinlemeyi ve gerçek anlamda iş birliği yapmayı öğretti. Bu deneyim sadece sound’umuzu değil, müziğe duyduğumuz saygıyı ve profesyonelliğimizi de şekillendirdi.

    3.    İngiltere, Türkiye ve Ermenistan gibi üç farklı kültürel kökenden gelmek, üretim sürecinizde nasıl bir sentez yaratıyor?

    Sesimizi benzersiz kılan temel unsur bu farklı geçmişlerin birleşimi. Zara caz ve popla büyürken elektronik ve rap’e evrildi; Selen rock kökenli bir evden gelip kendi kimliğini pop ve cazla buldu; Georgie ise bizim “caz çiçeğimiz” olmasının yanı sıra house müziği keşfediyor. Bu çeşitliliğe bir de çok dilli yapımız eklenince, bestelerimize tamamen özgün ve kişisel bir dokunuş katabiliyoruz.

    4.    Pop, groove ve R&B’yi bir araya getiren sound’unuzu en iyi tanımlayan üç kelime nedir?

    İçten, özgün ve yenilikçi.

    5.    4 Nisan’da yayınlanacak olan ilk EP’niz "The Reveal" yolda. Yapım süreci nasıl geçti?

    Parça seçiminden sonra demolar üzerinden Ableton’da düzenlemelere başladık. Stüdyo versiyonu ile canlı performansın farklı yorumlara sahip olmasını istedik. Synth’lere ve atmosfere odaklandık; ardından gerçek davul, bas, piyano ve vokal kayıtlarını tamamladık. İçimize tam anlamıyla sinmesi için mastering öncesinde haftalarca miks üzerinde çalıştık.

    6.    Şarkılarınızda aşk ve hayat gibi evrensel temaları işlerken, üç farklı sesin uyumunu nasıl sağlıyorsunuz?

    Bizim uyumumuz müzikten önce, dostlukla başladı. Birbirimizi insan olarak tanımamız büyük bir güven zemini oluşturdu. Farklı kültürlerden gelmemizi bir engel olarak değil, zenginlik olarak görüyoruz. Genellikle şarkılarımızda her birimiz bir kıtayı (verse) üstlenip kendi perspektifimizi anlatıyoruz; nakaratta ise kolektif bir ruhla buluşuyoruz. Kıtalarımız kişisel, nakaratlarımız ise evrensel.

    7.    Bağımsız sanatçıların yaşadığı piyasada varolma sorunları hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Artık herkesin evinde müzik üretebilmesi büyük bir üretim yoğunluğu yaratıyor ve bu da bazen değerli işlerin fark edilmesini zorlaştırıyor. Bu durum streaming platformlarına büyük bir güç veriyor. Bağımsız sanatçılar olarak sadece müzik yapmıyor, projenin her aşamasını (PR, prodüksiyon, strateji) tek başımıza yürütüyoruz; bu da oldukça yorucu. Ancak biz Confessions’ın samimiyetine ve sahnemizin gücüne güveniyoruz.

    8.    Yakın gelecekte Confessions’ı hangi sahnelerde veya hangi projelerin içinde görmeyi hayal ediyorsunuz?

    Bahar aylarında Fransa’da konserlerimiz olacak. Eylül 2026’da Paris’te, bugüne kadar çaldıklarımızdan daha büyük bir salonda teatral bir deneyim sunacak büyük bir lansman gösterisi hazırlıyoruz. Ardından bir Avrupa turnesi hedefimiz var. 2027 ise bizim için uluslararası açılım ve ilk albüm yılı olacak.

    9.    Müziğinizi ilk kez dinleyecek olan bir Wannart okuruna, grubunuzu anlatmak için hangi şarkınızı önerirsiniz?

    Kendi adımızı taşıyan “Confessions” parçası dünyamızı keşfetmek için harika bir başlangıç. Üçümüzün de kendi ana dillerinde verse’lerini okuduğu, İngilizce nakaratla birleşen enerjik bir parti şarkısı. Tabii ki herkesi Nisan ayında çıkacak olan, farklı modlar barındıran EP’miz “The Reveal”ı keşfetmeye davet ediyoruz.

     


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.