Eminim ki Carrie'yi her gördüğümüzde acaba biz de bir köşe yazısı yazsak onun kadar başarılı olur muyduk sorusunu kendimize soruyoruzdur. En azından ben soruyorum. Onun arkadaşlarıyla yaşadıklarını, Manhattan'daki günlük yaşantısını, Big'e olan toksik aşkını ve diğer ilişkilerini, modaya olan sevgisini anlattığı köşesini eminim ki bayıla bayıla okurdum. Yazabilir miydim orası muamma tabi. Bu yazıda Carrie kadar iyi olmasa da ilişkiler hakkındaki bazı deneyim ve düşüncelerimi paylaşmayı düşünüyorum. Bu öngirişi yaptıktan sonra herkese iyi okumalar diliyorum.
İlişkiler karmaşık gelir bana birini hayatına almak, bundan dolayı bazı sorumluluklar üstlenmek ve bunun yanında karşımızdakine de bazı sorumluluklar yüklemek. Elbetteki bunlar benim ilişkiye bakış açımla alakalı. Bu görüşlerimi terapistime anlattığımda ve bunun üzerine konuştuğumuzda bunun aslında bir savunma mekanizması olduğunu fark ettim. Çünkü evet kırılmaktan ve üzülmekten deli gibi korkuyordum. Mevcut durumda karşımdaki kişiye bir ortak, belki hayatımı birlikte geçireceğim adam şeklinde değil tamamıyla bir yük olarak bakıyorum. Yeri geldiğinde muhtaç olacağım ve yeri geldiğinde bana muhtaç olduğu için onunla ilgilenmem gerekecek bir yük. Her sabah sırf zorunda olduğum için günaydın mesajı atacağım, özel günlerde hediyelerle şımartacağım arada sırf o bana söylüyor diye birkaç zoraki sevgi sözcüğü söyleyeceğim bir yük. Evet kulağa aşırı geliyor olabilir ancak bununla benzer bir görüşteydim. Ancak zamanla çevremdeki ilişkileri, kendi ilişkilerimi gözlemledikçe - biraz da terapstimin yardımıyla- bu görüşten uzaklaşmam gerektiğinin bilincine ulaştım. Ama sıradaki aşama daha da zordu benim için. Yeni bir görüşü benimsemek zordur çoğu zaman ki ben burada bunun da ötesine geçip yeni bir görüş oluşturdum, oluşturuyorum, oluşturacağım. Bu zamanla olacak bir şey tabi ki, bir anda hop diye bir şeyleri kabul edemeyeceğim. Yeni şeyler deneyeceğim, yeni insanlar tanıyacağım ve hala bir parçam evet kahrolsun bir parçam beni bu hastalıklı düşünceden kurtaracak o beyaz atlı prens denir mi bilmiyorum ama o kişiyi bekliyor ve evet hala aşka inanıyorum -herkesin benimsediği aşktan biraz farklı bir aşk benimsiyor olsam da-
Tüm bu farkındalık sürecinden sonra kendime sormadan edemeyeceğim şu soruyu sormak istiyorum -Carrie'nin o meşhur repliğini anmadan edemeyeceğim "and I started to wonder"-
"Bir ilişki yük değilse benim için ne?"
Hepimizin bir ilişkiyi tanımlama şekli farklıdır elbette; kimimiz için bulutların üstünde dolanmak, birlikte planlar yapmak kimimiz için zamanla kurulacak bir yapı, inşa edilecek bir ev ve kimisi için beyaz bir gelinlikle o uzun çiçekli yolda el ele yürümek. Nasıl tanımlarsak tanımlayalım aşka bir şekilde inanıyoruz kim bilir belki yaradılışımızda bu var. Benim de yapmam gereken sanırım benim için aşkı, beklediğim ilişkiyi tanımlamak. Ta çocukluğuma inmeyeceğim tabi ki burada. Sadece bana neyin sıcak geldiğini, hangi anlarda kendimi güvende hissettiğimi ve nasıl sevildiğimde gerçekten mutlu olduğumu anımsamalıyım.
Belki de bütün mesele, ilişkiyi tanımlayabilmek değildir. Belki mesele, biriyle birlikteyken kendini tanımlayabilmek, kendini kaybetmeden ancak üzerine bir şeyler ekleyerek sevebilmektir. Hayatıma eklenen kişide kendimi bulmak, ondaki sıcaklığa sarılabilmektir. Belki de sorumluluk almak değil bir defa olsun sorumluluk yüklemek, ihtiyaç duymaktır.
Bilmiyorum ama bu bilmemek zayıflığım değil, hayata olan samimiyetimden geliyor.
Evet ben hâlâ cevabı arıyorum. Ancak bu arayış acele bir arayış değil. Düşünmeyi seviyorum. Her şeyi anlamlandırmayı, ihtimalleri hesaplamayı, kendimi korumayı... Ama bazı şeyler sadece yaşanarak öğreniliyor. Sanırım bu da onlardan biri. Sanırım "yaşamak" kavramı hakkında da biraz düşünmeliyim.
Kim bilir... Belki birkaç yıl sonra bu yazının devamını yazarım ve "Meğer ilişki benim için buymuş." derim.
Ya da tam Carrie'nin yapacağı gibi, o zamana kadar sadece yeni bir soru bulurum.
Ve galiba ilk kez, eskisi kadar korkmadığımı hissediyorum.
Belki de şimdilik bu kadarı yeter.
Sevgiyle, Erva



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın