Tavsiye Alınmayacak İnsanlardan Tavsiye Almak Üzerine Yerli ve Yersiz Sözler

Tavsiye Alınmayacak İnsanlardan Tavsiye Almak Üzerine Yerli ve Yersiz Sözler
0 Beğen
0 Yorum

Açıkçası bu gece içimden yazmak geçmiyordu ancak bir anda kendimi tam da böyle bir durumun içerisinde buldum. Uzun yıllardır tanıdığım ama genelde fikirlerini dikkate almadığım ya da küçümsediğim -evet küçümsemek doğru kelime, belki de en toksik özelliklerimden biri bu- birinden hayat tavsiyesi alırken buldum kendimi.

Aslında burada inkar edeceğim bir nokta olmamalı diye düşündüm sonuçta herkes gibi tavsiye alıyordum ve bunu yaparken istemsizce de olsa bazı kriterler belirliyordum. Böylelikle bir anda "tavsiye almak ve de tavsiye aldığım insanlarda aradığım özellikler" gibi bir konu belirdi kafamda.

Öyleyse başlığımı atıyorum: Tavsiye Aldığım İnsanlarda Aradığım Özellikler

Öncelikle söylemeliyim ki "tavsiyesi alınmayacak insanlar şunlardır" gibi genel bir çıkarımım yok bu konuda. Sadece kendim farkında olmadan ya da çevremdekilerden öğrendiklerime göre şu cümleleri kuruyor veya duyuyorum: Mesela ben duygularını uçlarda yaşayan birinden tavsiye almak istemem veya kızıl saçlı insanlardan...

Evet kızıl saçlı insanlar. Nedenini açıklayamıyorum, mantıklı bir gerekçem de yok. Ama belli ki zihnim bir yerlerde kızıl saç ile güvenilir olmayan tavsiyeler arasında açıklayamadığım bir bağlantı kurmuş.

Demek ki kafamızda -her zaman olduğu gibi- bazı tabular var.

Karşımızdaki insanın yaşayışı, fikirleri, geçmişi, özellikle başarısızlıkları hatta bazen en alakasız özellikleri bile o kişiden tavsiye almak isteyip istemememizde etkili oluyor.

Bunu söyleyen kişi kim? Hayatı nasıl? Daha önce söyledikleri ne kadar doğru çıktı? Onu ne kadar ciddiye alıyorum?

Kısacası, karşımızdaki insanın söylediklerini değil, çoğu zaman o insan hakkındaki fikrimizi dinliyoruz.

O zaman acımasız soru geliyor: 

“Ben tavsiye alacağım insanları gerçekten doğru kriterlere göre mi seçiyorum, yoksa hayatını benim onayladığım biçimde yaşayan insanların söylediklerini daha doğru kabul etmek işime mi geliyor?”

Tam da soruyu sormuşken, bu yazıyı yazma sebebim olan kişiye geri dönüyorum.

Bunca yıldır tanıyorum, liseyi beraber okuduk. Fikirlerini çoğu zaman önemsemiyor hatta bazı konularda onu "daha az sağduyulu" buluyorum. Şöyle bir dönüp hayatına baktığımda aldı "ben olsam böyle yapmazdım" dediğim çok nokta var. Yani kendi koyduğum kriterlere göre, açıkçası tavsiye almak için ilk sıralarda değerlendireceğim biri değil. Ama bugün çok etkiledi beni söyledikleri. Bana dedi ki "Şu an bu kadar çabalıyor oluşunun ekmeğini mutlaka yiyeceksin ancak biraz daha sabretmeyi öğrenmelisin" 

“Ben tavsiye alacağım insanları gerçekten doğru kriterlere göre mi seçiyorum, yoksa hayatını benim onayladığım biçimde yaşayan insanların söylediklerini daha doğru kabul etmek işime mi geliyor?”

Haklı olabilir veya sabırlı ol demek herkesin verebileceği bir tavsiye mi? Herkesin verebileceği bir tavsiyeyse ve ve arkadaşım haklıysa yukarıda boşu boşuna ne anlattım ben? Belki de anlatmak istediğim şey tavsiyenin kendisinden çok, benim tavsiye alma biçimimdir. Çünkü düşünüyorum da, birinden tavsiye alırken aslında yalnızca ne söylediğine bakmıyorum. O kişinin hayatına, seçimlerine, karakterine, hatta bazen tamamen alakasız özelliklerine bakıyorum. Kafamda bir değerlendirme yapıyor, sonra söylediklerinin ne kadar dikkate değer olduğuna karar veriyorum. Bu kulağa ilk başta çok mantıklı geliyor. Sonuçta hayatımı hiç istemediğim bir şekilde yaşayan birinin bana hayatımı nasıl yaşamam gerektiğini anlatmasını neden ciddiye alayım? Ama burada küçük bir problem var. Bir insanın hayatını beğenmiyor olmam, onun her konuda yanılıyor olduğu anlamına gelmiyor.

Belki de bazı tavsiyelerin değeri, ne kadar özgün olduklarından veya kimden geldiğinden hatta tavsiyeyi veren kişinin hayatının nasıl olduğundan değil, bizim onları daha önce kendimize söyleyememiş olmamızdan geliyor. Ya da daha kötüsü, kendimize söyleyip durduğumuz belki de bu uğurda depresyona girdiğimiz, TikTok'ta üzerine videolar izlediğimiz -evet günümüzde bu çok yaygın ve ne var ki hepimiz illa bir kere yapmışızdır- ya da o meşhur kişisel gelişim kitaplarından cevaplar aradığımız bir şeyi başkasından duyduğumuzda artık görmezden gelemiyoruz. 

Belki de bazı insanların bize verebileceği en değerli şey, hayatlarını örnek almamız değil. Bazen sadece bizim göremediğimiz bir noktayı görebilmeleri. Kendi hayatlarında kötü kararlar vermiş olsalar da, gelişen ve değişen dünyada aynı kalmış olsalar da dışarıdan, bambaşka bir açıdan bize baktıkları için görebilmiş olmaları mümkündür belki.

Ve galiba insan ilişkilerinde en zor şeylerden biri de şu: Birini genel olarak haklı bulmamakla, onun söylediği tek bir şeyin doğru olabileceğini kabul etmek arasında bir yerde durabilmek. Çünkü bir insanı ya tamamen doğru ya da tamamen yanlış kabul etmek çok daha kolay. Ben de sanırım biraz bunu yapıyorum. İnsanları kafamda sınıflandırıyorum. Kimin fikrini önemseyeceğime, kimin tavsiyesini dinleyeceğime, kimin söylediklerini ciddiye alacağıma karar veriyorum. Sonra da kendi oluşturduğum bu küçük listenin dışından gelen bir cümle beni rahatsız ettiğinde şaşırıyorum.

Belki de sorun tavsiye almakta değil.

Kimin konuşmaya hakkı olduğunu düşündüğümüzde.

Sevgilerle, Erva

Küçük bir özür notu: Kızıl saçlı okurlardan da ayrıca özür diliyorum. Sizinle bir alıp veremediğim yok hatta tavsiyelerinizi de dinlemek isterim. Burada yaptığım şey sadece uçlarda bir örnek sunmaktı sizi seviyorum :)

 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın