Aslında Kimsin Sen?

Aslında Kimsin Sen?
1 Beğen
0 Yorum

Eskilerin her sözünü sevmem. Küçük hayatlarını kurtaracak kapsül öğretiler gibi gelir. Ama bazen, bazı cümleler sanki zamanın çok ötesine, zamansız dediğimiz yere yazılmış gibidir. Taş tabletten başlatıp dijital devrimin ötesindedir… 

……

“Bir insanın kendine ettiğini yedi köy bir araya gelse, yapamaz”

Bugün bu cümle üzerinde düşündüm (antidepresanın en güzel etkisi, düşünebilme yetisini yeniden kazandırmakmış). Hem olumlu, hem olumsuz taraflarıyla… 

Buradaki öğreti, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin, diğer bütün ilişkileri tanımladığının farkına varabilmekmiş. Stoacı düşünce demek isterdim ama bunu söyleyen Anadolulu’nun, bunu söylediği zamanda Stoa öğretilerinden pek haberinin olmadığını, hatta dünyanın geri kalanının da bihaber olduğunu düşünüyorum. Ama bu farkındalık, “irfan” dediğimiz aydınlanmadan öte, yaşantının içinde gelişen bilgelik, gözlem ve erdeme dayanıyor. 

Tam da burada, küçük hayatlarına önyargı ve medeniyet(!) seviyesinden attığım bakıştan hicap duyuyorum. Yaşantılarını, iç dünyalarını, doğadan edindikleri bilgeliği bilmeden, giyim/kuşam/konfor/eğitim ve bilgiye ulaşılabilirlik yönünden küçümsediğim, belki şu anda yürüdüğüm toprağı var etmiş insanların bu sözü, şimdi bile birçoğumuzun hayatında görmezden geldiği apaçık gerçektir.

Kendi gözümüzdeki/gönlümüzdeki yerimiz, diğer insanların gözünde/gönlünde olmak istediğimiz yerdir aslında. Kendi benliğimize reva gördüğümüz her olumlu/olumsuz yapı, başkalarının gözündeki yerimizi belirler. Kendimizle nasıl bir ilişki kurarsak, etrafımıza baktığımızda onlarca aynayla karşılaşırız. Buradaki kasıt, gerçek ilişkiyi belirler, yani aynadaki biz ve kimsenin bilmediği biz, bizin eşitlenmesidir. Aksi, bir noktada kırılmaya ve gerçek olanın dallanıp budaklanıp yüzeye çıkmasıyla, işte o yedi köyün yapamadığını yapar ve bizi yerle yeksan eder. Aslında o yedi köy, içimizde taşıdığımız ve çoğu kez maskelediğimiz, hunharca kullandığımız savunma mekanizmalarıyla sakladığımız gerçeğimizdir. Etkileyici sözcüklerimizle, büyük büyük öğütlerimizle kurduğumuz karakter, gerçek tarafından yıkılmaya mahkumdur. İşte o mahkumiyet,  yedi köy gücündedir ve asla önlenemez. Bu yüzden büyük sözleri, herkesi inandırdığınız erdemleri tekrar gözden geçirin. Kimse yokken kimsiniz? Aynı kişi değilseniz, önce içinizin size dürüst davranmasını isteyin ki bunu başarabilmek, erdemdir… Şayet içiniz size kim olduğunuzu söyleyebiliyor, eksik/güdük/gelişmemiş yönlerinizi aydınlatabiliyorsa, ne mutlu size; yedi köyle savaşma gücüne tam oda orada sahip oluyorsunuz… İçinizdeki "gerçeğinizi" sevin, sarılın ve defolarınızı onarın. Bazen her yere dokunamayabilirsiniz belki, ama onaramadığınızı da kabul ederek yolunuza devam edin...

Yorulmadan, yenilmeden, gerçek kalın.

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın