Sisyphus (Sisifos), halk arasında sadece bitmek bilmeyen o cezanın kahramanı olarak bilinse de hikayesinin derinine inildiğinde karşımıza tanrıların düzenine meydan okuyan biri çıkar. Korint’in kurucusu ve zekâsıyla bilinen kral Sisyphus'un bu ağır cezayı almasının sebebi, Antik Yunan mitolojisinde hybris olarak adlandırılan, yani ölümlü sınırlarını aşıp tanrıların düzenine meydan okumasıdır. Sisyphus'un bu cezayı aldığını merak ederek iyi mi yoksa kötü biri mi olduğunu düşünmüştüm ama Antik Yunan mitolojisinde günümüzdeki ahlaki anlamda iyi veya kötü olduğu için değil, tanrıların egemenliğini ve evrenin dengesini hiçe sayan eylemlerde bulunduğu için cezalandırılmıştır.
Sisyphus'un ölüm zamanı geldiğinde onu almaya gelen ölüm tanrısı Thanatos'u kurnazlığıyla kandırıp zincire vurmuştur. Thanatos tutsak kalıp yeraltına gidemeyince yeryüzünde ölüm durmuştur. İnsanlar artık yaşlansa da, hastalansa da, savaşlarda bile ölmemektedir. Bu durum evrenin döngüsünü tamamen altüst etmiştir. Savaş tanrısı müdahale edip Thanatos'u kurtardıktan sonra yeraltına götürülen Sisyphus burada da kurnazlığından vazgeçmemiştir. Ölmeden önce karısına cenaze töreni yapılmamasını tembihlemiştir. Hades'in huzuruna çıkınca, "Karım bana saygısızlık etti, gidip onu cezalandırmama izin ver, hemen döneceğim" diyerek yeraltı tanrısını manipüle etmiştir. Yeryüzüne ayak basar basmaz sözünü tutmamış, yeraltına dönmeyi reddetmiş ve tanrıları bir kez daha kandırarak uzun süre kaçmayı başarmıştır.
Tanrıların koyduğu kuralları, ölümün kaçınılmazlığını ve ilahi düzeni bu kadar cüretkârca arkasında bırakan Sisyphus; ölümlülerin asla geçmemesi gereken sınırları defalarca ihlal ettiği için yeraltı dünyasının en derin ve en korkunç yeri olan Tartaros'ta bu sonsuz kaya cezasına mahkûm edilmiştir. Bunların yanı sıra mitolojide işlediği başka suçlar da vardı. Sisyphus sarayına gelen yabancıları ve yolcuları tanımaksızın katlediyor ve dehşet saçıyordu. Xenia yani misafirlik ve konuklara iyi davranma kuralını ihlal eden Sisyphus, ilahi düzene başkaldırıp ölümü bile manipüle etmesini birleştirerek ona o efsanevi ve sonu gelmez bu cezayı layık görüp vermişlerdir. Dev bir kayayı dik bir dağın tepesine kadar yuvarlamaktır bu ceza; ancak kaya tam tepeye ulaşmak üzereyken ağırlığıyla tekrar aşağıya yuvarlanır ve Sisyphus bu taşı sonsuza kadar yeniden tepeye taşır.
Albert Camus'nün Sisifos Söyleni kitabında sorduğu gibi, kaya tekrar düşeceğini bile bile Sisyphus neden onu her seferinde yeniden yukarı taşır? Camus'ye göre bu sorunun cevabı ne bir umutta ne de cezanın bir gün biteceğine dair bir inançtadır. Sisyphus kayanın tekrar düşeceğini bilir ve kaderinin kaçınılmaz aynı zamanda anlamsız olduğunun da bilincindedir ama yine de devam eder. Sisyphus o taşı yukarı iterken tanrılara boyun eğmez, ben bu anlamsız döngüyü kabul ediyorum ama kendi irademle yapıyorum der. Tanrılara yine karşı yapabileceği en büyük başkaldırıdır bu. O kayayı iterken harcadığı her emek, her alın teri, attığı her adım tamamen ona aittir. Tanrılar ona acı çekmesi için sonsuz bir ceza vermiştir ama Sisifos o cezayı kabullenip iradesiyle bileyerek kendi kaderinin efendisi haline gelir. "Mutlu bir Sisifos hayal etmek gerekir" der Camus. Önemli olan taşı zirveye taşımak değildir, önemli olan o taşı tekrar o tepeye kaldırma arzusu ve o gücü bulabilmesidir. Bile bile her şeyi yapmasının sebepleri budur.
Peki siz, hayatınızdaki o 'sonsuz kayayı' her seferinde aynı azimle yukarı taşırken kaderinize boyun mu eğiyorsunuz, yoksa ona meydan okuyarak kendi iradenizin efendisi mi oluyorsunuz?



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın