Afar, film için ana mekan olarak kullanıyor desek hiç yanlış olmaz çünkü Kenan'ın fazla zaman geçirdiği tek yer afar. Orada daha fazla tek başına kalıyor, daha çok düşünmeye başlıyor ve babasına kendini kanıtlama çabası artıyor. Sonunda işler de daha karmaşık, ilginç bir hâl almaya başlıyor.
Dünyaya düşecek olan bir meteor, filmin yan ögesini oluşturuyor. Ara sıra konuşmalara giren meteor, karakterler için genelde anlamsızlık ifade ediyor. Yani dünyaya düşmekte olan bir meteor, toplumdaki herhangi bir bireyde tepki göstermiyor, bu tepkisizlik karşımıza mekanikleşme olgusunu çıkarıyor. Bu haberin yanı sıra Kenan’ın gişede sürekli aynı kelimeleri kullanması da buna bir örnek oluyor. Filmde mekanikleşme insanların günlük hayatlarına katılarak gözler önüne seriliyor. Filmin anlatısı bu vesileyle odak noktasına yerleştirdiği karakter yardımıyla toplumsal bir eleştiri görevi üstleniyor. İnsanlar o kadar umursamaz, o kadar kendi dertlerine odaklanmış durumdalar ki bir başkasının derdi yahut dünyanın yok olma ihtimali bile kimseyi ilgilendirmiyor. Filmin yarattığı bu umursamaz ve karanlık atmosfer, aslında gündelik hayatta sıkça karşılaşabileceğimiz bir durum. Derdimizi birine anlatırken karşı tarafın tepkisiz kalmasından öte, bir anda kendi derdini anlatmaya başlaması hâli, hikâyenin adeta hayattan bir parça olabilmesine olanak sağlıyor.
Bunun yanında, her zaman her yerde olan iktidar kavgası filmde de bulunuyor. Başta olan kişiyi haklı çıkarmamaya çalışmak, kendini her zaman baştakinin söylediklerinin tam tersi olarak yaratmak... Bir baba-oğul meselesi böyle karşımıza çıkıyor. Çünkü Kenan, günlük hayata taşıyamadıklarını, yapamayacağını düşündüğü her şeyi hayallerinde yaşadığında normalleşebilmektedir. Bir nevi ütopik bir dünyada yaşam sürerek olmak istediği adamı, yaşamak istediği hayatı hayallerinde canlandırır. Bunun sinematografik olarak yansıması ise filmi başlı başına farklı kılan unsur olarak öne çıkıyor. Hayalin ve gerçeğin içe içe geçtiği, yapaylıktan oldukça uzak anlatımı bir bulunuyor filmin. Yaşadığımız hayatların ne kadar sıkıcı olduğunu, gündelik dertlerimiz içerisinde kimseye zaman ayıramadan, aşklardan, hayatın güzelliklerinden ne denli uzaklaştığımızı tokat gibi yüzümüze vuruyor. Tüm insanların, tüm suretlerin aynı olduğu dünyada Kenan için en büyük kaçış noktası, hayalleri. Sadece Kenan'ın değil, bizim de kaçış noktamız hayallerimiz. Bu hayaller bizi çoğu zaman felakete sürüklese de bazen tek çıkış noktamız yine kurduğumuz hayaller oluyor.
Hayaller, günlük rutinler, aynı insanlar ve iktidar savaşları derken, sinemamızın en özel filmlerinden biri böylece ortaya çıkmış oluyor. "Tüm ruhlar çürümüş Kasvetli kutlama Tüm sahte yüzlerde Deri maske" She Past Away - Kasvetli Kutlama


Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın