Sınırsız Sanatçı: Damien Hirst - II

Sınırsız Sanatçı: Damien Hirst - II
  • 0
    0
    0
    0
  • Yazının ilk kısmında Damien Hirst'ün sanat felsefesinin temelini oluşturan duygularından ve popüler sanat eserlerinden bahsettik. Çağdaş sanatın tartışmalı sanatçı isimlerinden biri kendisi, bütün bu karmaşanın içerisinde bir kesim “Hirst’ün sanat piyasasının, mezatların ve galericiliğin kural ya da sınırlarını alaşağı ettiğini, hatta onun bir şirket haline geldiğini” söylüyor ki, bu aslında Hirst’ün üst kültüre ve alt kültüre hitap edecek şekilde fiyatlandırmayı yaptığı, bugüne kadar birçok işinin çeşitli uyarlamalarla yer aldığı bir “art shop” mevcut. Bütün bu sanatının pazarlamayla ilişkilendirildiği süreci ve sanatın ve sanatçının marka değeri kazanmasına kadar gelen süreyi bir tarafa bırakarak Damien Hirst’ün sanatına tekrar dönecek olursak Hirst’ün 1998’den başlayarak birkaç yılda bir tekrar ele aldığı nokta resimleri serisi var. Beyaz bir zeminde birbirini tekrar etmeyecek bir düzende oluşturulmuş yuvarlak renklerden oluşan, tamamının asistanları tarafından yapıldığı bu seri, tabi asistanın kim olduğunun da önemli olduğu apaçık: “Benim için en iyi nokta resimlerini yapan kişi Rachel’dır. Çok yeteneklidir. Kesinlikle çok yetenekli. Benden alabileceğiniz en iyi nokta resmi, Rachel’ın yaptıklarından biridir.” [caption id="attachment_175708" align="alignnone" width="946"]English Lilac, 2016 English Lilac, 2016[/caption] Yine tekrarlarını yıllar içinde değiştirerek oluşturduğu kelebeklerden kolajlar yaptığı bir serisi daha var ki kimi zaman kelebeklerin kanatlarını, kimi zaman kelebekleri tuvale yerleştirerek tek renk boyanmış versiyonların her biri 300.000 sterlin gibi oldukça yüksek fiyatlardan alıcı bulmuştur. [caption id="attachment_175838" align="alignright" width="1800"]Kindness, 2011 Kindness, 2011[/caption] Hirst’ün kelebek işleri de dahil olmak üzere, bir çok işini atölyede asistanlarının oluşturduğundan bahsetmiştik. Hirst’ün düşünsel süreçte varolmasına ek olarak asistan gruplarının bitirdiği işlere imzasını atarak, asistanlarını zorlu çalışma saatleri içerisinde, ki bu çalışma temposuna dayanamayarak çıkan bir çok asistandan dolayı Hirst’ün sürekli asistan ilanları verdiğide bilinen bir gerçek, bir fabrika misali üretim halinde olmalarından dolayı yapılan eleştirilerde ne kadar etik olduğu soruları yöneltilmesi üzerine Hirst: “Eserlerin üretildiği bir fabrika fikri hoşuma gidiyor, orada eser ile fikir birbirinden ayrılır, ama fikir üretecek bir fabrika fikri hoşuma gitmezdi.” diyor. Bu aslında Andy Warhol’un kendi “fabrikasını” kurduğu ve aynı hislerle imkanı olsa herkesi bu fabrikada seri üretim yaparken kullanmak istediğini söylediği fikrine biraz benziyor. O zamanda Andy Warhol yüksek kültür ile kitle kültürü arasındaki sınırları eriten Pop Art akımında, bir çeşit pazarlamacı yaklaşımı içerisinde kendini artık iş adamı olarak tanımlayacağı noktaya yaklaştığı dönemde kendi söylemiyle “…insanlar şu ’pazarlama’ meselesini masaya yatırdılar, “para kötüdür” ya da “çalışmak kötüdür” gibi düşünceler öne sürdüler ama para kazanmak da çalışmak da sanattır ve en iyi pazarlama, en iyi sanattır...” demesiyle, 70’li yıllardaki bu söylemlerinin üzerinden yarım asır geçmeden Damien Hirst’ün bunu başarılı bir şekilde uygulayabildiğini görüyoruz. [caption id="attachment_175841" align="alignleft" width="219"]Mushroom, 1999 Mushroom, 1999[/caption] Yine buna verilebilecek en iyi örneklerden biri Damien Hist’ün ilaçlar ve ecza dolaplarını kullanarak oluşturduğu serisinden sonra bu sanatsal üretimi bir aşama ileri götürerek, sıradan bir imgeyi kendiyle özdeşleştirerek dönüştürdü ve 1997 yılında “Pharmacy” isimli restoran- bar açtı. Fakat bir süre sonra bu eczane ve ilaç temalı ve yine dış cephesinin de aynı temadan oluşturulduğu ilginç görünümlü mekanın, hastaları yanlış yönlendirdiği gerekçesiyle açılan davaların sonucunda, kısa vadeli çözüm önerilerine rağmen, başarı sağlanamadı ve kapatıldı. Fakat kapatılması da sıradan olmadı ve Sotheby’s çalışanı bir çağdaş sanat uzmanı tarafından burada ki birçok ürünün de müzayede de satılabilecek olduğu fikrini ortaya atmasıyla çalışmalar başladı ve restoran-barda kullanılan tuzluk-biberlik, küllük gibi gündelik yaşamdan basit nesnelerinde yer aldığı ve 2000 sterlinden satılmaya başlayan eşyalar toplamda 11.1 milyon sterlin gibi bir fiyata ulaştığında, markalaşmış bir ismin kapanan restoranından kalan minik parçalar dahi olsa, satın alınmış olması, artık 21.yüzyılda gelinen popüler sanatçılar üzerinden yapılan pazarlama stratejilerinin, sanat tacirlerinin ne kadar ileri gidebileceğinin bir örneği haline geldi. Charles Saatchi’nin ve benzer iş adamlarının, koleksiyonerlerin, Damien Hirst gibi farklı isimler üzerinden de sürdürdüğü bu politikalarla birlikte, özellikle Hirst’ü ele aldığımızda da sayısızca örneğin üzerinden düşünüldüğünde sanat eserinin artık ticari bir nesneye dönüşmüş olması karşı konulamaz bir gerçek. Tüm bunlar ele alındığında biliyoruz ki çağdaş sanatın değeri artık kavramsal sanatın salt sanat eseri fikrini biraz da çemberin dışına iterek düşünsel süreci, düşünsel eylemi, baz alarak üretilen yapıtları da artık geride bırakmış, esere biçilen fiyat üzerinden sanat eserinin değer kazandığı bir pazarlama döneminin ürünleri haline gelmiştir. Hirst’ün başarısı bu pazarlama zincirine inşa ettiği kalesinde, elde ettiği başarı sürecin iyi yönetilmesi ve ardındaki büyük isimlerle mi alakalıydı yoksa Damien Hirst oldukça postmodern yaklaşımlarıyla iyi bir sanatçı mıydı? bu soruları hangi kıstaslara dayanarak cevaplayacağımız bilinemiyor, fakat biliyoruz ki Damien Hirst artık son dönemlerinde ve eski tutkusunu yitirmiş durumda. Hala marka değerini koruyor olması şu an da bile ortaya çıkarttığı eserleri satabilmesine olanak sağlıyor ama bu izleyicide ki “etkilenme”nin azaldığı gerçeğini değiştiremiyor. Damien Hirst’ün sanatında yine de göz ardı edemeyeceğimiz bir gerçek var ki o da süreç içerisinde ticari amaçlı olsun yahut olmasın farklı teknikler deneyerek sıradan imgelerle dahi etkili işler üretebilmiş olmasıdır. 21.yy belki de artık önüne geçilemeyecek metalaştırma sürecinin içinde, el değmeden hazırlanan sanat yapıtlarının, çağın getirilerini kabullenerek üretime geçildiği, sanatçının isminin sanat eserinden önemli olduğu, tüketim kültürüne ve popüler imgelere atıfta bulunularak, karmaşık ve tanımların ötesinde bir postmodern çağ olmasından ötürü bütün bu eklektik yapıların alkışlandığı bir dönemdir.   Kaynak: 1, 2, 3,

    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.