Okunma Sayısı: 127
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Bir Tablo ile Bir Çağı Özetlemek: Holbein’in Elçiler’i


Bir Tablo ile Bir Çağı Özetlemek: Holbein’in Elçiler’i
Rönesans döneminin yetkin sanatçılarından olan Genç Hans Holbein, ressam olarak oldukça üretken bir yaşam geçirmiştir. Ancak günümüze ulaşan eserleri içinde hiçbiri Elçiler kadar ilgi görmemiştir. Sanatçının en bilinen eserlerinden olan Elçiler, aynı zamanda hakkında en çok spekülasyon üretilen sanat eserlerinde de biridir. İlk bakışta özel sipariş bir ikili portre gibi görünse de Holbein’in bu tablosu, aslında dönem yaşantısına ve siyasetine dair birçok detayı içinde barındırır.

[caption id="attachment_210653" align="aligncenter" width="650"] Hans Holbein, Ambassadors, 2,7 x 2,1m, National Gallery, Londra[/caption]

Holbein’in Kendine Has Anlatımı


[caption id="attachment_210676" align="alignleft" width="234"] Genç Hans Holbein[/caption]

Elçileri’i incelemeden önce Holbein ile ilgili birkaç detayı bilmek ve tabloya ressamın perspektifinden bakmak daha yararlı olacaktır. Holbein, Almanya’nın Augsburg şehrinde doğmuş, seçkin ve ünlü sanatçı bir aileden yetişmiştir. Babası Yaşlı Holbein, döneminde saygı duyulan bir ustadır. Hem doğduğu şehir hem de yetiştiği aile, sanatçının dönemin gerisinde kalmasını engellemiştir. Sanatçı olarak birçok teknikte erkenden yetkinlik yakaladığı gibi çağın buluşlarından da hızla haberdar olmuş ve bunlara uyum sağlayabilmiştir. Ayrıca ailesinin konumu ve yaşadığı şehir gereği de Holbein, Reform sebepli çatışmalara oldukça yakından şahitlik etmiştir.

Tüm bu deneyimlerin Holbein’in sanatının oluşmasında etkisi olduğu söylenebilir. Ancak onu diğer sanatçılarından ayıran asıl özellik, portrelerini yaptığı kişileri neredeyse psikolojik denecek bir analiz ile izleyiciye sunabilmesidir. Resimde Kuzey geleneği ile yetiştiğinden, eserlerinin öznelerini idealize etme gereği duymaz. Herkesi olduğu şekli ile tuvaline yansıtması, onu günümüzün güvenilir kaynaklarından biri yapar. Holbein, portresini yaptığı kişiyi anlatırken neredeyse birebir denebilecek dış görünüşü dışında, kişiyi tanımlayan nesnelerden de faydalanır. Kişinin işini ve sosyal konumunu belli eden nesneler ile izleyiciye onun hayatı hakkında bilgiler verir. Sanatının geç döneminde, dikkati özneden başka bir yere çekmemek için nesne kullanımını azaltmış olsa da yerleştirdiği bu küçük ipuçları günümüz sanat tarihçilerine büyük fayda sağlamaktadır.

Ancak Holbein’in figürlerinde yine de sıra dışı olan bir yön vardır. Portrelerini yaptığı kişilerin duruşları, bakışları o kadar onlara özgüdür ki, izleyici eseri inceledikçe portrenin öznesinin düşünce dünyasında bir gezintiye çıkabilir. Karşısında duran figürün nasıl yaşadığını, nelerden hoşlanacağını ya da nasıl düşündüğünü tahmin edebilir. İşte bu durum Holbein’in eşsiz analiz yeteneklerinden gelmektedir. Bu yeteneklerini Elçiler tablosunun birçok noktasında da konuşturan Holbein, bu sayede bugünün insanlarına, o dönemin siyasi atmosferinde bir yolculuk yapma imkânı sunar.

Rönesans Özeti Olarak Elçiler


[caption id="attachment_210679" align="alignleft" width="157"] Fransa'nın Londra elçisi Jean de Dinteville[/caption]

Elçiler eseri, adından da anlaşılacağı üzere dönemin iki elçisini betimlemektedir. Bunlardan soldaki, dönemin Londra’daki Fransa elçisi Jean de Dinteville’dir. Dinteville’in aynı zamanda eseri sipariş eden kişi olduğu düşünülmektedir. Diğer figür ise dönemin Lavaur piskoposu Georges de Selve’dir. Georges de Selve, dini bir unvana sahip olmasına rağmen, tıpkı Dinteville gibi dünyanın farklı yerlerinde Fransa’yı temsil etmiş ve elçilik görevlerini yerine getirmiştir.

Bu ikili aslında aydın Rönesans insanını temsil etmektedir. Holbein, onların aydın ve üst sınıftan insanlar olduklarını etraflarına yerleştirdikleri eşyalar ile de hissettirmiştir. Zira bunların dünyanın farklı yerlerinden toplandığı bellidir ve kimi eşyaları kullanabilmek için belirli bir düzeyde eğitime de sahip olmak gerekir.

Özellikle ikilinin arasındaki çift katlı sehpada duran nesneler adeta aydın Rönesans insanına ve onun ilgi alanlarına bir pencere açar. Sehpadaki eşyalar Rönesans eğitiminin yedi temel sanatının birer temsilidir. Bu yedi branş kendi aralarında da triviu ve quadrivium olarak ikiye bölünür. Triviu; mantık, retorik ve dil bilgisini kapsar. ‘Temel sanat’ olarak da bilinir. ‘Triviu’nun kapsadığı bu üç branş hümanizm üzerine kurulu Rönesans eğitiminin temelini oluşturur. Tabloda görülen kişiler de belli ki bu branşlar ile fazlaca iç içe olan kimselerdir. Birer elçi olarak hitabet ve ikna kabiliyetlerinin yüksek olması gerekir. Bu durum da ancak kaliteli bir eğitim ile mümkün olabilir. Zaten dönemin ünlü hümanist düşünürlerinin birçoğu, zengin ailelerin çocuklarına siyaset, hitabet, mantık ve retorik gibi dersler vererek geçimlerini sağlamışlardır. Bu anlamda Dinteville ile Selve, ‘trivium’un canlı temsilleridir.

Quadravium ise müzik, astronomi, geometri ve aritmetiği kapsar. Bu branşların her biri de ikilinin arasındaki sehpanın katlarında farklı eşyalar ile belirtilmiştir. Lavta, gökyüzü gözlemlerinde kullanılan eşyalar, açıölçer ve bir aritmetik kitabı ‘quadravium’a gönderme yapar. Ancak bu eşyaların esere yerleştirilmesinin tek sebebi farklı eğitim dallarını temsil etmeleri değildir. Nesnelerin ne amaçla tabloya yerleştirildiğini anlamak için bunları teker teker incelemek gerekir.

Perdenin Arkasındaki Haç


Resmin sol üst köşesinde yer alan yarım haç, dönemin kilise kaynaklı çatışmalarının bir sembolüdür. Protestanlık mezhebinin ortaya çıktığı yıllarda yapılan eserde, kilise bölündüğü için haç da yarım görünmektedir. Perdenin ardında oldukça zor görülür şekilde resmedilmesi ise dinin insan hayatındaki yönlendirici etkisinin azalmasına bir göndermedir.


Jean de Dinteville


Eserdeki iki özneden biri olan Jean de Dinteville’in kıyafetleri soyluluğunu net bir şekilde belirtir. Dinteville’in kolunun altında taşıdığı hançerde ise, tablonun yapıldığı yıl olan 1533’te 29 olan yaşı yazmaktadır.


Sehpanın Üst Rafı


İkilinin arasında duran iki katlı sehpanın üst rafında solda bir gök küre görünür. Bu eşya, yukarıda da belirtildiği gibi Rönesans eğitiminin bir parçasını temsil eder.



Gök kürenin hemen yanında yer alan güneş saati de dönemin en teknolojik aletlerinden biri olup, resimde Londra’nın konumuna göre ayarlanmıştır. Hatta net bir ifade ile Londra, 11 Nisan 1533, saat 16.00’ı göstermektedir. Güneş saatinin yanında ise güneş saatleri, açıölçerler ve torquetum denen bir zaman ve yön bulma aracı yer alır.

En sağda, piskoposun kolunun altında görünen kitapta ise Selve’nin o yıl 25 olan yaşını belirten bir ifade vardır.



 

Halı


Üst rafın üstünde serili halı Avrupa’da ‘Türk halısı’ olarak bilinmektedir. Bu halıdaki Doğu motifleri hemen dikkat çeker. Yurt dışından getirildiği belli olan bu halı, elçilerin görevlerine gönderme yapmaktadır.


Sehpanın Alt Rafı




Sehpanın alt rafı daha çok yukarıda belirtilen ‘quadrivium’a ayrılmıştır. En solda bir yer küre göze çarpar. Kürenin izleyiciye dönük yüzü Fransa’nın Polisy bölgesini göstermektedir. Bu da tabloyu sipariş eden Dinteville’e bir saygı göstergesidir. Ancak yer kürede daha önemli olan detay, Avrupa’dan ‘Europa’ olarak bahsetmesidir. Bu durum Avrupa’nın artık ortak bir kültür çevresinde toplandığının işaretidir. Ayrıca küre, Colomb ve Macellan’ın yakın tarihlerde gerçekleştirdiği keşiflere göre çizilmiştir.



Yer kürenin hemen önünde bir aritmetik kitabı vardır. Bu kitap, Rönesans ile hızla gelişen ve büyüyen ekonominin bir temsilidir. Zira Rönesans’tan önceki yıllarda kısmen de olsa geri plana atılan aritmetik gelişen ekonomi ile birlikte yeniden önem kazanmış ve tüccarlar için olmazsa olmaz bir hale gelmiştir.

Sehpanın sağ tarafında ise bir lavta yer alır. Bu alet, quadravium’un alt kollarından biri olan müziğin sembolüdür. Ancak teli kopuk olan bu lavta (İng. Lute; Martin Luther’e gönderme) dönemin Hıristiyan dünyasında yaşanan çatışmaları simgeler. Kopuk teller kilisedeki bölünmenin bir temsilidir. Zaten müzik aletinin hemen önünde bir ilahiler kitabı bulunur. Bu kitap, Martin Luther’e aittir. Matbaada basıldığı da belli olan ilahiler kitabı, böylece Rönesans’ın en büyük iki olayı olan Reform hareketini ve matbaanın icadı ile önü açılan bilgi alışverişini tek başına temsil eder.



 

Kafatası


Eserin en çarpıcı noktalarından biri olan kafatası, ikilinin önünde yerde durur. Ancak bunun bir kafatası olduğunu anlamak ilk bakışta zordur. Çünkü perspektifi oldukça çarpıtılmış bir haldedir. Bu kafatası, dünyanın geçiciliğine vurgu yapıp ölümü hatırlatmak için yerleştirilmiş olabilir. Bu tarz bir yaklaşım Batı sanatında Barok dönem sonrasına dek sıklıkla görülmektedir. Eserin konusu ne olursa olsun tablolarda ölümü temsil eden nesnelere rastlanabilir. Ancak bu eserde garip olan kafatasının bu denli çarpıtılmış olmasıdır. Bu noktada Holbein, perspektifteki ustalığını sergilemek istemiş olabilir. Rönesans’ta yeni keşfedilen perspektif, birçok ressamın üstünde çalıştığı bir konu olduğundan sanatçı da ortaya koyduğu bu çalışma ile bir anlamda kendini ispatlamıştır.



 

[caption id="attachment_210672" align="aligncenter" width="300"] Kafatasının perspektifi düzeltilmiş görüntüsü[/caption]

Özetlenecek olursa Elçiler eseri, Holbein’in analiz yeteneklerini sonuna kadar kullandığı bir çalışma olmuştur. Ancak bunun yanında incelikli detayları ile de göz doldurmaktadır. Her biri özenle planlanmış ve tabloya yerleştirilmiş birçok nesne sayesinde Holbein, dikkatli gözlere tek seferde tüm bir çağın özetini geçmeyi başarmıştır. Bu açıdan da eser hem sanat için hem de tarih için oldukça önemli bir yere sahiptir.

 

Kaynakça

Sanatın Tüm Öyküsü, Stephen Farthing, Hayalperest Yayınları

Rönesans, Jerry Brotton, Dost Yayınları

https://artsandculture.google.com/

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!