Okunma Sayısı: 107
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Anadolu’nun Alkatrazı: Sinop Tarihi Cezaevi


Anadolu’nun Alkatrazı: Sinop Tarihi Cezaevi
Bu yazımızda yeşil ve mavinin buluştuğu Karadeniz'in huzurlu ve sakin şehri güzel Sinop'un, tarihe damga vuran karanlık atmosferi ve mahkumları ile dikkat çeken Sinop Cezaevi'ne bir yolculuk yapacağız. Gelin bu kuş bile uçamayan karanlık ortamın büyüleyici hikayesinde bize yoldaşlık edin...

Sinop Cezaevi, üç tarafı denizlerle çevrili, nem oranı oldukça yüksek bir konumda bulunmaktadır.



İlk inşa edildiği dönemlerde kale olarak kullanılmaktaydı. Ancak bu kalenin uçlarının altında yine zindanları bulunuyordu. Gaskalılar tarafından yapılan bu kale 1214 tarihinde Selçuklular tarafından alınmıştır. Korunma amaçlı olarak kullanılan bu kale Grek, Pontus, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılara ev sahipliği yaparak onları korumuş ve güçlendirmiş. Fatih Sultan Mehmet döneminde kalenin daha da büyüdüğünü hatta tabyaların da Fatih Sultan Mehmet döneminde temellerinin atıldığı bilinmektedir. Fatih Sultan Mehmet’in kayınpederi ve eşi Sinopludur. O yüzden buraya verilen özel bir önem bulunmaktadır.



Bu kalenin resmi olarak cezaevi olması 1887 tarihinde gerçekleşmiştir. Sinop Mutasarrıfı olan Veysel Paşa bu kaleye yeni binalar ekleyerek ayrıca hamam yaptırmış fakat 1979 tarihinde isyan sonucu yanmıştır. Kadın ve erkekler bölümünden ve erkeklerden oluşan bu koğuşa ayrıca 1939 tarihinde 2 katlı 9 koğuşlu çocuk koğuşu da yapılmıştır. Önemli bölümünden bir özelliği, Dünyanın ikinci sıkıntılı cezaevi olmasıdır. İşkenceler anlamında bilinen ikinci cezaevidir. Birincisi Amerika’da bir adada bulunan "Alkatraz".
Zamanında “Anadolu’nun Alkatrazı” olarak adlandırılan ve tanınan Sinop Cezaevi, 1996 yılında tamamen Kültür Bakanlığı tarafından kapatılarak müzeye çevrilmiştir. Birçok tarihe şahitlik eden Sinop Cezaevi, şairler, sanatçılar, yazarlar görmüş ve ev sahipliği yapmıştır. Sinop Cezaevi özellikle yüksek duvarları ile ünlü olan bir yerdir. 11 tane burç, 22 ve 18 metre yüksekliğinde ve 3 metre kalınlığından duvarların olduğu bu yerden ne kuş uçmuş ne de kimse kaçabilmiştir. Kuşların bile uçup kaçamadığı bu yerde 2 kişi kanalizasyondan kaçmaya çalışmış birisi ölürken diğeri yakalanmıştır. Başka da kaçmaya cesaret edebilen olmamıştır.

Sinop Cezaevi İşkenceleri
Her eski tip cezaevlerinde ne yazık ki işkenceler bulunmaktadır. Bunların en kötülerinden birisi Alkatraz, ikincisi ise Sinop Cezaevidir. Mahkumlara akıl almaz birçok işkenceler, deneyler yapılmış, bu cezaevlerine giren herkes ölü olarak bilinirmiş. Sinop Cezaevi'nde işkence odaları olarak özel bir oda olmamasının yanı sıra her koğuş, her hücre mahkumlar için birer işkence odasıydı. Özel olarak yapılan işkence odalarında ise elektrik verme, dayak atma, açlığa terk etme, kül basma, çeşitli deneyler yapma gibi birçok odalar yer almaktadır. Bu odalara girenlerin ya birçoğu öldürüldü ya da kendileri bir şekilde intihar etmişlerdir.



Sinop Cezaevi'nde 3 kısımdan oluşan 28 koğuş ve 300’den fazla hücreler bulunmaktadır. Bu kısımlarda çocuklara özel koğuşlar, kadınlara ve erkeklere özel koğuşlar olarak ayrılmıştır. Bunların yanı sıra, küçük bahçeler, hücreler, zindanlar, çeşitli atölyeler, koğuşlar, önemli yerlerde kurulan büyük gözetleme kuleleri, eski mahkum nakil aracı, muhasebe, idari bina, revir, savcı odası gibi odalar, eski yataklar yer almaktadır. Sinop Cezaevi, Evliya Çelebi’nin 1568 tarihinde Sinop ilini anlatarak Sinop Cezaevi'nden şöyle bahsediyor. “Büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkumları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun, oradan mahkum kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar.”



MAHKUMLARI:
Sinop Cezaevi, birçok mahkuma misafir etmiş ve bu mahkumlar arasında önemli, ünlü insanları da barındırmıştır. Bu isimlerde ise en önemli ünlülerden birisi olan Sabahattin Ali uzun yıllar kalarak eserlerini yazmasına vesile olmuştur. Cumhuriyet’in 10.yılı sayesinde af ile çıkmıştır.

Sabahattin Ali’nin yanı sıra Osman Deniz, Kerim Korcan, Osman Cemal Kaygılı, Refik Halit Karay, Refi Cevat, Ahmet Bedevi Kuran, Hüseyin Hilmi, Burhan Felek, Hüseyin Pehlivan ve diğer kaydı olan ünlüler de yer almaktadır. Sinop Cezaevi sadece masumların olmadığı yerde ayrıca katillerin ve acımasız insanların da bulunduğu bir yerdir. Burada yaptığı bıçakları denemek için bile adam öldürenler bulunmaktadır. İzmirli Nazif işlediği cezalardan dolayı 130 yıl ceza almıştır. Elbasanlı Ramazan çok daha acımasız olarak işlediği cezalardan dolayı 200 yıl ceza almıştır. Bunlar gibi daha birçok suçlu da burada yatmıştır.



SABAHATTİN ALİ’NİN MAHKUMİYETİ:

1930lu yıllar, ilk toplumsal gerçekçi denemelerinin yayımlandığı ve Nazım Hikmet ile tanıştığımız bir dönemdir. Yazı süreci hızla devam etmektedir; ancak ikinci bir ihbar, bu sefer onun tutuklanmasına yol açacaktır. Aydın Erkek Sanat Mektebi'nde bulunan Türkiye Komünist Partisi'nin Kızıl İstanbul adlı gazetesi, onun öğrenciler üzerinde yıkıcı etkisi olduğu ihbarı ile tutuklanmasına neden olur. Söz konusu parti ile ilişkisi olmadığından dava beraat ile sonuçlansa da, 3 ay süren tutukluluğu, onun eserlerindeki karakterlerin oluşmasında önemli bir yer edinir.

1931 senesinde Konya'ya atanır. Burada annesi ve kız kardeşi ile birlikte yaşayan Sabahattin Ali; hem Almanca öğretmenliğine devam eder, hem de kalemini işletir. Yazdıklarını bir taraftan da dergi ve gazetelere gönderir. En önemli eseri olan Kuyucaklı Yusuf bu dönemde Yeni Anadolu gazetesinde 15 sayı kadar tefrika edilmiştir. Ücretini alamayınca tefrika yarım kalır ve bir ihbara daha maruz kalır. Bir arkadaş meclisinde okuduğu Memleketten Haber isimli şiiri Atatürk'e hakaret içerdiği gerekçesi ile hakkında dava açılır.

"Cumhurbaşkanına ima yoluyla hakaret"ten hüküm giyen Sabahattin Ali için Konya ile başlayan hapis günleri Sinop ile devam eder. 26 Aralık 1932 senesinde tutuklanan, 29 Ekim 1933'de cezası bağışlanan Sabahattin Ali'nin hapishaneye dair görüşlerini Duvar hikayesindeki şu satırlar ifade etmektedir:
"Bir mahpusu dünya ile hiç alakası olmayan bir zindana kapamak, ona en büyük iyiliği yapmaktır. Onu en çok yere vuran şey, hürriyetin elle tutulacak kadar yakınında bulunmak, aynı zamanda ondan ne kadar uzak olduğunu bilmektir."

Sinop Cezaevi, pek çok yazarımızın o deli dalgalara dayanmaya çalıştığı bir yer olarak tarihteki yerini alırken, Sabahattin Ali'nin kaleminden Hapishane Şarkısı adlı şiirler çıkmış, Göklerde Kartal Gibiydim ve Aldırma Gönül bugün her dilde yer eden nağmeler olarak bestelenmiştir.





Ayrıca Sinop Tarihi Cezaevi'nde günümüze kadar pek çok dizi ve film çekilmiştir. Bu dizilerden biri olan "Parmaklıklar Ardında" dizisinin seti müze haline getirilip, kullanılan eşyalar koğuşta sergilenmektedir.
Sinop Tarihi Cezaevi'ni ziyarette çok makul bir bilet fiyatı olmasıyla birlikte devasa büyüklüğe ve insanın gerçekten duygularına hitap eden bir atmosfere sahiptir. Sabahattin Ali'nin 20 nolu koğuşu, parmaklıklar, hücreler, geçmeyen zamanlara karşı tükenen ömürler... Ekibimiz, okuyucularımız ve diğer bütün insanlar... Hiçbirimizin hayatı her zaman güllük gülistanlık, bolluk neşe içerisinde geçmiyor; tatlısıyla, tuzlusuyla hissederek yaşıyoruz. İçinizi karartmak istemeyiz ancak biz size yolunuz düştüğünde muhakkak bu duyguyu tatmanızı tavsiye ediyoruz.


Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!