11. BÖLÜM GÜN GEÇMİYOR, ZAMAN ÇOK HIZLI

11. BÖLÜM GÜN GEÇMİYOR, ZAMAN ÇOK HIZLI
1 Beğen
0 Yorum

Sonunda bitti. Sonunda gerçekten bitti. Yani demek istiyorum ki zaman geçti ve gençlik bitti bunu fark etmem birkaç senemi aldı ama yine de fark ettim. Zaman bir şekilde geçiyor ve geçerken senden de bir parça götürüyor, hatta bazen bir değil birden fazla parça. Zamanın geçtiği süreç boyunca şunu fark ettim ki en büyük dilemma kendinle verdiğin savaş. Aslında hiç öyle olmayan durumlar için, hiç yaşanmayacak olaylar için, hiç söylenmemiş veya söylenmeyecek sözler için kendine verdiğin savaş … Maalesef bu savaşın bir kazananı yok, gerçi tıpta bunun bir adı var; anksiyete bozukluğu. Çağımızın en tatlı, en popüler, olmazsa olmazı bir hastalık. Yani biriyle tanıştığında herhangi bir hastalığı yoksa o kişinin Gözümüzde nasıl bir değeri olabilir ki? Mutlaka bir problem olması lazım, hiçbir şey yoksa en kötü ihtimalle depresif olmalı ki onu sınıflandırabilmemiz için elimizde bir malzeme olsun. Konu yine başka yerlere saptı. Konumuz aslında gençliğin hızlı bitmesi gençlik ve yetişkinlik arasında kalan süre boyunca ne olduğumuzu bilmememiz ve bununla baş etmeye çalışırken kendimizi aradıkça daha da kaybolmamız.

Herkesin dilinde dolaşan bir cümle var hayata geç kalmadın daha yeni başlıyorsun. Tamam da (hayır o tamam da kanka şakasını yapmıcam) Yine de bir yerlere geç kalmadın mı yine de yaşımdan gitmedi mi? Belki evet bir okula daha gidebilirim , başka bir işe girebilirim, yeni bir ilişkiye başlayabilirim yaparım ama zaman geçiyor? Ve zaman geçtikçe yaşlanıyoruz ne yaparsak yapalım yaşlanıyoruz. Yani yamyamlık yapıp cenin yemiyorsa anız Yaşlanıyoruz ve bunu durduramayız.

İşte uzun süredir düşündüğüm şey bu yaşlanmak , gençlik, çocukluk ucubeliği. Evet çocukluk ucubeliği dedim çünkü Bu bir gerçek hemen her çocuk tuhaf, aslında normal olacak olan şeyler çocukken hep tuhaf yani çocuklara normal ama yetişkin olarak düşününce aşırı derecede saçma.

İşe bu yönden bakınca mantıklı geliyor. Çocukken yaptığımız tuhaf şeyleri düşünün o zamanlar onlar tuhaf gelmiyordu normal geliyordu ama şimdi onları yeniden gözden geçirdiğimizde çok tuhaf geliyor hatta arttırıyorum o cube gibi geliyor. Belki bir noktada abartıyor olabilirim ama yine de …

Bu konuya nereden geldiğimi hiç bilmiyorum, olsun.

Tüm bunları düşünmemin sebebi yaşım yani 26 , kimisi için inanılmaz genç kimisi için 27ler kulübüne son bir yıl, Kimisi için de dünyanın en yaşlı dönemi. Kabul etmek zorundayız hepimiz yaşlanıyoruz o yüzden onu bir kenara bırakıp şunu düşünmeye karar verdim; elimdeki bu yaşla ne yapıyorum?

Cevap şu; hiçbir şey.

Evet bir şeyler yapıyorum çabalıyorum düşünüyorum yazıyorum çalışıyorum ama gerçekten var olabiliyor muyum? Sınırlarımı alışabildin mi? Kim olduğumu bulabildin mi? Kim olduğumu bulmakla ilgili problemlerimi çözebildim mi?

Cevap belirsiz.

Hiç diyalogu olmayan, hiç monologue olmayan bir kitap okumak gibi hayat. Sadece olaylara bakıyorsun, görüyorsun, ama kimseye bunları anlatamıyorsun, kendinle bile bunları konuşamıyorsun.

Oturup bunları saatlerce yazmak düşünmek insanlığa dair umutlarını yeşertmek yerine sadece oraya buraya karalamak daha makul geliyorsa muhtemelen içinde bir yerlerde bir şeyler hala oturmadı ve üzgünüm ama çok yüksek ihtimalle de oturmayacak. Çünkü bende böyle oldu ve birinci ağızdan deneyimledim.

Peki ben bunları ne yaptım oturdum hepsini tek tek bihter e yazdım. O da bana çok fazla düşünmemi düşündükçe kendi düşüncelerime anti tezler uydurduğum için kendinle çeliştiğimi Bunun sonucunda da çoklu kişilik bozukluğum olduğunu düşündüğümü söyledi. Aslında böyle bir hastalığım olmadığını ama kendi kendimi zorla bu kalıba sokmaya çalıştığımı Ve eğer bundan vazgeçmezsen günün birinde gerçekten bu hastalığa sahip olabileceğimi söyledi. Ama bunu söylerken de böyle bir hastalığa sahip olmak isteyip istemeyeceği imi gözlerimden kontrol ederek söyledi. Yani bu kız gerçekten böyle bir şey istiyor mu yoksa kıçımın sanatçısı kompleksi mi onu öğrenmeye çalışıyordu. Kötü Haber; ikisi de olabilir. So, komplike düşünceleri bir kenara bırakıp zaten kaçmakta olan hayatı yaşamaya karar verdim.

Hepimiz göreceğiz bunu başarabilecek miyiz yoksa öylesine bir hayat mı yaşayacağız. Yaşasak da yaşamasak da yazının başındaki tek gerçeğe geri dönüyoruz; zaman geçiyor ve biz onun durduramıyoruz.


Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın