“Kintsugi, kırılan seramikleri altın, gümüş veya platin gibi kıymetli metallerle karıştırılmış reçine ile onaran bir Japon sanatıdır. Kusurları gizlemek yerine altınla vurgulayarak, objenin yaşanmışlık hikayesini öne çıkarır ve onu eskisinden daha estetik, değerli ve güçlü kılar. “
Bir halatın en güçlü yeri, koptuktan sonra sıkıca düğüm atılan noktasıdır. Ancak sorun şu ki, o noktanın güçlü olması, orayı pürüzsüz kılmaz. Elinizi her attığınızda, düğüm yerinin kabalığı, ipin dokusuna uygunsuzluğu sizi rahatsız eder.
Kintsugi objeler de öyle, eskisinden daha hoş bir görüntü sunar belki ama o objenin kırıldığını gizlemez…
Bu iki örneği verdikten sonra tahmin ediyorum ki kalp kırıklıklarınız, onarılanlar/onarılamayanlar, onarıldıktan sonra yolunuzun mutluluk desibeli veya onarılmamışların hüznü geldi gözlerinizin hizasına…
Aslında yazıya başlarken tam olarak bunu anlatmak, drama yapmak, hüzünleri yarıştırmak, elimize batan düğümlere lanet etmek üzere hazırlanmıştım.
Maalesef bu şekilde sürdüremedim…
Bir tane hayatımız olduğunu, her gün güneşin yeniden doğduğunu, kırılan kalbimizi bazen yalnızca özsevgimizle onarabileceğimizi, çok da sanata/düğüme/dramaya gerek olmadığına karar verdim.
Çok da iyi yaptım.
“Matrix” filmi hepimizin kültüdür. Filmin son cümlesi, bazen bütün hayatı özetliyor;
“Zion tam altı kez yıkıldı…”



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın