Hayat bazen bizi yanlış seçimlerimizle değil, cesaret edemediğimiz seçimlerle yaralar. Belki de hayattaki en büyük kayıplardan biri, yanlış bir seçim yapmak değil; tereddütler arasında kalırken hiçbir seçim yapamamaktır...
Plath’ın incir ağacı, aslında seçeneklerden çok, bu seçenekler karşısında duyulan tereddüdün mü hikâyesidir?

Bir yaz günü, serinleten esintilerin usulca tenine dokunduğu bir vakit, dallanıp budaklanmış koca bir incir ağacının gölgesinde oturuyorsun. Kafanı kaldırıp ağacın dallarından sarkan incirlere bakıyorsun.
Gün ışığı gözlerini kamaştırıyor…
Dallar gökyüzüne doğru uzanıyor. Her dalın ucunda olgunlaşmış, parlak ve iştah açıcı incirleri görüyorsun. Ellerini gökyüzüne, dallara, incirlere uzatıyorsun, fakat…
“... incirlerden hangisini seçeceğime bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum. İncirlerin hepsini ayrı ayrı istiyordum ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararıyor, birer birer toprağa, ayaklarımın dibine düşüyorlardı.”
İşte Sylvia Plath’ın incir ağacı metaforu bu sahnede hayat bulur. Sırça Fanus romanının başkarakteri Esther Greenwood’un hayatındaki olasılıklar karşısında yaşadığı kararsızlığı, sıkışmışlığı ve zaman zaman yaşama dair hissettiği korkuyu anlatır bizlere.
Bu ünlü metafor için, “Her şeyi aynı anda yaşamak isteyen kişi, seçim yapmaktan korktuğu için sonunda hiçbirini yaşayamayabilir,” derler.
Kimileri de der ki: Yalnızca bir tereddüt etme hikâyesi değildir bu. İnsan bazen en çok yaşamayı istediği fakat bir o kadar da korktuğu şeylerden kaçar içten içe… Cesareti olmadığı için, hayal kırıklığına uğramamak için, risk almak istemediği için, hak etmediğini düşündüğü için… Belki de bir rüyanın içinde kaybolup gittiğine inanırken gözünü açtığında kendini hiç istemediği gerçeklerin içinde bulmaktan korktuğu için…
İnsan, elinin altında uzanan sayısız, belki de sonsuz ihtimali görmezden gelerek nereye kadar devam edebilir? Başını kaldırdığında dallarda asılı duran sayısız hayata yalnızca uzaktan bakarak… En iyisini, belki de en güzelini seçme umuduyla çırpınıp dururken zamanın acımasızca geçip gittiğini unutarak…
Bir hayatı seçmek, olası diğer hayatların kaybolup gitmesi mi demektir yoksa?
Esther kendini bir incir ağacının altında düşünürken bulur; hayal eder ya da… Ağacın dalındaki her bir incir, yaşamak istediği ya da yaşayabileceği olası hayatları temsil eder: başarılı bir yazar olmak, kariyerinde zirveye ulaşmak, evlenip çocuk sahibi olmak, dünyayı gezip dolaşmak, bağımsız bir kadın olarak yaşlanmak, akademik kariyer yapmak, büyük bir aşk yaşamak…
Fakat bunlardan herhangi birini seçtiğinde diğer hayatların kaybolup gideceğini, arzuladığı öteki ihtimallerden vazgeçmek zorunda kalacağını düşünür. Bu nedenle hiçbir incire uzanmaz, uzanamaz. O kararını verene dek incirler olgunlaşır, çürür ve birer birer toprağa düşer.
Peki bu metafor, Esther’ın yaşadığı çatışmalar üzerinden Sylvia Plath’ın döneminde toplumun kadın üzerindeki etkisini ve kadına sunduğu sınırlı rolleri de eleştirmez mi?
Üretken, bağımsız ve başarılı bir kadın olmak ister aslında Esther. Mutluluğu, aşkı ve kariyeri birlikte yaşamak isterken toplum ona bu seçeneklerin bir arada mümkün olmadığını hissettirir. Sanki birini seçmek, diğerinden vazgeçmeyi gerektiriyordur. Metafor da kadına dayatılan bu seçim zorunluluğunu ve kadınların önündeki toplumsal sınırları bir kez daha gözler önüne serer.
Plath, Sırça Fanus’tan bağımsız olarak günlüklerinde ve mektuplarında sık sık şu düşünceyle karşımıza çıkar:
“Olmak istediğim bütün insanlar olamam ve istediğim bütün hayatları yaşayamam.”
Hayata dair ne varsa deneyimlemek ister; fakat hiçbir insanın bunu bütünüyle başaramayacağını ve insanın kaçınılmaz biçimde sınırlı olduğunu düşünür.
İncir ağacı, yalnızca yanlış seçim yapma korkusu değil; tek bir hayatın insanın içindeki bütün olası benliklere yetmemesinin acısıdır belki de.
Peki, trajik olan gerçekten incirlerin çokluğu mudur; yoksa Esther’ın birini seçmenin diğerlerinden vazgeçmek anlamına geldiğini kabul edememesi mi?




Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın