“Dreamer” Ozzy Osbourne'un Kimseye Söyleyemediği Yorgunluğu

“Dreamer” Ozzy Osbourne'un Kimseye Söyleyemediği Yorgunluğu
1 Beğen
0 Yorum

Okumaya başlamadan önce küçük bir rica: Bu yazıyı Ozzy Osbourne'un "Dreamer" şarkısı eşliğinde yazdım. Sen de okurken aynı şarkıyı açar mısın? Çok sevinirim.


Göğsümde tarif etmekte zorlandığım bir sıcaklık var. Hüzün değil, sevinç de değil. Daha çok, uzun zamandır içimde bekleyen bir şeyin sonunda yerini bulması gibi. Sen de hiç böyle isimsiz bir his taşıdın mı?


Bazen bir şey seni o kadar iyi anlar ki gözlerin dolar ya, işte öyle. Ağlamıyorum ama boğazımda küçük bir düğüm var. Güzel bir düğüm. İyi geldiğini bilerek taşıdığın türden.


Bu sıcaklık, içimde uzun zamandır sakladığım bir yumuşaklığa dokunuyor. Kimseye göstermediğim, kendime bile pek söylemediğim bir yorgunluğun yanına oturuyor sanki. Omuzlarım düşüyor, nefesim yavaşlıyor. Meğer ne kadar zamandır kasılı kalmışım. Fark edilmek, adı konmadan bile sarılmak gibi bir şey.


Sanki biri yanıma oturmuş, hiçbir şey söylemeden "Biliyorum" demiş gibi. Anlaşılmak için çok şey anlatmaya gerek yokmuş. Bazen sadece yanında birinin olması yetiyormuş.


Galiba sevgi tam olarak bu. Büyük sözlerle, büyük jestlerle ilgisi yok. Birinin yorgunluğunu fark edip ona yük olmadan yanında durabilmek. Güçlü görünmek zorunda olmadığın bir yerde nefes alabilmek. Sevgi bazen bir tanıdığın sana gösterdiği sabır, bazen bir yabancının yüzüne yansıyan anlayış, bazen de kimsenin görmediği bir anda birine iyi dileklerde bulunmak.


Hepimiz bir şekilde yorgunuz aslında. Kimimiz bunu saklıyor, kimimiz taşımayı öğrenmiş gibi görünüyor. Ama içimizde hepimizin aynı şeye ihtiyacı var: incinebilir hâlimizle kabul edilmek. Bunu fark ettiğimde insanlara bakışım yumuşuyor. Sokakta yanımdan geçen herkesin kendi görünmez yükünü taşıdığını, herkesin içinde bir yerde nazikçe karşılanmayı beklediğini düşünüyorum. Sevgi belki de bu bilgiden doğuyor.


Sevilmeyi hep büyük bir şey sanırdım. Oysa değilmiş. Sevgi, bir insanın adını söyleyişindeki yumuşaklıkmış. Bir kelimedeki şefkat, bir bakıştaki sabır, "iyi misin" diye sorarken gerçekten cevabı duymak istemekmiş. Bunları düşününce göğsümdeki sıcaklık biraz daha yayılıyor, nefesime, kollarıma, içimdeki en çekingen yere kadar.


Bir kez sevmeyi hatırladığında, o yumuşaklık kendi kendine büyüyor. Tanıdığın insanlara, tanımadığın insanlara, geçmişte yorulmuş olanlara, henüz gelmemiş olanlara kadar uzanıyor. Onlar için de içimde bir şefkat var. Umarım onlara daha az kırgın, daha sıcak bir dünya kalır. Umarım onlar da yorulduklarında, yorgunluklarını anlatmak zorunda kalmadan anlaşılırlar.


Bu sıcaklığın içinde sadece ben yokum gibi. Benden önce de birileri aynı yorgunluğu taşımış, aynı şefkate ihtiyaç duymuş, benden sonra da duyacak. Belki onlar da bir gün bu şarkıyı açıp aynı şeyi hissedecek. Bunu düşününce göğsümdeki sıcaklık, yalnızca bana ait olmaktan çıkıp hepimizin ortak bir yerine dönüyor.


Sanırım bu yüzden bu kadar güzel. Çünkü bu sıcaklık bana yalnız olmadığımı, sevebildiğimi ve sevilebildiğimi hatırlatıyor. İçim hâlâ yumuşak, kalbim hâlâ açık. Bunu bilmek, en sert günlerin ortasında bile insana eve dönmüş gibi hissettiriyor.

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın