Okunma Sayısı: 43
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Nike'ın Tasarım Dehası: Tinker Hatfield


Nike'ın Tasarım Dehası: Tinker Hatfield
Her sektörün kendi içindeki dallarında öncü bir markası vardır. Spor giyim sektöründe ise kuşkusuz bu marka 1964 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin Oregon bölgesinde kurulan Nike'dır; ancak her öncü markanın tahtının sallandığı zamanlar da olmuştur. Nike için ise bu zaman, dünyada ortaya çıkan aerobik çılgınlığını ön gören ve aerobiğe özel ayakkabılar üreten Reebok'un sektördeki yükselişi ile başlamıştı. Bu yükselişi ise durduracak kişi ise yine bir Oregon'lu olan Tinker Hatfield olacaktı.



Bu dönemde Tinker, fuar ve vitrin tasarımları yapıyordu. Tasarımcılık kariyerinde önce atletizim ile uğraşan ve hayali profesyonel bir sırıkla atlama atleti olmak olan Hatfield, bu daldaki yeteneği sayesinde Oregon Üniversitesi'nden sporcu bursu kazanmıştı. Tinker üniversite hayatınının hemen başında iyi bir atlet olup koçu Bill Bowerman'in gözüne girmeyi başardı. Bowerman, aynı zamanda Nike'ın kurucu ortaklarından da biriydi. Bununla birlikte Nike adına krampon ve sneaker tasarımları ile uğraşıyordu.

Bir süre sonra üst üste gelen sakatlıklar yaşayan Hatfield, kariyerine tedavi için ara vermeye karar verdi. Bu dönemde koçu ile olan yakın ilişkilerinden ötürü bursunu kaybetmeyen Tinker, tedavi sürecinde çizime olan yeteneğini fark etti. Hatfield'ın tedavi süreci maalesef olumlu geçmedi. Kariyerine son vermeye karar veren Tinker, üniversite içerisinde çizim yeteneğini en çok geliştirebileceği fakülte olan mimarlık fakültesine geçiş yaptı. Bu dönemde çizimlerini koçu Bill Bowerman'a göstermeye karar veren Tinker, koçunun da takdirini kazadı ve ona sneaker ve krampon tasarımları konusunda yardım etmeye başladı.



Tinker'ın koçuna tasarım konusunda yardım ettiği sırada basketbol ve koşuya odaklanarak büyüyen Nike, dünyada olacak aerobik çılgınlığını ön görememiş ve tahtını aerobike özel ayakkabılar tasarlayan Reebok'a kaptırmıştı. Doğru zamanda doğru ürünü piyasaya sürerek hızla yükselen Reebok'a karşı ise Nike'ın hiçbir planı yoktu. Bu plansızlık bir süre sonra bir panik ortamına dönüştü ve Nike'ın tasarım ekibini işten çıkarmasına neden oldu. Tasarım ekibini geliştirmeye karar veren Nike, bu tasarım ekibine seçilecek kişileri ise 24 saat sürecek bir tasarım yarışması ile belirlemeye karar verdi. Tinker ise koçu Bowerman sayesinde bu yarışmaya bir davet almaya hak kazandı.



Yarışma için sıfırdan bir ayakkabı tasarlamaya karar veren Hatfield, ayakkabının bir hikayeye sahip olmasına ve özgünlüğüne çok önem veriyordu. Bu dönemde diğer yarışmacılar hali hazırda olan projeleri ile yarışmaya katılırken Tinker, sıfırdan tasarladığı bu ayakkabı ile katıldı ve kendisine bile haber verilmeden Nike'ın tasarım ekibine dahil edildi ve dahil edilmesinden çok kısa süre sonra ise baş tasarımcılığa terfi etti.

Bu terfi sonrası ise ilk projesi efsanevi Air Max projesi olacaktı. Paris'de bulunan George Pampidou Merkezi'nden ilham alarak geliştirdiği Air Max, dönemin en özgün sneaker projesiydi. Renzo Piano'nun tasarladığı bu mimari eserin tüm işlevsel düzeneği binanın dışında bulunuyordu ve Tinker bu durumdan etkilenerek Air Max'in işlevsel özelliği olan hava yastıklarının göz ile görünebilir olmasına karar verdi.

Nike'ın üst kademesindeki yetkililer Tinker'ın böyle yaparak ileri gittiğini ve bu durumun ayakkabıyı dayanıksız gösterdiklerini söylüyordu ancak ayakkabı satışa çıktığı andan itibaren tüm sneaker tarihinin en çok satan ayakkabılarından biri oldu. Tinker ilk projesi ile yüzü gülen taraf oldu.



Bunun sonrasında ise ikinci büyük proje olan Air Trainer piyasaya sürüldü. İnsanların spor yaparken bilek burkma ve ayağın ayakkabı içinde sabit olmama sorunsalına bir çözüm olarak geliştirilen bu ayakkabı, ayağınızı sabit tutan bir şerite sahipti. Bu ayakkabı, bu özelliği sayesinde özellikle giydiği ayakkabılar ile sorun yaşayan dönemin ünlü teniscilerinden John McEnroe başta olmak üzere pek çok sporcunun ayakkabı sorununa çare olmayı başardı.



Yıl 1987 olduğunda ise Tinker'ın en büyük ikinci sınavı baş gösterdi. (Neden birinci demediğimi az sonra anlayacaksınız.) Tinker Hetfield'dan bilim kurgu evrenin kült filmlerinden olan Geleceğe Dönüş'ün ikinci filmi için fütüristik bir ayakkabı tasarımı hazırlaması istenmişti. 2015 yılına ait gözüken bir ayakkabı tasarlaması gereken Tinker'ın bu projede asıl amacı, gerçekten 2015 yılında var olabilecek bir teknolojiye sahip bir ayakkabı tasarlamaktı. İşte burada kendi kendine bağlanabilen bağcık fikri ortaya çıktı.

Ayakkabı filmde gözüktükten sonra Nike, yıllar boyu bu ayakkabının gerçek bir kopyasının yapılması için büyük bir talep aldı ancak o zamanın teknolojisi bunu gerçekleştirmek için uygun değildi. İlk deneme 2007 yılında gerçekleşti. Tinker Hatfield ve ekibi 1.5 senelik bir deneme yanılma süresi sonrası kendi kendine bağcık bağlama teknolojisini fişe takılan bir akü yardımı ile gerçekleştirmeyi başardı ama tabii ki bu yeterli değildi. Ayakkabının fişe bağlanmadan piller yardımı ile kendi kendini bağlayabilmesi için Nike'ın, teknolojinin ilerlemesini biraz daha beklemekten başka şansı yoktu.



Tinker Hatfield'ın en büyük sınavı ise Michael Jordan ile gerçekleşmişti. Sporcular ve spor markalarının işbirliği çerçevesinde ortaya çıkan basketbol ayakkabıları 1980'lerin ortalarında tam bir trend haline gelmişti. Herkes en sevdiği sporcuya ait olan ayakkabıyı giymeye can atar haldeydi. Kareem Abdul Jabber, Adidas ile işbirliği içerisindeyken Walt Fraiser ise Puma ile güçlerini birleştirmişti. Bu rekabette ise Nike, dönemin en iyi oyuncusu olan Michael Jordan ile işbirliği içerisine girmişti. Jordan ile birlikte Jordan 1 ve Jordan 2 isimli iki ayakkabı çıkaran ve bu iki ayakkabıdan iyi gelirler elde eden Nike, bu işbirliği içerisinde mutlu olan taraftı. Jordan için ise bunu söylemek biraz zordu çünkü ilk iki ayakkabı rahatlık bakımından Jordan'ın istediği kalitede değildi ve bu durum Nike ile Jordan arasındaki ilişkiyi güçsüzleştiriyor ve ayrılma noktasına getiriyordu.

3. olan Jordan modeli için ise Nike'ın CEO'su Phil Knight bu sefer Tinker'ın kapısını çalmaya karar verdi. İşin kötü yanı ise bu kapı çalma olayı gerçekleştiği zaman Nike, Air Jordan 3'ün planlanan tanıtım tarihinin altı ay gerisindeydi. Tinker aylarca uyumadan ayakkabıyı hazırladı. Ayakkabının tanıtım tarihi geldiğinde ise o gün Nike'ın kurtulduğu gün olarak tarihe geçecekti. Michael Jordan ayakkabıya tam anlamı ile bayıldı ve o sene NBA Smaç Yarışması'nı Air Jordan 3 ile kazandı. Belki Air Jordan 3 olmasaydı, Nike'ın altında bulunan Jordan markası asla olmayacaktı.



Tinker Hatfield bu günlerde ise yine en büyük sınavlarından birini veriyor. Geleceğe Dönüş filminde akıllara kazınan bağcık teknolojisini gerçekten günümüze uyarlamaya çalışan Hatfield, aslında bu durumu kısmen başarmış durumda.

İlk olarak 2015 yılında filmdeki ayakkabıyı Air Mag ismi ile gerçek hayata uyarlamaya başaran Hatfield, bu uyarlamadan sonra E.A.R.L projesini hayata geçirmek için çalışmalara başladı. Bu bağcık teknolojisini spor ayakkabılara uyarlamak için başlanan bu proje ilk meyvesini de 2017 yılında verdi. İlk olarak Nike HyperAdapt isimli otomatik bağcıklı koşu ayakkabısını piyasaya süren Nike, 2019 yılında ise Nike Adapt BB isimli otomatik bağcıklı bir basketbol ayakkabısını piyasaya sürdü. Bu geleceğe yönelik atılımların hepsi de diğer atılımlar gibi Tinker Hatfield'ın elinden çıkmıştı.



Tinker Hatfield belki de tüm sneakerheadlerin en büyük idolü, ileri görüşçülüğü, realistliği ve sneakerlara bakış açısı ile Nike'ın içindeki bir süper kahraman. Kendisi hala E.A.R.L. projesi ile meşgul. Bakalım gelecekte ne gibi yeni modellerle karşımıza çıkacak ve sneaker dünyasını tekrar şoka uğratacak. Bunu hep birlikte göreceğiz.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!