Advertisement

Edebiyatın Hüzünlü Şairi: Ahmet Erhan

Edebiyatın Hüzünlü Şairi: Ahmet Erhan
  • 17
    0
    2
    2
  • Ahmet Erhan 'ın şiirlerinde ölüm ve yaşam üzerine bir hesaplaşma hâkimdir. Genç yaşlarında ölüm üzerinde şiirler yazması dönemin bir çok ünlü şairin de dikkatini çekmiştir.

     

    8 Şubat 1958’de Mersinli bir ailenin beşinci çocuğu olarak Ankara’da doğan Ahmet Erhan gençliğinin büyük bir kısmını Adana-Mersin arasında gidip gelmekle geçti. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Okulu bitirdikten sonra Ankara’da eğitim kurumlarında öğretmenlik yaptı.

     

    1981 yılında, dönemin memleket durumunu kendi içtenliği ve üzüntüleri ile anlattığı ilk şiir kitabı “Alacakaranlıktaki Ülke” yayımlandı. Döneminde büyük yankı uyandıran bu şiir kitabıyla Behçet Necatigil Şiir Ödülü’ ne layık görüldü. Henüz yirmi üç yaşında ölümü bu kadar anması Edip Cansever’ in dikkatinden kaçmamış ve ödül sırasında Ahmet Erhan’a “Evlat ne çok bahsetmişsin, daha gençsin oysa, kimden öğrendin ölümü…” sözlerini söylemiştir.

     


     

    “Bugün oturdum ölümü düşündüm

    Yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken.”

     

    Ahmet Erhan, ölümle iç içe olarak şiirlerinde hüznü, özlemi de sık sık dile getiren şairdi. Ölüm hakkında sürekli yazmasını biraz olsun anlamamız için şu satırları yazmıştır:

     

    Akdeniz'in mavisini, turuncusunu anlatmak isterdim

    Oysa hep ölümü anlattım, hemen bütün şiirlerimde

    Deniz dediğimde boğulmuş bir çocugun cesedi

    Toprak dediğimde çiçekler degil, ölülerdi

    Dilimin ucunda donup kalan.

    Artık ne yapabilirim

    Söyleyin bana, yollara düşerken şimdi

    Ölümün bir izdüşümü olmuşken yüreğim?

    (Burada Gömülüdür 1. Cilt)

     

    1976’da babasını kaybedince şiirindeki ölüm daha belirgin bir hâle büründü.

     

    Bir Baba İçin - V

    Baba bana yürüdüğün

    O yolları göster

    Baba bana dünyanın

    Yüreğine inen geçidi

     

    Baba durursam azarla

    Tökezlersem kaldır beni…

     

    Baba bana yaşamın

    Çekirdeğini göster

    Baba bana bu yolun

    Sonundaki çiçeği…

     


     

    1993’te Madımak Oteli’nde en iyi arkadaşları Behçet Aysan, Metin Altıok, Uğur Kaynar, Asaf Koçak’ ın öldürülme haberiyle derinden sarsıldı. O dönemde ülkenin üzerinde kara bulutlar hâkimken, ölüm ve silah seslerinin tek ses olduğu zamanda yazdığı bir mektupta şunları dile getirmişti:

    “Ne istiyorsunuz kardeşlerim; bu ülke hepimize yeter; yakışmıyor bize silah, bomba, pusu; bu şiddeti hak edecek bir günahımız yok hiç birimizin!”

     

    Çözemediğim bir şeyler var hayatımda

    Sualtı taşları gibi derinlerde sessizce bekleyen

    Dirensem, daha ne kadar direnebilirim artık

    Nereye kadar gidebilirim, gitsem?

    (Çözemediğim Bir Şeyler Var Hayatımda)

     

    Ateşi Çalmayı Deneyenler İçin adlı şiir kitabından satırlar:

     

    “İntihar diye bir şey yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar gün gün yaşamakta.”

     

    “Öldürmeyeceğim kendimi

    Ama keşke öldürseydi

    Diyeceksiniz bana”

     

    “Ve eve döner gibi yapıp,

    Kendime döndüğüm her akşam

    Anladım, yüreğimde doldurulmamış

    Uçurumlar olduğunu.”

     

    Ahmet Erhan, yaşadığı zamanlarda bile ölümle anılan bir şairdi. Takvimler 4 Ağustos 2013’ü, şair Turgut Uyar’ ın doğum gününü gösteriyorken Ahmet Erhan gırtlak kanseriyle mücadelesinin sonuna gelmişti ve arkasında hüzünlü satırlar bırakarak aramızdan ayrıldı.

     

    “Nasıl kabullendiysem hayatı, ölümü de öylece kabulleniyorum artık.”

     

     

    Bu şiir burda biter

    Nasılsa anlaşılmaz

    Çünkü bir sese, yankısından başka

    Kulak veren çıkmaz

    (Nokta)

     

    Sevda Şiirleri - Zeytin Ağacı adlı kitabından satırlar:

    “Kendimle öyle çok konuştum ki

    Şimdi herkes niye susuyorsun diye soruyor.”

     

    “Bir gün anlarsın beni neden suskunum

    Dünya içimde konuşurken böyle

    Bedenimi aşıyor yorgunluğu”

     

    Alacakaranlıktaki Ülke adlı şiir kitabından satırlar:

    “Yüreğimde hiçbir şey yapamamanın boşluğu ve çok şey yapmanın yorgunluğu var.”

     

    “Hayatımda acıdan ve kavgadan başka

    Beni anlatacak ne var?”

     

    “İnceldiği yerden kopsun, dediğin şeyler koptu.

    Artık bıktım, dediklerin hep bıktı senden.”

     

    Bitiriyorum burada

    Boğazımda patlamamış bir çığlık

    Bağırmak, ağlamak yok artık

    Uzun bir şiirin son dizelerini bir bir yaşadım

    Uzun bir şiir oldu hayatım

    Ben niye kimselerin ağlamadığı yerlerde ağladım?

    Kopardığım çiçeklerden niye hep kan fışkırdı?…

    (Uzun Bir Şiirin Son Dizeleri XI)

     

    Başımı avuçlarıma alıp sıksam ne olur

    Çıkarabilir miyim beynimdeki o kara suyu?

    Bir çiçek tarlasına dönüştürebilir miyim

    Aylardır önünde durduğum bu dipsiz uçurumu?

    (Uçurum)

     

    “Fırtına öncesinin sessizliği var bugünlerde

    Sanki her an bir şey olucak gibi

    Kimbilir, belki de ödeyeceğiz artık

    Acılı bir çağda doğmuş olmanın diyetini.”

     

     

    “Seni yaşanmamış bir çocukluk gibi sevdim.”

     

    “Sevgilim. Hep geceye sakladım sende bulduğumu...”

     

    -Bugün De Ölmedim Anne-
    Bugün de ölmedim anne.

    Yüreğimi bir kalkan bilip sokaklara çıktım
    Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
    Sıkıldım, dertlendim, sevgilimle buluştum
    Bugün de ölmedim anne.

    Kapalıydı kapılar, perdeler örtük
    Silah sesleri uzakta boğuk boğuk
    Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük
    Bugün de ölmedim anne.

    Üstüme bir silah doğruldu sandım
    Rüzgar, beline dolandığında bir dalın
    Korktum, güldüm, kendime kızdım
    Bugün de ölmedim anne.

    Bana böylesi garip duygular
    Bilmem niye gelir, nereye gider?
    Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar
    Bugün de ölmedim anne.

     

    -Blues-

    Yağmurdan kaçarken taşa tutuldum
    Dönüp bakamadım bile
    Şimdi kendi içine yağan bir bulutum
    Kağıtlar yeşeriyor toprak yerine

    Saçlarımı uzattım, aynayı kırdım

    Deri ceketimi çıkardım sandıktan
    Cebimde 20 yıl önceki sevgilimin resmi
    O mu büyüdü, ben mi yaşlandım?

    Gümüş tabakamı, köstekli saatimi

    Bir blues ritmiyle kullanıyorum

    Her sabah yeniden uyansam da
    Naftalinli bir gençlik bu yaşadığım

    İpsiz ruhum, sarsak, serseri
    Otobanlarda sırtında heybesiyle
    Cafelerde tuborg bira ve patates cipsiyle
    Durdun bir yerde, çağını bekliyorsun

     

    -İki Köşeli Yalnızlık-

    Gökyüzüne asılı kalmış bir yankı
    Arıyor kendisini bırakan ağzı
    Yeniden, yeniden sesini bulmak için

    İki köşeli yalnızlığın bir ucunda sen, bir ucunda ben
    Birleşip ayrılıyor çizgilerimiz
    Hangi boyuttan koparılmıştık ki biz

    Anı bile yok, ses, koku bile
    Bir elin yazdığını öteki el karalıyor sanki
    Silgiler hatırlıyor, kalemler unutuyor bizi...

     

    -Gece Geç Saatlere Kadar Yürüyüp Durdum, V-

    Gece geç saatlere kadar yürüyüp durdum

    Kentin bitip tükenmeyen yollarında…

    Arkadaşlarımın ölüleri kayıp gitti parmaklarımın ucundan

     

    Okul çocukları gibi adlarını saydılar,

    Öldürüldükleri günü söylediler, yaşlarını

    Yüzlerini bir türlü seçemedim

    Boşanan gözyaşlarımın parıltısından.

     

    Bir uçurumun önünde sabırla bekliyoruz

    Taşlar atıyoruz arasıra boşluğa

    Uçurum dolacak bir gün ve biz

    Karşıya geçebileceğiz diye…

    Ama çekilen acılar oluyor günler, geceler boyu

    Kırlara değil, mezarlıklara çıkıyor yolumuz

    Sevda sözcükleri yer değiştiriyor

    Ölüm üstüne söylenen birtakım sözlerle.

     

    Gece geç saatlere kadar yürüyüp durdum

    Düşünüp durarak bir şeyleri,

    Şarkılar söyleyerek, ağlayarak…

    Bir ırmak donmak istiyordu kanımda,

    Sanki bir nar dağılmak…

     

    “Bir kapı usulca örtülür, bir adam unutulur.”

    Ahmet Erhan (1958 - 2013)

     

    sevgiler, mustafa.

     

    Kaynak

    Ahmet Erhan, Alacakaranlıktaki Ülke (An Yayınları, 1990)

    Ahmet Erhan, Ateşi Çalmayı Deneyenler İçin (Bilgi Yayınevi)


    Yorumlar (2)
    • Eline,düşüncene,emeğine sağlık.

      • Böyle bir şairi bana anlattığın için teşekkür ederim

        Yorum Bırakın

        Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.