Sanat sahiden kimin için? Daha da önemlisi eğer bir özne içinse hangi fonksiyonu için ? Somut mu soyut mu ? Neye hitap eder bu hilkat garibesi? 

Bence, sanat en basit tabiri ile duyu yanılsamasıdır. Tabi, bu durumda kaçacak şekilde hareket edersek bu tabir çok basit olacaktır. Önemli olan tarafı da şu; sanatı bizler hissettiğimiz derecede onu yorumlama kabiliyetine sahip oluruz. Sanat'a karşı hissiyatlarımız her ölçüde değişebilir. Bir anlık duygu durumu değişikliği değildir bu. "Etkilenme ve eklemlenmedir". Dün izlenimci tasvirler gözlerimizde gökkuşağı oluşturuken bugün kasvet görebiliriz. Sanat ruhu yansıtır. Bugün ( ya da bir süredir) barok tarafında kısılıp kalabiliriz. Diğer gün sürreal girdap olabilir. Freud'un Davut heykeli karşısında bayılmasını stendhal komleksine bağlı sanarız. Freud, o noktada kendisiyle nasıl bir kargaşa halindeydi acaba ? Sanat histir, sanat birdir ve bizdir. Biz var eder aynı şekilde biz yok ederiz. Biz anlamlandırır biz görmezden geliriz.
Yorum Bırakın