Hegel, Estetiğe Giriş kitabinda diyalektik yaklaşımıyla Sanat'ı yorumlar. Bu yorumlamalar tez-antitez-sentez biçiminde ilerler. Bu bakımdan, Hegel daha önce bizim aşina olduğumuz sanat'a yeni bir soluk getirecek şekilde anlayış gerçekleştirmiştir.
Mzellikle, başlangıçta sanatı tin ile birleştirerek
konuya boyutsallık katmıştır. Ayrıca, sanatı ele alirken tin'i kullanmasi ek olarak töz'ü çağrıştırmış ve ortaya muhtesem bir harmoni çıkartmıştır. Atıflar şöyledir;
- Sanatın Güzelliği Doğanın Güzelliğinden daha yüksekte durur. Çünkü Sanatın Güzelliği Tinden doğan ve yeniden doğan Güzelliktir, ve Tin ve ürünleri Doğadan ve görüngülerinden ne denli yüksekte duruyorsa, Sanatın Güzeliği de Doğanın Güzelliğinden o denli yüksekte durur.
- Tinin ve onun sanatsal Güzelliğinin Doğadaki Güzelden daha yüksekte durduğunu söylediysek, bununla hiç kuşkusuz henüz hiçbir şey saptanmış olmaz, çünkü ‘daha yüksek’ bütünüyle belirsiz bir anlatımdır ki, Doğa Güzelliğini ve Sanat Güzelliği henüz tasarımın uzayında birbirinin yanında duruyor olarak betimler ve yalnızca nicel ve bu yolla dışsal bir ayrımı belirtir.
- Sanat daha çok Tin'in hafifliğine ve gevşekliğine ait iken, bu arada tözsel ilgiler ise daha çok onun çabasına gereksinirler. Bu nedenle kendi için ciddi bir doğa taşımayanı bilimsel ciddiyet ile ele almayı istemek uygunsuz bir bilgiçlik olacak gibi görünebilir.
- Sanatçının kendisi böyle derin düşünen dünyanın ve onun ilişkilerinin ortasında durur, onu istenç ve karar gibi şeyler yoluyla soyutlayamaz ya da özel eğitim ya da yaşam ilişkilerinden uzaklaşma yoluyla kendine yitirdi ğinin yerini yeniden dolduracak bir yalnızlık yaratmayı başaramaz.
Yorum Bırakın