Advertisement

Umre

Umre
  • 1
    0
    0
    1
  • İnsanların kişilik inşası, yaşadıkları deneyimler ve çevrelerinden edindikleri değer yargılarıyla şekillenir. Çocuk, büyürken önce anne babasının, sonra yakın çevresinin, daha sonra eğitim sisteminin ve en nihayetinde de toplumun değer yargılarıyla farkına varmadan biçimlenir. Çoğu insan, bu süreçlerin farkına bile varmadan bugünkü duruşuna sahip olur.


    Eğer bu durumu fark etmek kolay olsaydı, insanlar genellikle kimlik ağına takılıp kalmaz, özgün kişilikler geliştirirlerdi. Ancak, bunun gerçekleşmediğini görüyoruz. İnsanlar, yalnızca başkalarının değer yargılarıyla değil, kendi dönemlerinin bile değil, bir önceki jenerasyona ait zamanın değer yargılarıyla şekilleniyorlar ve bunu fark edemiyorlar. Bu durum, özgün kişilik inşasını engellemekle kalmaz, aynı zamanda yükselen trendlere yetişememe sorununu da beraberinde getirerek insanı geri bırakır.


    İnsanların büyük çoğunluğu bu sürecin içinde kaybolmuşken, kimlik ağını aşmayı başaran azınlık, kişilik inşa ederken büyük problemlerle karşılaşıyor. Dahası, bu problemlerin üstesinden nasıl gelineceğine dair herhangi bir başarılı modelden mahrum olarak mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Örneğin, alkol bağımlılığı ya da kumar sorunu yaşayan birinin, bu problemleri aşabilmesi için kendine özel çözümler geliştirmesi gerekiyor ki bu oldukça zor bir süreçtir.


    Henüz sağlam bir kişiliğe sahip olamamış ve kimliğin sorunlu bir durak olduğunun farkına varmış birinin, uzman desteği olmadan sorunlarına özgün çözümler üretmesi oldukça düşük ihtimaldir. Üstelik deneme-yanılma yöntemi, fazlasıyla zaman kaybettiren bir süreçtir. Başarı sağlansa bile, bu başarının geç yakalanmış olacağı ortadadır.


    Uzman desteği de çoğu zaman yeterli gelmez. Çünkü koçluk yapacak kişinin, danışanını çok iyi anlaması ve ona özgün çözümler sunması gerekir. Ancak bu, uzun yıllara dayanan tecrübelerle elde edilebilecek bir yetkinliktir. Buna rağmen, uzun yıllardır koçluk yapan kişilerin bile danışanlarına orijinal çözümler sunduğunu söylemek güçtür.


    Kimlikten beslenen uzun bunalımlardan kurtulmanın imkânsız olduğunu iddia etmiyorum. Ancak bunun son derece sancılı ve zor bir süreç olduğunu ileri sürüyorum. Bununla birlikte, pratik ve etkili bir yöntem olarak bir çözüm önerisinde de bulunuyorum: Umre.


    Bu öneri ilk etapta kulağa garip gelebilir. Ancak ben bizzat deneyimleyerek ve Umre boyunca birçok insanı gözlemleyerek bu sonuca ulaştım. Nasıl gerçekleştiğini tam olarak açıklayamasam da, Medine ve Mekke'de nefsin yedi halinden biri ve en düşük hali olan nefs-i emmare yok oluyor.


    Bir insanın belki de ömrü boyunca bütün enerjisini harcayarak bile aşamayacağı nefs-i emmare, Medine’ye ayak basar basmaz kendiliğinden aşılıyor. Yeni başlangıçlar yapmak isteyenler için Umre, çok kısa sürede büyük aşamalar kaydedilmesine imkân tanıyor ve kimlik bunalımının yarattığı defolardan insanı kurtararak sağlıklı bir kişilik inşa etme zemini hazırlıyor.


    Eğer sizin de terk etmek isteyip baş edemediğiniz türlü sorunlarınız varsa, bunları bir Umre süresi boyunca aşma fırsatı, İslam’ın merkezi olan kutsal topraklarda, yani Umre’de...


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.