Advertisement

Kadraj

Kadraj
  • 1
    0
    0
    0
  • Bir insanın kişilik analizi, çektiği fotoğraflardan çok rahat anlaşılabilir. Fotoğraf eğitimi alıp almamış olması hiçbir şeyi değiştirmez. Eğer fotoğraf eğitimi almışsa daha iyi kareler yakalayıp daha şık fotoğraflar çekebilir; fakat bu kişilik analizine neden olan kadrajın yönünü değiştirmez.

    Fotoğraf çekenin kadrajı ya kendisine ya da dışa dönüktür.
    Fotoğraf makinesi ile kendisini çekmeyen, fark ettiği enstantaneleri çeken birisi, kendisiyle barışık ya kişilik sahibidir veya kendilik hâlini yaşayan birisidir.

    Kişiliğin sınırları kendisine dar gelen, kendilik hâline geçenlerin bazıları hiçbir şey üretmeyerek soyut olan herhangi bir şeyi somutlaştırma gereği bile duymazlar. Kendi içlerinde yaşadıkları derinlik, onları dış dünya ile ilgilenmekten alıkoyar. Bu da kendilik hâlinin üretimlerini, kimlikle olan mesafenin bir faktörü hâline getirir.

    Kadrajın yönü kendisine değil de dışa bakanların üretimleri özgün olmakla birlikte çok azdır. Azlığı oranında da taliplisi vardır. Yani bir nevi arz-talep meselesinin dengesinde ilerler olup bitenler. Talep az olunca, arz da ilk başta çok olsa bile daha sonra azalır.

    Gelelim, çektiği fotoğrafların merkezinde yer alanlara, yani kadrajı içe dönük olanların durumuna…
    Bunlar, istisnasız insanın üç hâlinden biri ve en alt seviyesi olan kimliğe takılıp kalmış olanlardır. Çektikleri fotoğraflar üzerinden beğenilme ve onaylanmayla doyuma ulaşma isteği içindedirler. Sosyal medya hesaplarından yedikleri yemeği, bindikleri arabayı ve yaşadıkları bölgeyi, hatta içtikleri kahveyi bile paylaşmaları, içine düştükleri acziyetin sessiz çığlığı gibidir.

    Fakat bu S.O.S. çağrısının sahipleri genellikle yaptıkları şeyin farkında değildir; kimlik bunalımını aşana kadar…
    İnsanın üç hâli olan kimlik, kişilik ve kendilik hâllerinden kimlik, çocukluktan ergenliğe geçilirken yaşanan bunalıma benzer. Bu kimlik bunalımından sıyrılıp kişilik sahibi olununca, bir önceki hâlinin gülünçlüğünün farkına ancak varılabilir. İşte o zaman dışa dönük olarak çekilen fotoğrafların gerçekte hangi eksiklik sebebiyle çekilip beğenilme ve onaylanma amacı güttüğü anlaşılabilir.

    Kimlik bunalımını aşamayanlar ise süregeldiği şekilde kendilerini ve yiyip içtiklerini çekmeye devam ederken farkındalığa olan mesafeleri, kişiliğe olan mesafeleri kadardır. Bunun istisnası yoktur.

    Fotoğraf karelerinde kast sistemi yoktur; fakat kadraja alınan her kare sınıfsaldır.
    Bu savımın bir ispatı da avam denilen kimlik sahiplerinin çektiği fotoğraflar çok çekilip etkileşim almasına rağmen sanatsal hiçbir değerleri yokken; kişilik ve kendilik hâlinin sahibi olan insanların, iç dünyalarından beslenen dışa dönük çektikleri fotoğrafların çok az olmasına rağmen sanatsal değere sahip olmasıdır. Sanat, nicelikle değil nitelikle ilişkilidir.

    Yani özetle, bir insanın elindeki fotoğraf makinesi veya akıllı cihazının yönü, onun hangi sınıfa dâhil olup hangi ihtiyaçların yoksunluğunu çektiğini net biçimde ortaya koyar. Çekilen fotoğraflar, çekenin veya çekilenin rengini net biçimde ele verir.


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.