“İstanbul'da yaşayan yirmili yaşlardaki dört gencin hayatına odaklanıyor. Zeynep, güncelik hayatın getirdiği sorunlarla baş etmeye çalışan, kendisini yalnız hisseden bir üniversite öğrencisidir. Ev arkadaşı Ayşe ise Türkiye'de kendisi için bir gelecek göremediği için yurt dışına gitmenin yolunu arar. Mehmet, ortalama üzeri bir geliri olmasına rağmen bundan memnun olmazken, arkadaşı Ali işi olmadığı için ailesiyle birlikte yaşamak zorunda kalmasından mustariptir. Yaşanan bir takın tesadüfler onların bir araya gelmesine neden olur.”
Beyaz perde yorumu bu şekilde filmimizin. Künyesine bakacak olursak, filmin yönetmeni ve senaristi, ilk uzun metrajı bu film olan Umut Subaşı. Başrollerde ise, Melis Sevinç, Melisa Bostanoğlu, İbrahim Arıcı ve Mert Can Sevimli var. Filmimiz dünya prömiyerini Rotterdam Film Festivalinde yaptı. Altın Koza’da en iyi senaryo. Siyad en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi film ödüllerini; Ankara Film Festivalinde ise en iyi ilk film ödüllerini aldı. Filmi şu anda Mubi üzerinden izleyebilirsiniz.
Teknik kısmı geçtik, gelelim en sevdiğim bölüme.
Film Ne Anlatıyor?
Zeynep başka bir şehirde üniversite okuyan bir öğrencidir, boş zamanlarında ise kendini keşfetmek ve bk gibi hissetmesinin sebepleri araştırarak geçirmektedir. Her gün günlüğüne günlerin aynılığından bahsederek başlar ve haberler onu zihninde ki çıkmazda daha karmaşık bir noktaya sürükler. Ev arkada Ayşe ise kendisini bu ülkeye ait hissetmediği için yurt dışına çıkmanın arayışı içindedir. Dışardan onu görenlerin Türk’e benzemiyorsun demesini iltifat olarak alıp, sosyal hayatında da İngilizce konuşmaktadır. Hatta bu sayede diğer baş rolümüz Mehmet’le tanışır, kendisini de bir Afgan olarak tanıtır. Esasen evli olan Mehmet de aslında kimliğini saklayarak kendini bekar bir doktor olarak tanıtır ve ikili görüşmeye başlar. Karısını aldatmasının sebebini anlayamasak da bunu da içsel sıkıntılara vurmak zorundayım. Bir diğer karakterimiz Ali iş arayan üniversite mezunu bir gençtir ve Mehmet’le çocukluk arkadaşıdır. İş için referans arayışındayken Mehmet’ten yardım istemesiyle ikilinin yolları tekrar birleşir. Ama bu referans işi de paralıdır. Yani para kazanmak için önce parayla birilerini satın almak geriyor. True story. Bu referansa ulaşmak için arada muhatap olması gereken kişi ise Mehmet’in abisi, yani küçükken onu sıkıştırıp annesiyle ilgili söylemlerde bulunan kişi. İş bulmak için katlanılmak zorunda kalınan şeyler can sıkıcı olabiliyor.
Kaderin bir cilvesi olarak Zeynep ve Ali piyango oynarken tanışırlar. Çünkü Ali sürekli şansını dener bu işlerde Zeynep ise arayışını sürdürmektedir.
Buradan sonrası çok spoiler olduğu için pek bahsetmeyeceğim.
Alt Metinde Ne Görüyoruz?
2020li yıllarda Türkiye’de yaşamanın stresi, hüznü, pişmanlığı ve sıkışıklığını kendi iç dünyalarında ki problemlerle harmanlayıp iyice çıkmaza giren dört kişi aslında konumuz.
Bir sıkışıklık var. Doğru kelime tam olarak bu. Yıllar önce Şahsiyet dizisinde duyduğum bir replikti bu, küçük yer değil sıkışık diyordu. Öyle gerçekten de. Özellikle arayış yıllarında, ait olamama hissiyle baş etmeye çalışıyoruz. Hangi sınıfa ait olduğumuz belli değil, politik görüşler belli değil çünkü çok dallı budaklı, eğitimle varılabilecek nokta meçhul çünkü eğitim varış noktasına ulaştırmak için yeterli bir araç değil. Ayrıca Türkiye özelinde sosyal çürüme olduğunu öğrendiğimiz bir durumu da yaşıyoruz. Savaş, dış ilişkiler, mülteci sorunu, ekonomi, terör... Tüm bunlar içinde kendi hayatının yıkımıyla baş etmeye çalışan koca bir nesil. Yani biz. Hayatlarımızın gidişatından memnun değiliz ama bunu değiştirmek için minimum çaba harcıyoruz, ya da harcayabiliyoruz.
Film tam olarak bunlara parmak basıyor. Yönetmenin kendi deyimiyle temeli kendi içinden çıkan bir iş, karakterlerin hislerini ve düşüncelerini anlayabildiği için yansıtabiliyor. “Batı’nın oryantalizm tuzağına düşmeden, elindeki imkanları optimize ederek kendi istediği gibi sinema yapma” derdinde olduğunu söylüyor.
Filmle İlgili Detaylar
Filmimiz ilk film olarak başarılı olmasının yanı sıra olumsuz denebilecek yorumlar da almış. Roy Anderson havasından rahatsız olanlar, arka plan sesinin daha fazla olmasını isteyenler, oyunculukları çok sıradan bulanlar, durağanlıktan şikâyet edenler, deadpan karakter yapısı olduğunu söyleyenler... Yönetmenimiz bu konuda bir röportajında karakterlerinin canlı ve gerçek olduğunu deadpan olmadığını söylüyor.
Kişisel bir yorum olarak bende öyle olduklarını düşünmüyorum. Belki Her şey dört dörtlük değildi, büyük karolarla yola çıkılmamıştı ancak her ne kadar yer yer sıkılsak, bunalsak da filmi izlerken bu o filmin başarılı olduğunu gösterir. İzlerken belli süreçlerden geçmiş ve geçmekte olan biri olarak tetiklendim bile diyebilirim. Yalnız kaldığımızda nasıl baktığımız, konuşurken içten içe ağlamamız, ki girişte ve ara ara gördüğümüz üzere her karakter gizli gizli ağlıyor ve bu onları birleştiren bir nokta, hepsi mevcut koşullarda olası durumlar. Yönetmenimiz bu konuda şöyle söylüyor “Seyirciyi bu karamsarlığın bir parçası yapmaktansa “Bunlar niye mutsuz?” dedirtmek istediğim için hem karakterlere bir mesafe var hem de film birçok şeyle seyirciyi rahatsız edip kendinden koparmaya çalışıyorum”
Filmle ilgili yorumları, incelemeleri ve röportajları okumuş biri olarak dikkatimi çeken bir diğer eleştiri ise yeni tanıştığımız bir kişiyle neler konuştuğumuz veya konuşmadığımız. İzlediğinizde netlik kazanacak olan bir sahnede Zeynep'in Ali’ye sorduğu sorular ilk tanışma olarak uygun görülmemiş. Korkmayın fiziksel müstehcenlik içermiyor. Aksine haylinden ve çocukluğundan bahsetmesine bunları da sormazsın diyenler olmuş. Ama gerçek şu ki belki Hollywood efektten belki de tamamen gerçek hislerimizden kaynaklı olarak bir an yaşamak isteyebiliyoruz bazen özellikle kendi neslimin içinde çok da yoğun olarak görebiliyorum bunu. Yeni tanıştığım birine en sevdiği rengi sormuş olsaydım bu onu tanımak için gösterdiğim efordan kaynaklı olurdu ama loto oynarken tanıştığın birinin hayalini öğrenmek daha farklı bir hissiyattır.
Kapanış
Son sözleri söyleyecek olursak film incelemesinden çok denememe bir filmi katmışım gibi oldu. Yine de ilerde bu yılları anlatacak en iyi beş film listesine gireceğini garanti edebileceğim bu filmi izlemek isterseniz (ve tabi sanat filmi izleyecek sabrınız varsa benim bile her zaman o kadar sabrım olmuyor maalesef) Sanki Her Şey Biraz Felaket size göre. Şimdiden iyi seyirler!
Yalnızca Bir Film İzleyicisi ve Sinema Sever Olarak Yorumlamaya Çalıştığım Bu Filmleri Beğendiyseniz ve Devamının Gelmesini İsterseniz Yorumlarda Belirtebilirsiniz. İzlemiş Olduğunuz Filmler Varsa Yorumlarda Belirtebilirsiniz. Yazımda Eksik Yanlış Gördüğünüz Noktalar Varsa Yorumlarda Belirtebilirsiniz.
Ellerine sağlık çok güzel bir yazı olmuş ♥