İnsan bazı yerlerde yaşamıyor,
sadece gün dolduruyor.
Sabah oluyor ama içi aydınlanmıyor,
gece oluyor ama uyku gelmiyor.
Taşınmak deniyor adına ama
aslında her seferinde
kendinden bir parça geride bırakıyorsun.
Yerleşememek evle ilgili değil,
ruhun valizi hiç açamaması.
Duvarlara bakıyorsun,
hiçbiri seni tutmuyor.
Çünkü sen zaten çoktan
yorulmuş bir yerinden düşmüşsün hayata.
Gurbet uzaklık değil,
kimseye anlatamamak.
“İyiyim” derken sesinin bile inanmaması.
Kalabalıkta kaybolmak değil mesele,
kimse seni aramıyormuş gibi hissetmek.
Ve o bırakma isteği…
Bağırmıyor.
Sessiz geliyor.
“Biraz dinlensen ya” diye fısıldıyor.
Ama dinlenmek değil bu,
yavaş yavaş silinmek gibi.
Bazen düşünüyorsun:
Gitsem kim fark eder?
Kalsam ne değişir?
Cevaplar gelmiyor,
sadece ağırlık çöküyor göğsüne.
En karanlık tarafı ne biliyor musun?
Alışıyorsun.
Bu yorgunluğa,
bu eksik olmaya,
bu yalnızlığa.
Ve alışmak,
en sessiz vazgeçiş oluyor.



Yorum Bırakın