Türk basketbolunun Avrupa’daki en köklü takımı olan Anadolu Efes, 2025-2026 sezonuna 50. Yıl vizyonuyla başlarken hedefler şüphesiz çok daha farklıydı. Ancak sezon devam ederken ortaya çıkan tablo, kulübün tarihsel mirası ile sahadaki performans arasında ciddi bir tezat oluşturuyor. Basketbolseverlerin hafızasında yer etmiş o kazanan ekol, bu sezon EuroLeague puan tablosunda zorlu bir sınav veriyor.
İstatistiklerin Gösterdiği Gerçek
EuroLeague’de 25. hafta geride kalırken oluşan matematiksel tablo, durumun ciddiyetini özetler nitelikte. Temsilcilerimizden Fenerbahçe Beko, 17 galibiyetle zirve yarışında güçlü bir konumdayken; Anadolu Efes’in 6 galibiyet ve 19 mağlubiyetle 19. sırada yer alması, sezon başı planlamasının yeniden sorgulanmasını zorunlu kılıyor.
Neredeyse aynı ekonomik ölçekte ve aynı ligde mücadele eden iki kulüp arasındaki bu performans farkı, sorunun yalnızca dönemsel bir formsuzlukla açıklanamayacağını, daha yapısal nedenler barındırdığını işaret ediyor. Elbette sakatlıklar, fikstür yoğunluğu ve sezon içi geçişler bu tabloyu etkileyen faktörler arasında sayılabilir; ancak ortaya çıkan genel performans, meselenin tek başına geçici olmadığını söylemek mümkün.
Kadro Mühendisliği ve Yönetimsel Tercihler
Spor kamuoyunda ve tribünlerde Sportif Direktör İsmail Şenol ve teknik ekibe yönelik eleştirilerin merkezinde, alınan kararlar ve sezon başında yapılan kadro planlaması yer alıyor. “Kadro mühendisliği” kavramı tam da bu noktada öne çıkıyor. Kâğıt üzerinde yetenekli görünen kadronun, sahaya yansıyan uyum ve kimya açısından ciddi soru işaretleri barındırdığı gözlerden kaçmıyor.
Nitekim, Türk basketbolunun efsane isimlerinden İbrahim Kutluay'ın geçtiğimiz günlerde yaptığı tespitler, aslında tribündeki taraftarın sessiz çığlığı niteliğinde. Kutluay, Shane Larkin’in pota altında, kapşonu takmış ve emekli maaşını da almış öylece oturmasından Vincent Poirier’nin sanki 'rica minnet' sahadaymış gibi duran tavırlarına kadar pek çok noktaya parmak bastı. Hatta takımdaki bu 'bitse de gitsek' havasını, 'İstanbul trafiğinde Perşembe akşamı maça gelmiş ve neden burada olduğunu sorgulayan bir bezginlik' olarak tanımlaması, Efes’teki motivasyon kaybının en somut özeti sayılabilir. Sahada sorumluluk alan birkaç isim dışında, formanın ağırlığını hissetmeyen bir kadro yapısı, mühendislik hatasından öte bir karakter aşınmasına da işaret ediyor diyebiliriz.
Bir Kültürün Sürdürülebilirliği
Anadolu Efes, sadece kazandığı kupalarla değil, yarattığı basketbol kültürüyle de tanımlanan bir camia. Yıllar içinde basketbolla ilgisi olmayan kitlelerin bile sempatisini kazanmış bir klüp olduğunu unutmamak gerekiyor. Ancak lig sonunculuğu gibi dramatik tablolar, sadece o sezonun puan durumunu değil, uzun yıllar emekle inşa edilen bu marka algısını ve Efes Ruhu olarak tanımlanan o mücadeleci kimliği de zedeleme riski taşıyor. Gelinen noktada basketbol kamuoyunun sormaktan çekinmediği o can yakıcı soru, artık parkenin ortasında yankılanıyor: Anadolu Efes, başarılarla örülü o köklü kimliğini kaybediyor mu?
Sonuç: Gelecek İçin Yol Haritası
Gelinen noktada, 19 mağlubiyetli bir sezonu sadece şanssızlık ile açıklamak gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır. Anadolu Efes yönetimi için bu sezon, bir kriz yönetiminden öte, gelecek yılların stratejisini belirleyecek bir yüzleşme fırsatı sunduğu ortada. Kulübün genlerinde var olan başarı geleneğinin yeniden parkeye dönmesi için, sorunun kök nedenlerine inen rasyonel kararların alınması kaçınılmaz. Zira 50 yıllık bir çınarın gölgesinde bekleyen taraftarın ihtiyacı olan şey; yalnızca yeni transferler yapmak değil; aynı zamanda sahada liderlik gösterecek bir çekirdek oluşturmak, kulüp kültürünü taşıyan isimleri yeniden merkeze almak ve kısa vadeli başarı beklentileri yerine sürdürülebilir bir yapı inşa edebilmek. Aksi hâlde sorunlar, isim değiştirerek varlığını sürdürmeye devam edecektir.
Efes için bu kriz, sadece bir bitiş olmamalı; köklerine sadık kalarak yeniden ayağa kalkmanın ilk adımı olmalıdır.
Yazardan Bir Not
Sonuç ne olursa olsun, Anadolu Efes'in bu toprakların en köklü basketbol kültürü olduğunu unutmamak gerekiyor. Belki bugün bir 'toz bulutu' içinde, belki parke üzerindeki o eski parıltıdan uzak... Ancak; en büyük geri dönüşler, dibe vurulduğu anlarda başlar. Yapılan her eleştiri, bu köklü camiaya duyduğumuz inançtan geliyor. Efes, bu sezonki olumsuzluklarla yüzleşip genlerindeki o mücadeleci ruhu hatırladığında, parke yeniden onun adıyla titreyecektir.



Yorum Bırakın