Uyku ile Uyanıklık Arasında Bir Roman: Matmazel Noraliya'nın Koltuğu

Uyku ile Uyanıklık Arasında Bir Roman: Matmazel Noraliya'nın Koltuğu
0 Beğen
0 Yorum

Ferit için her şey babasını tanımasıyla başladı ve Noraliya ile sonuçlandı diyebiliriz. En azından ben bu şekilde düşünüyorum. Maddeden ruha bir yolculuk ve bu yola çıkmadan önce tanıştığımız yeni yol arkadaşımız Ferit. Tıp Fakültesini yarıda bırakıp Felsefe okumayı seçiyor birdenbire. Yaşanan olaylar ve gördüğü sanrılar onu hangi düşüncelere mahkum edecek? Belki de mahkumiyet ona azap verdiğinden maddecilikten sıyrılmak istemiştir. Birçoğumuzun aksine esnek ve değişikliğe açık bir zihne sahip ancak yaşanan metafizik olaylar onu hakikate ulaştırmada doğru bir yol mudur tartışmamız gerekir. Bence değil çünkü akıl ile ulaşamadığımız inanç bizi yalnızca aldatır. Peyami Safa'nın en keyifle okuduğum eseri olmasına rağmen sanıyorum bu eleştiriyi getirebilirim. Maddeden ruha karşı bir akın var ancak ruhun savaşı sadece hayalden ibaret. Oysa tek istediğimiz gerçeklik. Gerçeklik uğruna açılan bir savaşta ulaştığımız yerin önemi büyük fakat sebepler ve yol, bizi asıl olana götüren olduğuna göre görmezden gelinemez. Ferit'in siyah köpeği görmezden gelemediği gibi. Gerçi bir süre sonra değişiklik gösterecekti, tıpkı fikirleri gibi. Fikirleri değişti ve siyah köpek yok oldu. Noraliya ile tanıştı, gerçek Selma'yı gördü. Aslında en çok kendisini buldu da diyebiliriz. Sizin Ferit'iniz hangisi? Tıp Fakültesinde okuyan, nihilist, babası gibi kadın düşkünü ve tanrı tanımaz bir genç mi? Yoksa Felsefe okuyan, Selma'ya aşık, sanrılarından kurtulmaya çalışan, Noraliya gibi ruhsal bir boyutta olan genç mi? Benim tanıdığım Ferit bunlardan hiçbiri olmayacak çünkü o yolda olmayı seviyor. Yolda olmak ona daha anlamlı geliyor. Sonuca ulaşmak sonuca ulaşmaktır. Bir anlamı yoktur. Anlamsız olandan kaçmak da en çok ona yakışıyor.

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın