"Yaşamak denen şeyin,
su başındaki parsın, çatlıyan
çekirdeğin,
ilk insanın hakkını istiyorum..."
Bu sefer onlar için kaleme alıyorum bu yazıyı. Yaşam hakkı elinden alınanlar için. Yaşam hakkı için mücadele etmek zorundan kalanlar için. Hayatın adil davranmadıkları için. Zalimlerin zulmüne uğrayanlar için. Yerinden yurdundan edilenler için. Görünmeyenler için. Görmediklerimiz için. Kapalı kapılar ardında acı çekenler için. Acılarını, korkularını, duygularını ifade edemeyenler için. Ama en çok da... Çocukların gözünden düşen yaşlar için...

Tanpınar der ki; "Biz evvela kelimeleri öğreniriz; sonra yaşadıkça teker teker manalarını..." Gerçekten de öyle değil mi? Beş yaşında bir şey yaşarız ve korkunun ne olduğunu öğreniriz, Yirmi beş yaşında başka bir şey yaşarız, bu sefer de korkunun başka bir yanınını öğreniriz. O bildiğimiz kavramın başka bir yönünü tecrübe etmişizdir ve bu da anlamsal değişmeyi beraberinde getirmiştir. Bir bakarız ki bu anlam değişmiş, dönüşmüş ya da farklı bir anlam kapısı aralamıştır içimizde.Yani her bir insanın şahsi tecrübeleriyle şekil alan bir yapı söz konusudur burada. Dolayısıyla, bugün göç, savaş, yolculuk, yoksulluk, açlık, korku, vatan, ev, uçak gibi birçok kelimenin benim tecrübe ettiğim anlamıyla, dünyanın dört bir yanında zulme uğramış insanların tecrübe ettiği anlam çok daha farklıdır.
Her yaşanılan şey, bu kelimeleri daha da derinleştirecek ve bir o kadar da anlamsız bırakacaktır. Kelimeler yan yana gelir ama yaşanılan acıyı ifade etmeye yetmez artık. Kelimeler bazı anlamlara gelmez artık. Söz biter, yerini kulakları sağır eden bir sessizliğe bırakarak arkasına bakmadan gider usulca. Sessizlik ise, olanca ağırlığını bırakıp gitmeden önce şunu sorar;"Susmak konuşmaktan daha ağır değil midir?"
Human Flow(İnsan Seli)/2017

Yazımın giriş kısmında Nazım Hikmet'ten paylaştığım dörtlükle açılıyor bu belgeselin ilk sahnesi. Daha ilk sahneden içinizde bir yerlere dokunacağı çok açık. "Göçmen" kelimesinin ne demek olduğunu çok iyi bilen, kendisi de göçmen olan Çinli yönetmen Ai Wei Wei, yönettiği bu belgesel ile dünya çapında bir iş yapıyor; tam 23 ülkeden 65 milyon insanın yaşam mücadelesini kayda alıyor. Bu insanların sadece birer sayıdan ibaret olmadığını, önünde saygıyla eğildiğim bir duyarlılıkla ele alan yönetmen; masmavi sularda, şişme botlarda, çadırlarda, bir tren rayının arasında, bir tel örgünün ardında, kaybolan insanlık onurunu arıyor. Evlerinden, vatanlarından edilmiş, sırtlarında onlarca eşyayla oradan oraya amansızca sürülen insanların çaresizliği ve kimsesizliği ise bir pankartta can buluyor;"Biz insan değil miyiz?"
Flee(Kaçış)/2021

Ülkesinde yaşanan iç savaşın ardından, vatanından kilometrelerce uzakta, Danimarka'da erkek arkadaşıyla birlikte yaşayan Afganistanlı göçmen Amin, kimselere söyleyemediği hikayesini erkek arkadaşı Kasper'ın aracılığıyla anlatmak için kayıt cihazının ardına geçiyor. Gerçek, yaşanmış bu hikayeyi çizgilerle buluşturan animasyon belgeselde, Amin ve ailesinin yaşadıkları korkunç olaylar aktarılırken insanlığın karanlık yüzü de ortaya çıkıyor. Onların yürekleri sızlatan hikayelerinde zalimliğin ve kötülüğün geldiği nokta insanı dehşete düşürüyor.
Tenere/2020

Zorlu hayat şartlarında, Nijer'in Agadez şehrinde ailesiyle yoksulluk içinde yaşayan Beşir, para kazanabilmek için yaşadığı yerden uzaklara, Libya'ya giden kafilenin yolcularından biridir. Çıktıkları bu zorlu ve bir o kadar da tehlikeli olan bu yolda, geride sevdiklerini ve ailelerini bırakmayı göze alan Beşir ve arkadaşları, yakıcı güneşin altında, bir tek kamyonla, Sahra çölünün amansız topraklarından sağ çıkabilecek mi?
For Sama(Sama İçin)/2019

Suriye'de yaşanan iç savaşı, Beşar Esad'ın zalimliğini olanca şeffaflığıyla kayda alan gazeteci Waad Al-Kateab, eşi doktor Hamza ve arkadaşlarıyla birlikte direnişin ne olduğunu büyük bir cesaretle ortaya koyuyor. Son ana kadar mücadeleyi elden bırakmayan bu güzel yürekli insanlar, umudu simgeleyen kızları Sama'ya tutunuyorlar her düştüklerinde. Bir umut ki; savaş uçaklarına, bombalara, füzelere inat bunca zalimliğe ve akıtılan kanlara inat, ölüme inat yeniden ve yeniden doğuyor her seferinde. Bir umut ki; hayatı ve umudu doğuruyor kendinden. yeniden ve yeniden...



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın