Şahsen söylemek gerekirse rüyalar her zaman hayatımın önemli bir parçası olmuştur. O gece ne göreceğim, görüp göremeyeceğim veya gördüğüm şey sonucu ne hissedeceğimi merak etmişimdir. Hatta diyebilirim ki bazı geceler göreceğim rüyanın merakından uyuyamadığım oldu.
İstediğin mevkide olmak, uçmak, sevdiklerinle beraber olmak, olmak istediğin halini görmek, ki bu her zaman iyi hisseettirmeyebilir, rüyada görülebilecek güzel şeyler. Ama bunun yanında kötü rüyalar da var; iyi hissettirmeyen, baş ağrısıyla uyandıran, fiziki yorgunluk yaratan türden rüyalar. Bunlar iyilere nazaran daha geniş yer kaplıyor çünkü her insanın korkusu farklıdır. Elbette her insanın güzellik anlayışı da farklıdır ancak yine de korkular kadar çeşitli midir? Tartışılır.

Bir de uyku felci var. Başımızın belası karabasan yani, halk arasında ki ismi bu. Uykuya dalarken drin uykuya geçmeden bilincin açık olmasına karşın hareket edememe ve konuşamama durumudur. Ani kalp çarpıntısı, korku, uyanamayacak olma hissi, ses çıkaramamanın verdiği panik ve stres de karabasanla beraber gelir. Özellikle Türklerde ve İslamla gelen Arap kültüründe cinle ve dini değerlerle de eşleştirmek mümkündür. Kulağa korkutucu geliyor ama yaratıcı bir insansanız bu deneyimden beslenebilirsiniz.
Bu insanlardan biri Nicholas Bruno. Kendisi ve çalışmaları uzun yıllardır takip ettiğim birisi. 1993 yılında ABD'nin New York eyaletindeki Northport kasabasında doğmuş Amerikalı kavramsal fotoğraf sanatçısıdır. Fotoğrafçı olmasının yanında heykel, kostüm ve sahne tasarımcısı, yazar ve tarot sanatçısıdır. En son işlerinden biri 78 kartlık tarot destesi tasarımı.

Uyku Felciyle İlk Tanışma
Bruno yaklaşık 14-15 yaşlarındayken neredeyse her gece uyku felci yaşamaya başladı. Bu anlar sırasında sadece ses çıkaramamak veya hareket edememek gelmez. Kişiye göre değişmekle beraber, gölge insanlar,
yüzü olmayan varlıklar,odada biri varmış hissi, boğulma, göğüste baskı, sesler, gerçek ile rüyanın birbirine karışması gibi soyut kavramlar da birbirine geçer. O dönem ki söylemine göre bunu doğa üstü olarak adlandırdığını ancak sonradan uyku felci olduğunu öğrendiğini söylüyor.

Depresyon Dönemi ve Sonraki Yıllar
Uyku felci hayatını oldukça zorlaştırdı.Günlerce uyumamaya çalışıyordu. Derslerde uyuyordu. Notları düştü. Depresyona girdi. Sosyal hayatı zayıfladı. En büyük korkusu tekrar uyumaktı. Kendi sözleriyle:"Sanatım beni o karanlık dönemden çıkardı. "Fotoğraf onun için sadece estetik değil, terapi haline geldi.
Lise yıllarına gelindiğinde fotoğraf öğretmeni ona çok önemli bir öneride bulundu: "Rüyalarını yaz." Bunun üzerine Bruno her sabah:gördüğü rüyaları, hislerini, korkularını, yaratıkları, mekânları çizerek bir rüya günlüğü tutmaya başladı. Bugün hâlâ yaptığı her eser önce küçük bir çizim olarak o deftere doğuyor.

Bruno'nun üretim süreci oldukça zahmetlidir. Çalışmalarının neredeyse tamamında kendisi model olarak yer alır. Bunun sebebi, anlattığı hikâyelerin tamamen kendi bilinçaltından doğmasıdır. Her fotoğraf için: kostümleri kendi diker, maskeleri üretir, objeleri yontar, heykeller yapar, mekân araştırır, ışığı günlerce bekler, kendisini model olarak kullanır.
Yani gördüğümüz fotoğraflar Photoshop ağırlıklı değil; büyük kısmı fiziksel dekor ve performans sanatıdır.

Sanat Anlayışı
Bruno'nun işleri birkaç akımı bir araya getiriyor:
Sürrealizm
Romantizm
Gotik sanat
Sembolizm
Karanlık estetik (Dark Aesthetic)
Psikolojik fotoğraf
En çok etkilendiği alanlardan bazıları:
19. yüzyıl romantik ressamları, rüya sembolleri, Okült semboller, Jung'un arketip düşüncesi,
tarot ikonografisi.

Fotoğraflarda ki Yüzler ve Mekanlar
Bruno'nun en dikkat çekici özelliklerinden biri budur. Fotoğraflarında insanlar çoğunlukla çuval geçirir, yüzünü gizler, beyaz bezlerle kaplanır, gölge olur. Çünkü uyku felci sırasında gördüğü varlıkların çoğunun belirgin bir yüzü yoktur. Bu anonimlik aynı zamanda bilinçaltının belirsiz doğasını simgeler.
Fotoğrafların çekildiği alanlarda mekanlar hep sisli, gölgelidir. Burada Bruno'nun amacı gerçek dünyayı göstermek değildir.Fotoğrafları bataklıklar, ormanlar, eski evler, kıyılar, terk edilmiş alanlarda çekilir. Bu mekânlar uyanıklık ile rüya arasındaki "eşik" hissini güçlendirir.

The Somnia Tarot
En büyük projelerinden biri The Somnia Tarot isimli tarot destesidir. Bu deste 78 karttan oluşan, klasik tarot yapısını korur. Fakat bütün görseller Bruno'nun fotoğraflarıdır. Kartların tamamında rüyalar, bilinçaltı, ölüm, korku, dönüşüm, gölge benlik kavramları ana tema olarak karşımıza çıkar. Projeyi COVID-19 döneminde tamamlamış ve bağımsız kitlesel fonlama ile yayımlamıştır.

Uyku Felcini Nasıl Yorumluyor?
Uyku felcinin bilimsel karşılığını kabul etmekle beraber bu durumu yalnızca tıbbi bir olay olarak değil aynı zamanda bilinçaltına açılan bir kapı olarak da görüyor. Basrırdığımız korkuların, duyguların, sevinçlerin burada karşımıza çıkıp gerçeği dile getirdiğini söylüyor. Tknik olarak o söylemiyor bunu ben söylüyorum ama yine de aşağı yukarı durum bu.

Sonuç olarak Nicholas Bruno bize en kötü kabusların bile usta ellerle nasıl sembolleşebileceğini birinci elden kanıtlıyor. Belkide cin basması olmuştur diyip geçiştiren bir yapısı olsaydı bugün bambaşka bir karıyeri olabilirdi kim bilir?
Kendisinin web sitesini ilgili linke bırakıyorum. https://www.nicolasbrunophotography.com/
Ayrıca fotoğraflarını ve işbirliklerini görmek isterseniz https://www.instagram.com/nicolasbruno/
Ve yeni yazılarımı ve beni takip etmek isterseniz dehttps://www.instagram.com/etnikblog/
Link dolu bir yazının sonuna geldik. Rüyalarınızı yazmayı unutmayın!



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın