Yıllardır kalem tutuyorum. Tarih üzerine yazdım, fikir üzerine yazdım, kültür üzerine yazdım. Üç kitap kaleme aldım. Bazen bir arşiv belgesinin peşinden gittim, bazen unutulmuş bir hakikatin izini sürdüm. Yazdığım her satırın arkasında şahsi bir hesap, kişisel bir çıkar ya da geçici bir ün arayışı bulunmadı. Kalemimi, insanın kendisini ve toplumların hafızasını anlamak için kullandım.
İnsanlığın en büyük problemlerinden biri bilgisizlikten çok unutkanlıktır. Unutulan her gerçek, yerini bir yanlışa bırakır. Hatırlanmayan her tecrübe, aynı hataların yeniden yaşanmasına yol açar. Bu yüzden daha önce söylenmiş gerçekleri yeniden yazdım. Bu yüzden kimi zaman yıllar önce dile getirilmiş hakikatleri tekrar gündeme taşıdım. Tekrar etmekten çekinmedim; zira bazı gerçekler bir kez duyulmak için değil, nesiller boyunca hatırlanmak için vardır.
Gerektiğinde eleştirdim. Gerektiğinde suskunluğun konforunu reddettim. Gerektiğinde yalancının yalanını kendi yüzüne vurdum. Hakikatin yanında durmak çoğu zaman alkış getirmez; fakat insanın kendi vicdanına karşı borcunu ödemesini sağlar. Bu nedenle kalemimi sorumluluk için kullandım.
Yazılarımın önemli bir kısmında Türk milletinin tarihine, kültürüne ve karakterine yer verdim. Bunun sebebi yalnızca bu milletin bir ferdi olmamdı. İnsan önce kendi evini tanır, sonra dünyayı anlamaya çalışır. Türk milletinin hafızasını canlı tutmaya çalışırken aslında bütün milletler için geçerli olan bir gerçeği de savundum: Kendi geçmişini unutan toplumlar geleceğini sağlam temeller üzerine kuramaz. Bu durum yalnızca yeryüzündeki bütün halklar için geçerlidir. Kimliğini, kültürünü ve hafızasını koruyabilen toplumlar ayakta kalır; bunları kaybedenler ise zamanla başkalarının hikâyelerinde kaybolur.
Bir milletin gücü yalnızca ekonomisinden, ordusundan veya teknolojisinden gelmez. Asıl güç, ortak hafızasından ve karakterinden gelir. Aynı durum insanlık için de geçerlidir. Bugün dünyanın birçok yerinde yaşanan sorunların temelinde, geçmişten alınması gereken derslerin unutulmuş olması yatar. Tarih yalnızca eski olayların toplamı değil, geleceğe bırakılmış uyarılar bütünüdür.
Kalemin gücüne olan inancım da buradan gelir. Bir fikir bir insanı etkileyebilir. Bir insan bir çevreyi etkileyebilir. Bir çevre bir neslin düşünce biçimini değiştirebilir. Büyük dönüşümler çoğu zaman sessizce yazılmış birkaç satırla başlar. Bu yüzden yazdım. İnsanlar düşünsün diye yazdım. Araştırsın diye yazdım. Kendilerine anlatılanlarla yetinmeyip gerçeğin peşine düşsünler diye yazdım.
Bugün geriye dönüp baktığımda ortaya koyduğum çalışmaların ortak bir hedef taşıdığını görüyorum. Amaç, geçmişe takılıp kalmak değildi. Amaç, geçmişin ışığında bugünü anlamak ve yarına daha sağlam yürüyebilmekti. Amaç, insanın kendisini tanımasına katkı sağlamaktı. Amaç, hafızayı canlı tutmaktı. Amaç, hakikatin peşinden gitmekti.
Gün gelecek hepimiz bu dünyadan geçip gideceğiz. Geriye hakikat adına ortaya koyduklarımız kalacak. İnsan fanidir, fikir yolculuğuna devam eder.



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın