Atatürk'e düşmanlık edenlerin ortak bir özelliği var. Yıllardır aynı iddiaları tekrar edip dururlar. Aynı iftiralar, aynı komplo teorileri, aynı ezberler... Ne ilginçtir ki her seferinde bu iddiaların karşısına belgeler, kaynaklar ve tarih çıkar. Sonuç değişmez. İftiralar çürür, gerçekler yerinde kalır.
Bugün bazıları "5816 kalksın da gerçekleri öğrenelim" diyor. Tarihçi adayı biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Arşivlerde sizin hayal ettiğiniz türden gizli gerçekler yok. Aksine, sizi daha da zor durumda bırakacak belgeler var. Cumhuriyet'in kuruluş sürecini, Kurtuluş Savaşı'nı, diplomatik mücadeleleri ve devletin yeniden inşasını anlatan binlerce belge mevcut. O belgeler okundukça Atatürk'e yöneltilen ithamlar güçlenmiyor, tam tersine daha da zayıflıyor.
Sorun şu ki birçok kişi belge okumak yerine kulaktan dolma sözlere sarılıyor. Bir sosyal medya paylaşımını, bir dedikoduyu ya da yıllar önce çürütülmüş bir iddiayı tarih sanıyor. Tarih böyle yapılmaz. Tarih öfkeyle, kinle ya da siyasi hesaplarla yazılmaz. Tarih belgeyle yazılır.
Atatürk'ü eleştirmek başka şeydir, ona sistematik şekilde iftira atmak başka şey. Eleştiri her tarihî şahsiyet için mümkündür. Fakat ortada bir gerçek var: Siz toplansanız o adamın yaptığı işlerin tırnağını yapamazsınız. İşgal edilmiş bir memleketten bağımsız bir devlet çıkarmak, dağıtılmış bir orduyu yeniden kurmak, yokluk içindeki bir halkı ayağa kaldırmak, eğitimden hukuka kadar onlarca alanda dönüşüm gerçekleştirmek sıradan işler değildir.
Bugün rahatça konuşabildiğimiz, tartışabildiğimiz, seçimlerden, meclisten, vatandaşlıktan ve egemenlikten söz edebildiğimiz bir ülke varsa bunun temelinde verilen büyük bir mücadele bulunuyor. O mücadeleyi yok saymak tarih bilinci değil, tarih inkârıdır.
Atatürk düşmanlığıyla geçen onlarca yılın sonunda ortaya yeni bir belge çıkmadı. Yeni bir gerçek ortaya çıkmadı. Sadece eski iddialar farklı ambalajlarla yeniden servis edildi. Buna rağmen Atatürk hâlâ okunuyor, araştırılıyor ve tartışılıyor. Çünkü tarih propaganda ile değil, kalıcı eserlerle hatırlanır.
Bir insanı sevmek zorunda değilsiniz. Fikirlerine katılmak zorunda da değilsiniz. Fakat tarihi değiştiremediğiniz gibi gerçekleri de değiştiremezsiniz. Belgeler yerinde duruyor. Arşivler yerinde duruyor. Kurtuluş Savaşı'nın kayıtları yerinde duruyor.
Gerçek şu ki bazı insanlar Atatürk'ü tarih sahnesinden silmeye çalışırken, farkında olmadan onun büyüklüğünü yeniden kanıtlıyor. Aradan geçen bunca yıla rağmen hâlâ onunla uğraşmak zorunda kalmaları bile bunun en açık göstergelerinden biri.



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın