Akademik Körlük

Akademik Körlük
1 Beğen
0 Yorum

Bir toplumun ilerlemesi için akademiye ihtiyaç vardır. Fakat akademinin var olması ile görevini yerine getirmesi aynı şey değildir. Bugün birçok üniversitede karşımıza çıkan manzara, hakikati arayan bilim insanlarından çok, birbirini tekrar eden metinler üreten ve kendi dar çevresinde konuşan bir yapıyı andırıyor.

Akademinin en büyük sorunu cehalet değildir. En büyük sorun, merakını kaybetmesidir. Oysa bilim dediğimiz şey, mevcut doğrulara meydan okumakla gelişir. Bugün birçok akademik çalışma ise yeni sorular sormaktan çok, eski cümleleri farklı kelimelerle yeniden yazıyor. Yüzlerce sayfalık makaleler hazırlanıyor, sayısız kaynak gösteriliyor, karmaşık kavramlar kullanılıyor; sonuçta toplumun hayatına dokunan tek bir fikir ortaya çıkmıyor.

Üniversiteler bir zamanlar düşüncenin kaleleriydi. Günümüzde ise bazı çevrelerde diploma sahibi olmanın, bilgi sahibi olmaktan daha önemli görüldüğü bir düzen oluştu. Unvanlar büyüdükçe fikirler küçüldü. Akademik kariyer basamakları yükseldikçe halktan uzaklaşan bir dil ortaya çıktı. Oysa bir düşünce, halkın anlayamayacağı kadar karmaşık anlatılıyorsa bunun sebebi her zaman düşüncenin derinliği değildir.

Bilim insanı, toplumdan kopuk bir kulede yaşayan kişi değildir. Görevi yalnızca makale yayımlamak da değildir. İnsanlığın sorunlarına çözüm aramak, yeni ufuklar açmak ve bilgiyi paylaşmak da bu sorumluluğun parçasıdır. Akademi kendi duvarlarının arkasına saklandığında bilimin ışığı zayıflar.

Bugün akademinin ihtiyacı olan şey daha fazla bina, daha fazla bürokrasi ya da daha fazla unvan değildir. İhtiyaç duyulan şey cesarettir. Yanlışları eleştirecek cesaret. Ezberleri bozacak cesaret. Konfor alanından çıkacak cesaret. Bilim, sorgulayan zihinlerde büyür.

Tarih, insanlığa yeni bir kapı açanları hatırlar. Akademi bunu unuttuğu gün, elindeki diplomalar ne kadar parlak olursa olsun hakikatin peşinden gidenlerin gerisinde kalmaya mahkûm olur.

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın