AÇLIK DAİMİ ÇABA AZAMİ

AÇLIK  DAİMİ ÇABA AZAMİ
0 Beğen
0 Yorum

Bir şeylerin potansiyeline duyulan fazladan inancın neticesi şeylerden bahsedelim mi birazcık ?

Hayatın aktif bir takım kovalamaca ve süreçler bütünü olduğunu en basit bir şekilde her birimiz biliyoruz zaten . Ancak potansiyeli arıyoruz değil mi genellikle ? Tatminlerin içerisinde öncelik duyduğumuz şeye bağlı olarak , dürüst , pislik , çıkarcı , adil , hak savunucusu , haksızlık abidesi ve benzeri pek çok şey olabiliyoruz . İnsanın çıkarları doğrultusunda kategorize edildiği ve yoğun ve ağır kalabalık tarafından aşırı övüldüğü ya da bir anda hepten yerilip tamamen linç edildiği garip bir kültürel yapının içerisindeyiz . Bu durum da bir miktar yüzsüzlüğe ve daha büyük bir çıkarcılığa sebebiyet verdiğinden dolayı , insanlar , kendi ilgi alanı içerisinde kalan süreçlerini ortaya koymak yerine , başka başka şeylerin peşine düşerek metalaşmış alanlarda , şekillerde ve kanallarda , sömürüden pay alma güdüsüyle hareket ediyorlar .  Bu da insanların tek tip bir kimliğe sahip olmalarını ve geri kalan her insanı da bir tüketim malzemesi / materyali olarak değerlendirmelerine sebebiyet veriyor .  Bakıyorsun ki çok basit bir alan ya da olaydan başlayarak , çok ciddi süreçlere kadar her şey , potansiyel arayışı içerisinde kalmış kişilerce , bir pazarlama alanına dönüştürülmüş . Duygular , düşünceler , tedaviler , hastalıklar , varlıklar , yaşantılar , zaman , kalite , bakış açısı , hissel süreçler , birliktelikler , iletişimler her şey potansiyel bir harcanma ve kullanım süresi ya da harcanılabilirlik koşuluna bağlı hale geliyor . İşin kötü yanı , birazcık ilgi gören şeylerin neticesinde , baş nereye giderse kuyruk da oraya gider kafasıyla hareket eden garip kitleler oluşuyor ve çıkarcılık ve potansiyelden pay alma arzusu en büyükten , en küçüğe doğru herkesin ruhlarına işliyor . Herkes kendi yaşadığı süreç doğrultusunda bir altında kalana daha büyük gözükme güdüsüyle ilkel ve yırtıcı bir form kazanıyor . Sahte yüceler türüyor sürekli ve garip müridler . Sonra sahte yücelerden besleniyor bu garip müridler ve kendi çevrelerini sömürmeye hevesleniyorlar . Entrikalar , garip olaylar , tuhaf tartışmalar ve meydanın büyüğü havasında çatışmalar yaşanıyor . İnsanın hala ne derece aç ve ilkel olduğunu gösteren barbarca atılımlar görüyoruz . Çıkarlar , çıkarları besledikçe tamam olan ve yoksa kitlesel zorbalık ve çatışmaya sürüklenen şeyler görüyoruz . Ancak her daim tepede , düzenini çok daha sıkı temellerle oturtmuş ve kontrolü elinde bulunduran bir takım  örtülü gözler mevcut oluyor ve her cebe , her ruha , her davranışa ekstradan bir müdahale hakkı bulabilecekleri garip topluluk süreçleri uyduruyorlar . İlginç kurallar , yolları çizmeler ve kendi bünyesinde hareket edecek herkes için ilginç sınırlar ve yönlendirmeler . Çıkarlar karşılıklı olsa da , gözetimin ve denetimin her daim kendilerinde olduğunu diğerlerine fazlaca sindirmiş ve onları uysallaştırmış kitleler , kişiler , gözcüler ve onların gölgelerinde fısıldayan denetimciler . Pazarın çıkarlarını her daim koruyan , pazarın basamaklarını ayrıştıran , pazarın gözdelerine hatırlatıcı ikazlarda bulunan pek çok oluşum mevcut oluyor evet . Bu basamakların var olması da insanları daha da acıktıran yegane şey aslında . En tepede durana erişmeyi imkansız bulan hırslı acıkan , bir üst basamağında birkaç adım atıp dikkat çekebilmiş olan bir diğer açgözlüyü görünce daha da hırslanıyor . Bu basamak basamak tırmanma ve kendini var hissedebilme , gerçekleştirme arzusu , tuhaf basamaklar sayesinde makul bir mantık formu kazanabiliyor nihayetinde . Herkesin heves edebileceği şeyler bulunan garip bir kazan kaynıyor ortada ve durmadan kimlikler , roller , mağdurlar , kazananlar , kibirliler ve acizler  tekrardan güncelleniyor . Kendi potansiyelini yitirenlere has bir mağdur draması daha büyük rol kesebilenlerce , üretebilen kitlelerce özenle tasarlanıyor . İnsanların içerisinde bulunan bu garip hegemonya arzusu , onları sürekli alt fikirlerle dolaşan garip toplulukları bir araya getirerek bir takım noktalara yönlendirme ve uyuşturma dürtüsünü doğuruyor . Günün sonunda üreten de , tüketime fazla fazla alıştırılan da aynı sistemin masasına hizmet ediyor . Üreten özgünlükten uzak sabit bir şeyi , tüketen de kalabalığın metalaştırdığı popüler ürünü benimsiyor . Günün sonunda kitlesel kuralları ve gözetimi sınırlayan üst kısım tüm küçük balıkların tadına bakıyor .  Pazar arayışında , şahsi tatminini sağladığı sürece de hiçbir küçük balığın , oltaya gelmek gücüne gitmiyor . Ne güzel değil mi ? Vicdani ve aklı hür olarak öncesinde sahip olduğumuz bir çok şeyin olmayışına yakınıp duruyoruz ancak , bir noktada da kolay yoldan var olma fikri hepimizi cezbediyor değil mi ? Büyük şeyler yapmaktansa , yaptığımız şeyleri büyütüp abartarak ortada olma fikrine bir hayli alıştık ve tüm bu karmaşık pazar alanında , reklamı iyi yapılmış klişe ve rezil şeyleri döndürüyoruz . Hepimiz iyisini tüketmek isteyen , iyiyi arzulayan ancak havuza durmadan zifiri ve bayatı akıtan garip kimseleriz . Günün sonunda özgünlükten uzak , kitlesel korkuyla dolu ve ufalanmaktan ödümüz koparak bir takım titrek ve aşırı uysal köpek gibi peşinde gidiyoruz bir şeylerin . En başka olduğunu düşünen de aynı metalaşmanın içerisinde , en yalaka ve talebi kovalayan da . Zihinler uyuşunca , akıbet bir oluyor . Kafalar sıfırlanınca , yönelim bir oluyor . Açlık daimi , çaba azami oluyor ...

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın