SIZINTILAR

SIZINTILAR
0 Beğen
0 Yorum

Üzgünüm açıkçası biraz . Bugün de popülerizminizin tatmin olabileceği aykırı ve rezil bir tutkuya yenik düşemediğinden ruhum , biraz çarpıklaşmış tuhaf bir devrimle yazacağım yine . Kendi dünyamın kabul etmediği şeyleri dile getirmenin aykırılığına bu adı vermemde bir sakınca yoktur umarım ? Çünkü aynı düşünce çatısında olmak hoşuma gitmiyor . İnanın birileriyle uzlaşmaya  bir düşmanlığım yok aslında . Haylice sarılmak istiyorum saçma sapan da olsa bir ruhun sıcaklığı adına bazı düşünceleri kabullenebilmeye ama olmuyor sanırım . Neyse . Aykırı kalan kısmından devam edelim . Madem ortada balta olan metalaşmış birileri , bir şeyler var ve biz bunların sapı değiliz , madem bir dikiş tutturan , uzun kancalı iğnelerden biri olamadık , en azından rahatsız edici bir sivrisinek misali azıcık vızıldayarak biraz olsun tat kaçırmaya hakkımız var diye düşünüyorum şu anda . Aynı paydada olamadık evet . Ya fazlasını bekledim , ya fazlasını beklediler benden veremedim . Bir türlü şu ortak paydada buluşma zımbırtısını oturtamadım nihayetinde . Gecenin bir köründe , hiçbir şekilde klavyeye bile bakmadan fısıldamak istiyorum bir şeyleri . Çok pardon ama sizin ucube ve siparişe dayalı iletişimlerinizin bir parçası olamadım . Kendimi farklı gösterme gibi bir çabamda yok . Çünkü birileri farkına varmasa da farkımın farkındayım . Bu olumlu olsun ya da olmasın bir gram önemli değil . Bir ruh taşıyorum bu bedenin ardında . Nefes aldığımda , benimle beslenen , benimle yaşayan , benimle olgunlaşan bir ruh . Size göre şekil almıyor oluşu , uyumsuzluğu onu ilkel kılıyor zannediyorsunuz çoğu zaman . Ancak hep birlikte bir zayıflık görüp peşinden yabancıl avcılar gibi koşup , bir şekilde tatmin kovalayanların yanında benim bu garip dümdüzlüğüm bile medeni kalıyor . Ne garip değil mi ? Adaptasyon çabasında onca ruhun arasında , basit isteklerle ve arzularla yaşamaya çalışan birisinin medeni kaldığını söylemesi . Bu iğrenç süreci doğuran ve bu tuhaf durumu yaratan ben değilim . Sizler , sistemin kustuğu metalaşmış düşünceleri , özünüzün en değerli iletişimlerine kadar sindirebilecek kadar iğrençleşince , ben bu ilkel görünümlü ancak daha medeni davranışın içerisinde kabuklar tutmak zorunda kaldığımı hissediyorum . Bana bir şey kazandıracağından da değil bu arada . Bu kaybetmişliğin bile , sizin aşağılık kazançlarınıza nazaran daha var hissettiriyor olmasından kaynaklı bir şey . Belki bir kibirin en ilkel formu benimkisi bilemiyorum . Ancak kendi ruhumda onu saklayabiliyor olmak , tüm bu her sürece hızla adapte olan omurgasız itlerin içerisinde kendimi daha gerçek hissetmeme sebebiyet verdiğini bilirken , döneminize , sizlere , beklentilerinize , hızınıza , garipliğinize uyamıyorum . Masada unutulmuş bir kahve gibi lavabonun giderine akacağım belki nihayetinde bilemem . Ancak size benzemek istemiyorum . Bir insanın , kendisine has bir ruhla göçüp gitmesini kıymetli bulan tozlu kimselerdenim galiba . Bu doğrultuda da bu yazımı sıklıkla dönüp okuyacağım . Bu yazıda kalacağım . Hayatımın bir özeti olacak belki de . Seneler sonra dönüp baktığımda , önceden olduğu gibi '' Ne çok şey değişmiş hayatımda ve gözlerimde , bakışlarımda ! '' diyebileceğim bir noktada olmayacağım . Çünkü sizler gittikçe küçülüyorsunuz , hayatın değeri , birliktelik , maneviyat , hissettiğim yoğun duyguların son kullanım tarihi . Her şey geride kalıyor anlıyor musunuz ? Baktığım gözlerde , alışmaya çalıştığım insanlarda , boş şişelerde , yazdığım satırlarda , olduğum nokta yeni bir şey görmüyorum . Beklentinin nasıl bir şey olduğunu iyi bilirsiniz . Hani şu birkaç çeşit kanala baka baka uykuya dalmak , bir cevap beklemek , farklılık ummak gibi şeyleri yitirdim . Baktığım her yüzde bir şeylerin daha da yavanlaştığını , aradığım her cevapta , kaynağın biraz daha boktanlaştığını gördükçe , bu hayatın getirisi şeylere olan beklentim azalmaya başladı . Sevgi dolu bir ben bilirdim ya ben ! Çocukta , hayvanda , sokak sanatçısında , taze bir sohbetin başlangıcında , bir affedişte birine verilen olanağın , güzelliğin umuduna gülümseyen ruhumun içine sıçtınız . Şimdi ne olur yarın gelse , ne olur bir gün geçmişte kalsa kafasındayım . Sarılabildiğim bir tek yastık var ve ona kavuşmak için koca bir günü hiç etmek hiç de fedakarlık gibi gelmiyor . Size ve de kendime acıyorum biraz . Kınıyorum , kanıyorum ve karmaşıklaşıyorum içten içe . Duvarlar taa ebesinin nikahına kadar uzadılar . Gölgeleri bile boğuyor insanı anlatabiliyor muyum ?  Bu yüzden sevemiyorum sizi , kendime karşı da bir hayranlığım kalmadı . Yarına da bir umudum yok . Geleceğe dair de hırsla anlatacağım bir şey yok . Gözlerimde belirsiz bir kahve var . Bazen sırılsıklam olup tazeleniyor , bazen donuk vahşi bir ayna . İçime sinemezsiniz artık çünkü ben bile korkuyorum dokunmaya . En son sarıldığım insana bir gram bir şey hissetmeme rağmen hüngür hüngür ağladım . Taşan bunca hissin ne ben kefaretini verebilirim tanrıya ne de siz . Hep beraber hiç edilmiş ruhların güruhunda bombok hayatlar yaşıyoruz . Tatmin arayanlar kabul etmiyor , gerçekçi olanların gözü doluyor anlatabiliyor muyum ? Bir gün okuyacaksınız sığına sığına bu satırları . Belki şu an bir gram bir şey ifade etmiyor sizlere . Ancak bir gün , kaybettiğiniz yeşilliklere sahip olmak istercesine sarılacaksınız cümlelerime biliyorum . Ne zaman yazmasam aynı boşluğa düşüyorum çünkü . Gözlerimde birkaç tuzlu sızı ile geçiyorum bu yazıları silinmiş tuşların başına . Birkaç tane dünyama sinmiş şarkının muhafazasında , sığına sığına yazıyorum .  Gerçekleri anladıkça döneceksiniz başa . Bu boktan insancıkların arasında kendi yerinizi ararken beni bulursanız şanslısınız . Dertleşmiş olacağız arkadaşlarım . Kendim kadar sizleri de düşünüyorum . Belki sessizce değer ruhlarımız bir gün birbirine . Daha da dökerim içimi aslında . Kırdım bu gece ruhumun barajlarını ancak köşeme çekilmeye duyduğum bu aptalca saygıyla susacağım sanırım . Saygılarımla ve benliğimin çatlaklarından sızmışlarla selamlıyorum sizleri . Görüşmek üzere .

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın