GÜLMEM GELİYOR!

GÜLMEM GELİYOR!
2 Beğen
0 Yorum

KOMŞU KOMŞUNUN İS KOKUSUNA MUHTAÇTIR!

Duvarlarına bağıramıyorsan, kendi kulağına istediğin kadar fısılda; “hikâye gibi olsun” arzusuyla yaşamayı istediğin şeylerin sınanmışısın. Seçilmiş bir tembellik bedeni sever ama ruhu yorar, özenle destelenmiş hazların ruha uzaklığı da bundandır, hatta bazıları ‘uzak da olsa bir ruh’tan mahrumdur. İaşesi kana susamış, gerçeklik algısı sidik yarışıyla palazlansın isteyen insandan duvarlar görüyorum, mahrumiyetleri belki kendi boylarını bile geçmiştir. Aylak olmayan bir bakkal gibi tartıya tenezzül etmeden yola koyulup, buna rağmen ‘mahrumiyetlerin güncesi’ni de irdeleyecek değiliz ama duvara bağırmanın tahlilini yapmak da kaçınılmaz. O ‘sürrealizm safsatası’nın içinden geçmekteyken, durup da ince şeyleri anlamaya(!) yorulmayalım, ayranlar dökülmesin ama tatsız şeyler de yaşanmasın, elbette. “Hikâye gibi olsun” arzusuyla yaşamayı istediği şeylerin sınanmışıyım! Kederle dürülen defterleri de hatırlarım, neşeyle boğulan fincanları da... Yeniden başlamak olmasaydı, bir kez yenilen iflah olmazdı. Katlanmak zorunda olduklarına bir anlam yüklemeden edebilenler daima yenilecektir! Karartıyı dövemeyeceğin gibi ışığı da bölemezsin. Yeryüzünde sonuçsuz çabanın milyonlarca hikâyesi var; isimleri önemli olmasa da renkleri aynı. Yüzeyde boğulmanın mağduru, dibi de göremez. Yarını bilmemenin ürpertisi ellerinde buz olur, ama erimek de bilmez. Buzu eritmeye uğraşma, güneşe dön! 

GÜLMEM GELİYOR

Gülünçlüğün bir metaforu da omuzlarını tartmaya erinenlerin göğü kucaklamak istemesidir. “İçimdeki şu asi fırtınalar...” diye varlığını efsaneleştirenler, rüzgârı arkalarına almanın bile çoğu zaman yeterli olduğunu bilselerdi, ne omuzlarını tartmaya erinir ne de kendilerine kahramanı olmayan destanlar yazarlardı. İkilemlerin oradan oraya sürüklediği bir dal parçasıyla kayanın bile yaslanmak isteyeceği bir dağ, elbette aynı hikâyeye sığamazdı. Benim iflah olmayan bütünlüğüm, insanların hakikate karşı ördükleri siperlerle savaşmaya mahkûmdu; yine de geri çekilmeyi daima cebimde taşıdım. Bazen savaşların yılgınlığını bir kaba sığdırmaya çalışmak ahmak işi; ben, yılgınlığı süzüp tevekkülle demlemeyi seçenlerdenim. “Dile kolay, kalbe zor” diyenlerin aksine ben, “dile zor olacaksa da kalbe kolay olsun” diyenlerdenim.

 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın