İngiliz şair olan John Milton, eseri Kayıp Cennet'in o dönemde ses getirmesiyle birlikte kendi politik düşüncelerini de duyurmayı başarmıştır. O dönemde başta olan I. Charles ve İngiliz liderlere karşı insan haklarını savunurken, o dönemin kurallarını protesto etmektedir. Başlıca karakterlerin Şeytan (Satan), Adem (Adam), Havva (Eve) olan eserin ana teması insanoğlunun itaatsizliğidir. Eserde Şeytan epik kahramandır. Cennetten kovulan Şeytanın kovulduğu cennet İngiltere'nin parlamentosunu temsil etmektedir. Kayıp Cennet, itaatsizlikten sonra iki ahlaki yol sunar: Şeytan tarafından artan günah ve bozulma ile Havva ve Adem tarafından temsil edilen kurtuluş yoludur. John Milton'un sıklıkla kullandığı aydınlık ve karanlık ögeleri, aydınlığın melekleri yani iyiliği sembol ederken, karanlığın da şeytanı ve kötülükleri sembol ettiğini gösterir. Kayıp Cennet itaat ile bağlantılı bir hiyerarşidir. Evrenin düzenine göre cennet yukarıda, cehennem aşağıda, yeryüzü ise ortada bulunur, bu da Tanrı'nın ve onun lütfunun hiyerarşisine dayanmaktadır. İnsanoğlunun yani Havva ile Adem'in de Tanrı'ya itaatsizlik etmesi, kurulu olan düzenin ve hiyararşinin bozulmasına neden olur. Havva eserde kendisini sevmektedir, o kendini Adem'den bile üstün görmektedir. Asıl durum ise kadının ne kadar kırılgan ve naif olduğunu erkeğin ise güçlü ve akılcı olduğunu, Adem'in Tanrı ile iletişimde olduğunu fakat buna rağmen Havva karakteriyle erkeği ikna etmesi ve inandırmasıyla yasak meyveden yemelerini konu alıyor. Şeytan, Havva'ya eğer bu meyveden yerlerse Tanrı kadar güç sahibi olacaklarını söylemesi üzerine bu fikrin Havva'nın kafasına yatması ve Adem'i de ikna etmesi insanoğlunun zaaflarıyla beraber ne kadar zayıf ve bir o kadar da hırslı olduğunu gösteriyor.
Eserde Tanrı, monarşiyi; Şeytan ise hükümdeki yeniliği temsil etmektedir. Havva’yı narsist bir karakter olarak yansıtan yazar onun cinsiyetini öne çıkaracak yorumlardan da kaçınmamıştır. Havva aldatılmış ve ahmak olarak anlatılır. Adem ise Havva’ya olan aşkının Tanrı aşkına üstün geldiğini fark ettiğinde, sonuçlarını değilse bile, meseleyi kesinlikle anlamıştır. Düşüş öyküsünün esas dayanağı Kutsal Kitabın Yaratılış (Genesis) bölümüdür. Yaratılış 3:22’de, insanın yılana kanıp yasak meyvenin tadına bakması ardından düştüğü durum karşısında Tanrı'yı kendi kendine konuşur şekilde buluruz:
“Adem iyiyi kötüyü bilmekle bizlerden biri gibi oldu. Artık yaşam ağacına uzanıp meyve almasına, yiyip ölümsüz olmasına izin verilmemeli.”
Bu bölümde intikam duygularıyla dolu cezalandırma sahneleri görülür; yılan cürmü yüzünden lanetlenir ve karnının üstüne sürünmeye mahkum edilir. Kadın ile birbirlerine düşman edilirler; Tanrı’nın vaadine göre kadının soyu onun başını ezecek, yılan da onların topuğuna saldıracaktır. Kadın, doğum sancılarıyla cezalandırılır; çocuklarını acı çekerek dünyaya getirecektir. Erkek ise yaşamı boyunca emek vermeden yiyecek bulamamakla cezalandırılır; toprak artık ona cömert olmayacak, erkek kendisini işlemeden onu doyurmayacaktır.
“Havva… Sonra dala uzandı, meyveyi
Daldan kopardı ve yedi; toprak yarayı hissetti ve Doğa derin bir iç çekti,
Her şeyin bittiğini işaret etti. Suçlu yılan hemen çalılıkların arasına kaçtı,
Süzülerek kayboldu, Havva yasak meyvenin tadını aldı,
Başka yere bakmadı, şimdiye kadar böyle tatlı meyve yememişti;
Bilgi sahibi olup olmayacağını bilmiyor,
Ama Tanrıyı da aklından çıkaramıyordu. Büyük bir iştahla
Sonuna kadar yedi yedi meyveyi ve ölüm yemediğini biliyordu.
Sonunda doydu ve sanki şarap içmiş gibi neşelendi.”
İkinci alıntı ise Havva yasak meyveyi yedikten sonra Adem’in Havva’ya bağlılığının anlatıldığı bölümden:
‘Ey Yaratılanların en güzeli, Tanrının yarattıklarının
Sonuncu en iyisi, gözün görebileceği, aklın düşünebileceği en güzel şey,
Kutsal, tatlı kadın! Nasıl böyle birden kaybettin kendini,
soldun ve ölüme yaklaştın? Yasağı nasıl ihlal ettin,
Yasak kutsal meyveyi nasıl kopardın? Seni lanetli bir düşman kandırdı,
Ama kim bilmiyorum ve seninle beraber ben de mahvoldum.
Hiç kuşkusuz seninle birlikte ben de öleceğim
Sensiz nasıl yaşarım? Senin tatlı konuşmandan,
Aşkından nasıl vazgeçerim de bu vahşi ormanlarda
Kimsesiz yaşarım? Bir kaburgamı daha versem ve Tanrı
Bir Havva daha yaratsa bile senin kaybını asla unutamam.
Hayır, hayır! Doğanın bağı çekiyor beni, sen benim
Etimsin, kemiğimsin, mutluluk ya da acılarla ayrılamayız biz."
Kaynak:1,2,3

Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın