Okunma Sayısı: 374
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

The Witcher Oyun Serisinin Hikayesi


The Witcher Oyun Serisinin Hikayesi
Hemen herkesin bitirdiği halde farklı sonları deneyimlemek için tekrar tekrar oynadığı, karakterlerle derin bağ kurduğu, oyundaki muhteşem evreni sonuna kadar keşfetmek istediği ve bazen de sadece Geralt ile manzara eşliğinde at sürmek için kütüphanemizden silemediğimiz The Witcher oyun serisini sizlere anlatacağız. Biliyoruz ki olaylara hakim olsak dahi bu uzun hikaye bazen aklımızda karmaşıklığa neden oluyor ve olayları hatırlamakta zorlanıyoruz. Tam burada devreye biz giriyoruz, şimdi sizlerle oyunlarda neler olmuş bunları inceleyecek, ufak hatırlatmalar yapacağız. Eğer konuya tamamen hakim olmak istiyorsanız öncesinde Rivialı Geralt ile ilgili içeriğimize göz atmanızı öneriyoruz. Başlayalım!

The Witcher




Serinin ilk oyunu The Witcher, kitapların bitiminden 5 yıl sonrasını konu alıyor. Oyun başladığında ise Nilfgaard İmparatorluğu’yla yapılan o büyük savaşın sona erdiğini anlıyoruz.

Oyunda Elfler ve Cüceler artık tamamen dışlanmış ve bu ırkların nefretinden bir dolu kanlar akıtılmıştır. Geralt, kayıp olduğu tüm bu zaman zarfında büyük bir çoğunluk tarafından ölü olarak nitelendirilse de delirip kaçtığı şeklinde söylentiler de dolaşmaktadır. Ancak Geralt’ın hasta, yaralı ve hafızasını kaybetmiş bir şekilde Kaer Morhen yakınlarında Triss ve Witcher'lar tarafından bulunması bu söylentilerin hepsini silip süpürmüş ve Geralt iyileşmesi için kaleye götürülmüştür. Asla heyecansız kalmayan Witcher evrenine yaraşır şekilde olaylar seyretmiş ve Kaer Morhen kalesi hiç hesapta olmayan ani bir saldırıya uğramıştır.



Azar Javed adlı bir büyücü önderliğinde Salamandra askerleriyle gerçekleştirilen bu saldırıda ise Witcher'lara dayanıklılık, hız ve güç gibi özellikler veren mutasyonların formülü çalınmıştır. Ancak her isyanda ve saldırıda olduğu gibi bu saldırıda da bir kayıp verilmiş, henüz Witcher olma yolunda ilerleyen genç Leo öldürülmüştür.

Geralt ve diğer Witcher'lar kendilerinden çalınan mutasyon sırlarını geri alabilmek için ve saldırıda etkin rol oynayan Salamandra hakkında bilgi toplayabilmek için görev dağılımı yapmış ve araştırmayı hızlandırmak için ayrı yerlere dağılmıştır. Geralt, Triss ile birlikte Vizima’ya yolculuk etmiş, orada Dandelion ve Zoltan gibi uğruna savaştığı eski dostları ile karşılaşmış; ancak hafıza kaybı yaşadığından onları hatırlamamıştır.

Olaylar bu şekilde dallanıp budaklanırken Geralt'ın yolu Kral Foltest gibi pek çok karakterle ve Alvin isminde olağanüstü yeteneklere sahip bir çocukla kesişmiştir. Alvin, zaman ve mekân içerisinde seyahat edebilmekte; ama bunu sadece çok korktuğu zamanlarda kontrol dışı bir şekilde yapabilmektedir. Yani gücünü kontrol edememektedir. Geralt'ın çocuklara olan yaklaşımından olsa gerek kendisini Alvin'e karşı sorumlu hissetmiş ve ona güçlerini kontrol edebilmesi için büyülü bir kolye vermiştir. Sonrasında oyun içerisindeki seçimler doğrultusunda Alvin'i Triss veya Shani'ye emanet etmiştir.



Geralt bu uzun yolculuğun, ve bu yolculukta dökülen kanların ardından Salamandra’yı yenmiş ve nihai olarak Azar Javed’i eline geçirmiştir. Ancak henüz rahatlayamadan tüm bu olayların arkasında Jacques de Aldersberg'in olduğunu öğrenmiştir. Aldersberg, tüm bu olaylar sonucunda aniden Geralt'ı da yanına alarak geleceğe ışınlanmıştır. Aslında gelecekte, Elflerin meşhur Ithlinne’in Kehaneti adını verdiği kıyamet senaryosunun gerçekleştiğini Geralt'a göstermek istemiştir. Bu kehanete göre tüm insanlık yeryüzünden silinecektir. Aldersberg, çaldığı mutasyonlarla yeni bir ırk yaratmayı amaçladığını, böylelikle insanları yok olmaktan kurtarmak istediğini ve bu yeni ırkı kendisinin yöneteceğini söylemektedir. Geralt ise bu durumun çıkar uğruna olduğunu düşünerek Aldersberg'i alt etmiştir. Ancak şaşırtıcı bir şekilde Aldersberg'in boynunda Alvin'in kolyesini görmüştür...

The Witcher 2: Assassins Of Kings



Geralt ikinci oyun ile birlikte ilk oyunda yolunun kesiştiği Kral Foltest’in yakın korumalığını yapmaktadır ve Triss'ci okurlarımızın sevineceği üzere artık Triss ile birlikte yaşamaktadır. O sıralar Kral Foltest ile Barones La Valette arasında bir iç savaş yaşanmakta ve bu durum Geralt'a daha çok sorumluluk yüklemektedir. Geralt bu sorumluluklardan bunalmış olacak ki savaş sona erdiğinde Kral Foltest ile yollarını ayırmayı planlamaktadır. Ancak tahmin ediyorsunuz değil mi, başka şeyler gün yüzüne çıkıyor...



Savaş kazanılma yolunda iken Letho adında bir Witcher çıkagelir ve Kral Foltest’i katleder. Letho, Geralt’ın herhangi bir hamlesine mahal vermeden kaçmayı başarmıştır. Bu sırada Foltest’in cesedinin başında elinde kılıçla duran Geralt, görüntünün el verdiği üzere tutuklanıp hapse atılır ve hapiste sürekli olarak işkence görür. Vücudundaki yaraları hatırlıyorsunuz değil mi?

Geralt bu şekilde bir süre geçirdikten sonra özel kuvvetler komutanı sıfatındaki Vernon Roche, Geralt'ı sorgulamaya gelir ve Geralt Roche'a Kral Foltest'i öldürmediğini, asıl durumu anlatır. Geralt'a inanan Roche, "kral katili"nin yakalamasına yardım etmesi koşuluyla Geralt'ın hapisten kaçmasına yardım eder, böylelikle adil bir anlaşma yapılmıştır. Roche ve Geralt Triss’i de alarak Flotsam adlı bir kasabaya gider. Burada ilk oyunda olduğu gibi Geralt'ın yolu bir kez daha Dandelion ve Zoltan ile kesişir.



Geralt böylece haksız yere kendine yüklenen kral katili sıfatından kurtulmak ve adını temize çıkarmak için arkadaşlarının da yardımıyla asıl katil olan Letho’nun peşine düşer. Bu esnada Geralt'ın hafızası yavaş yavaş yerine gelmeye başlar ve büyük aşkı Yennefer’ı nihayet hatırlar. Bir yandan kral katilini ararken diğer yandan Yennefer'ı aramaya koyulur. Yennefer'cı okurlarımız sizlere de selamlar...

Günler yoğunluk içinde geçerken Letho’nun yalnız olmadığı ve iki Witcher’la çalıştığı öğrenilmiştir. Kral Foltest'ı öldüren bu üçlü Kral Demavend’i de öldürmüş ve şimdi de Kral Henselt’i öldürmenin peşindedir. Sular durulmadan tüm bu olayların sonunda kral katili Letho, Triss'i kaçırır. Yani Geralt hem Letho'yu hem Yennefer'ı hem Triss'i aramaktadır...



Tüm bu olaylar zincirinin ardından Geralt nihayet Letho ile yüzleşir ve Triss'i kurtarır. Ancak Letho şaşırtıcı bir şekilde Geralt'a tüm bunların Nilfgaard İmparatorluğu’nun bir oyunu olduğunu, kralları öldürerek ülkeyi karmaşaya sürüklemeyi amaçladıklarını ve istilanın yakında başlayacağını anlatır. Şaşırtıcı olan bir diğer unsur ise Letho ile Geralt'ın daha önce yollarının kesişmiş olması ve Geralt'ın Letho'nun hayatını kurtarmış olmasıdır. Bu şaşırtıcı olaylar Geralt'ın unuttuklarını hatırlamasına yardımcı olur ve hafızasını tekrar kazanır. Geralt artık her şeyi hatırlamaktadır...

Rivia’daki isyan sırasında aslında Geralt ve Yennefer ölmemiştir. Manevi kızları Ciri, onları kurtarmıştır. Bir Witcher olarak yetiştirilen, aynı zamanda da efsanevi güçlere sahip olan Ciri, sonsuza dek mutlu yaşayacakları bir boyuta geçer. Geride kalanlar böylece Geralt'ın öldüğünü düşünmüşlerdir.

Ancak daha sonra Wild Hunt o diyara gelerek Yennefer’ı kaçırır. Geralt aşkı Yennefer'ı kurtarmak için Wild Hunt’ın peşine düşer. Yolda Letho ve arkadaşlarının hayatını kurtarır ve bir minnet göstergesi olarak sonunda hepsi birlikte Wild Hunt’la yüzleşirler. Geralt, Wild Hunt’a Yennefer’ı bırakıp onun yerine kendisini almasını teklif eder. Sonuç olarak bir takas yapılmış olur. Geralt, Wild Hunt'la olduğu için hafızasını yitiren Yennefer’ı Letho’ya teslim eder ve 5 yıl boyunca Wild Hunt ile at sürer. Ama Ciri onu kurtarır ve böylece Kaer Morhen’e geri döner. Burada aklınız karışabilir çünkü bu nokta ilk oyunun başladığı noktadır.


Geralt, Wild Hunt’a katıldıktan sonra Letho ve arkadaşları Yennefer ile Nilfgaard’a kaçmışlardır. Geralt’a hayatını borçlu olan Letho bu bağlamda Yennefer'a göz kulak olur. Ancak bir noktada Nifgaard askerlerine yakalanırlar ya da teslim olurlar. İmparator Emhyr Var Emhyreis, Letho ve arkadaşlarına onun için çalışıp kralları öldürmeleri şeklinde bir teklifte bulunur. Bunun karşılığı olarak Letho'nun mensup olduğu Viper (Yılan) Witcher Okulu’nu Nilfgaard topraklarında kurmalarına izin verecektir. Teklifi reddetmeleri halinde ise tek yolun idam edilmeleri olduğu belirtilmiştir. Pek bir seçeneği olmayan Letho ve arkadaşları bu teklifi kabul ederBu sırada İmparator Emhyr, Yennefer’dan Büyücüler Loncası’nın varlığına yönelik bilgileri toplar ve istediğine ulaşmış olur.

Yennefer'ın hayatta ve iyi olduğunu öğrenen Geralt tüm bunların sonucunda Letho’yu ya öldürür ya da serbest bırakır. Bir sonraki varış noktası Nilfgaard’tır. İkinci oyun Nilfgaard Ordusu’nun istilasıyla biter.

The Witcher 3: Wild Hunt




Oyun öncelikle Yennefer'ı arayışımızla başlamakta ve ardından Ciri'yi bulmak şeklinde yön değiştirmektedir. Oyunun girişinde Ciri’nin küçüklüğünü gördüğü korkunç bir rüyadan uyanan Geralt, gördüklerini Vesemir’e anlattıktan sonra muhteşem ikili yola çıkmıştır. Sizin de tahmin ettiğiniz üzere zorlu süreç böylece başlamış bulunmaktadır.

Yolculuk sırasında Griffin saldırısına uğrayan bir köylüye denk gelen ikili bu köylüyü kurtarmış, karşılığında ise köylüden Yennefer'ın nereye gittiği konusunda bilgiler almışlardır. Yennefer'ı bulmak adına asıl büyük adım burada atılmış, sonunda Yennefer Geralt'ı bulmuştur. Böylece iki aşık buluşmuş ve Ciri'yi aramaya birlikte devam etmişlerdir. 



Birbirini özleyen bu iki aşığın yollarının kesişmesinin ardından tek amaç Ciri'yi bulmak olmuştur. Ancak zorlu olan aynı zamanda Wild Hunt'ın da Ciri'yi arıyor olmasıdır. Farklı zamanlarda Wild Hunt'ın esiri olan bu ikili aynı zamanda onlardan kaçmak ve zorluklarla mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Bu amaç için dostları Zoltan ile güçlerini birleştiren Geralt'ın, Ciri'yi bulmak için Ciri'nin de dostu olan Dandelion'dan bilgi alması gerekmektedir; ancak şaşırtmayan bir şekilde Dandelion anlamsız bir şekilde ortadan kaybolmuştur. Dandelion'un da bulunmasıyla Ciri'ye giden yol yavaş yavaş açılmaya başlamış; ancak bu hiç kolay olmasa da Ciri nihayetinde bulunmuştur. Uzun süren savaşların ve görevlerin ardından Wild Hunt ile yüzleşmek için gerekli ekibi toplayan ve planlar yapan Geralt ve dostları bu işi bitirmek için nihai olarak Wild Hunt ile yüzleşmiştir. Oyun boyunca yapılan seçimler neticesinde oyun üç farklı sona gitmektedir. 



Birinci sonda (ve bizce en kötü sonda) seçilen yolların neticesinde Ciri ölmektedir. 
İkinci sonda Ciri hayatta kalsa da istemediği halde tahta oturarak imparatoriçe olmuştur. Birinci sondan nispeten daha iyi olsa da ikinci sonda da Ciri'yi buruk görmekte ve istediğinin bu olmadığını gayet açık bir şekilde anlamaktayız.
Üçüncü ve en güzel sonda ise Ciri bir Witcher olmaktadır ve Witcher olduğu için oldukça mutludur. Yola Geralt ile ve Geralt'ın Ciri'ye özel yaptırmış olduğu Witcher kılıcıyla devam edecektir.

Üç oyunun dillere destan hikayesini sizler için özetlemeye çalıştık. Kapanışı da mutlu tablo ile yapalım!


Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!