Okunma Sayısı: 314
  • 3
  • 0
  • 0
  • 1

Acının Yakınlaştırdığı İki Ülke: Ertuğrul Fırkateyni Ve Türk-Japon Dostluğu


Acının Yakınlaştırdığı İki Ülke: Ertuğrul Fırkateyni Ve Türk-Japon Dostluğu

Osmanlı Devleti, 19.yüzyıla gelindiğinde hem askeri hem de siyasi arayışlar içerisine girerek sarsılmakta olan geleneksel düzeni yeniden tesis etme yoluna gitti. Nitekim Rusya’ya karşı 93 Harbi’nin (1877-1878) kaybedilmesi ve bu dönem içerisinde İngiltere’nin de Osmanlı’yı koruma politikasını terk edip tavır alması üzerine, artık yeni müttefikler bulma ihtiyacı doğacaktı.

Sultan II.Abdülhamid her ne kadar Almanya ile yakınlaşmayı tercih etse de bir yandan da “kapalı ülke” sistemine son veren yeni Uzakdoğu gücü Japonya ile dost olmak istiyordu. İki devlet arasında kurulan irtibat sonucunda Japon İmparatoru Meiji, yeğeni Prens Komatsu’yu 1887 yılında İstanbul’a gönderdi. Prensin padişaha sunduğu Krizantem Nişanı ile de Türk-Japon ilişkileri resmen başlamış bulunuyordu. Devam eden süreçte II.Abdülhamid bir iade-i ziyaret tertiplemek için hazırlıklara girişti. Donanma içerisinden bu yolculuğa en uygun görülen taşıt, Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa tarafından verilen raporlar doğrultusunda bakımı ve tamiratı daha yeni yapılmış olan Ertuğrul Fırkateyni idi. 

Bu yolculuğu gerçekleştirme noktasında sultanın birden fazla amacı olduğu rahatlıkla söylenilebilir. Aynı anda hem Japonya gibi güçlü bir devlet ile ittifak kurulacak, hem yol üzerindeki Müslüman ülkelere uğranıp halifeliğin etkisi kullanılacak, hem de Deniz Mühendis Okulu öğrencileri yabancı sahilleri görerek bilgi ve tecrübe kazanacaktı. Ertuğrul Fırkateyni’ne özellikle eğitim gemisi hüviyetinin verilmesinin sebebi ise Rusya ve İngiltere’nin dikkatinin çekilmemek istenmesi idi.

Miralay Osman Paşa komutasında 14 Temmuz 1889 tarihinde yola çıkan Ertuğrul Fırkateyni; yaşanan bir dizi kaza ve sıkıntıya rağmen 7 Haziran 1890’da Japonya’nın Yokohama Limanı’na varmayı başardı. Gemi, geçtiği bütün güzergahlarda özellikle Müslüman halk tarafından fazlasıyla coşkulu bir şekilde karşılanacak ve Osmanlı sancağını gururla dalgalandıracaktı. Japon İmparatoru'na Devlet-i Aliye Nişanı ve çeşitli hediyeler sunulup gerekli merasimlerin yerine getirilmesinin ardından, Eylül ayı itibariyle dönüş yolculuğuna geçilmesi planlanıyordu. Ancak Kolera salgını sonucunda gemi karantinaya alındı ve beklenenden daha geç bir vakitte yola çıkma durumu oluştu.

Japon makamları, yaklaşan şiddetli tayfun nedeniyle Ertuğrul Fırkateyni’nin denize açılmasının çok tehlikeli olduğunu Miralay Osman Paşa’ya bildirdiler. Fakat halihazırda ekonomik krizle boğuşan Osmanlı Devleti’nin gemiye gönderecek parası kalmadığı için heyetin ivedilikle yola çıkması gerekiyordu. Nitekim 16 Eylül 1890’da dönüş yolculuğuna başlayan Ertuğrul Fırkateyni, ne yazık ki kısa bir süre sonra tayfuna yakalanıp Oşima Adası’nın kayalıklarına çarptı. Yaşanan trajedi sonucunda maalesef 587 denizci vefat etti. Geminin enkazına tutunarak hayatta kalan 69 kişi de Kaşinozaki Feneri’ne doğru tırmanıp Japonların yardımı ile kurtuldu. Miralay Osman Paşa’nın naaşına ise hiçbir zaman ulaşılamadı. 

Halihazırda fazlasıyla fakir olan Oşima halkı denizcileri tedavi ederken, bir yandan da Türklere hem kendi kıyafetlerini hem de ellerinde çok az miktarda bulunan pirinçlerini verdiler. Bunun yanı sıra olaydan 3 gün sonra haberdar olan Japon İmparatoru ve eşi de yaralılarla yakından ilgilenecek, kurtulan 69 kişi bir Alman gemisi ile beraber Kobe’ye nakledilecekti. Bu sırada Osmanlı hükümeti, net bir bilgi edininceye kadar kazayı halka duyurmama kararı aldı.

Olayın üzerinden 3 ay geçtikten sonra kazazedeler tamamen iyileştiler. Akabinde de Hiyei ve Kongo isimli iki Japon savaş gemisi eşliğinde Aralık ayının sonuna doğru İstanbul’a döndüler. Geride kalan denizcileri arama kurtarma faaliyetleri sürdürülürken, Japon hükümeti bu trajik olayın anısına Oşima Adası’na bir anıt dikti. Bulunan cenazeler de yine bu adaya gömülerek bir Türk şehitliği oluşturuldu.

Yıllar içerisinde bu şehitlik restore edilecek, 1929 yılında Japon İmparatoru’nun burayı ziyaret etmesi sonucunda ise Oşima Adası ulusal park statüsüne geçecekti. 1937’de de büyükelçimiz Hüsrev Gerede’nin tamamladığı çalışmalar neticesinde şehitlik yeniden düzenlenip törenle açıldı. Günümüzde hala daha Türk-Japon dostluğunun kadim bir nişanesi olarak varlığını sürdürüyor.

 

Kaynak:

Hakan Yılmaz, "Türk Tarih ve Edebiyatında Ertuğrul Fırkateyni: Tarih İlmi Açısından bir Muammanın Tahlili"
Engin Çağdaş Bulut, "Ertuğrul Faciasının Trabzonlu Şehitleri"


Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!