Okunma Sayısı: 179
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0

Platon Ve Sanat Anlayışı


Platon Ve Sanat Anlayışı

 "Cehaletten daha büyük bir kötülük yoktur."


 Platon namıdiğer "Eflatun" Antik Yunan felsefesinin en önemli filozoflarından biridir. Platon'un asıl ismi olan Aristokles'i atletik vücut yapısı ve geniş omuzlara sahip olmasından dolayı aldığı düşünülür. Bu büyük filozof Antik Yunan felsefesinin kurucularından olan Sokrates'in öğrencisi idi. Sokrates'in infazı sonra Platon Atina'dan ayrılmış ve bir süre seyahat ettikten sonra Atina'ya geri dönüp Akademi okulunu kurup ve diyaloglarını yazmıştır. Platon bir diğer önemli filozof olan Aristoteles'in de öğretmeni idi. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.


     Platon'un sanat anlayışına göre ortaya çıkan birçok ürün birbirinin taklitidir. Platon'a göre zihnimizde "a priori knowledge" yani önceden tanrı tarafından verilmiş olan bir idea vardır. Bu idealara bağlı olarak insanoğlu ortaya birtakım ürünler ortaya çıkarmıştır. Halbuki ortaya yeni bir şey çıkmamıştır çünkü üretilen şeyler zihnimizde daha önce yer etmiştir. İnsanoğlu zihnindeki ideaları kullanarak ortaya bir şeyler çıkarmıştır ama bu ürünler özgün değildir çünkü zihnimizdeki ideaların bir imitasyonudur yani taklitleridir. 



     Örneğin bir kişi sandalye yapmaya karar verdiğinde aslında onun fikri daha önceden zihninde vardır. İnsanoğlu sadece o fikri günışığına çıkarır ve ürününü ortaya koyar. Ortaya çıkan ürün aslında bir imitasyondan yani taklitten ibarettir. Çünkü Platon'a göre tanrı bize bu ideaları önceden verdi ve biz onları kullanıyoruz. Ona göre insanların ürettiği şeyler zihnindeki ideaların bir temsilidir aslında orijinal bir şey yoktur ortada. Basit bir sandalyenin yapılışı da bu şekilde bir imitasyondan itibaretti çünkü insanoğlu sandalyeyi yaparken onun 4 ayaklı ve oturabilir bir şey olduğu zihninde yer alıyordu. Ve bu sandalyenin farklı yerlerde kullanılması onu orijinalliğinden daha da uzaklaştırdı. Mesela buna örnek olarak bir sandalyenin bir tabloda kullanılması örneğini verebiliriz. Sandalye ilk başta ortaya çıktığında sadece oturmak için bir araçtı ama bir sanat eserinin içinde yer aldığından artık özünden uzaklaşmış oluyor. Çünkü Platon'un fikrine göre bir ürün farklı kullanımlara sahip oldukça asıl amacından sapıp farklı anlamları ortaya çıkarmaya başlıyor. Bunun en güzel örneği günümüzdeki ofislerde kalemlik olarak kulanılan bardaklar. Bardak ilk ortaya çıktığında bir şey içmek yapılsa da artık günümüzde o anlamının dışında da özelliklere sahip olabiliyor. Ne kadar bir şey içmek için ortaya çıksa da birisi için kalemlik bir diğer kişi içinse küçük bir vitrin süsü olarak kalabiliyor ama bunun yanında ilk kullanım özelliği de bir şekilde yitip gidiyor. Ve böylece insanoğlu bir ideayı orijinal halinden uzaklaştırıyor.  


     Aslında Platon'un bize vermek istediği mesaj zihnimizdeki ilk idea bizim için bir ideal doğrudur ve biz bu ideadan ne kadar uzaklaşırsak ortaya çok daha fazla mimesis yani taklit çıkıyor. Bu ideal doğruları altüst edenlerden birisi de şairlerdir. Çünkü o dönemde yazılı sanat şiirdir ve şairler kendi ideal doğrularını şiirlerine işlemektedir. Bunlara ek olarak bir de gezgin şairler vardır o dönemde gezip gördüğü yerlerdeki hikayeleri başka yerlere gidince anlatan gezginler vardır. Çünkü onlar zihninde kalanları ideal doğruları yapıp insanlara aktarıyorlar böylece gençlerin ve toplumun zihinlerini yıkıyorlar diye düşünüyor Platon. 



     Günümüzde ise Platon'un ideal doğrular kavramını açıklayan birçok şey vardır. Devlet de bunlardan biridir. Çünkü devletlerin kendi ideal doğruları vardır ve bunları başka devletler üzerine empoze etmeye çalışır. Sömürgecilik de bu anlayışlardan biridir. Günümüzde sömürgeci devletlerin yaptıklarından biri de budur. Kendi ideal doğruları olarak kabul ettikleri şeyleri güçsüz devletler üzerinde kullanmaya çalışırlar. Ve bu tutum aslında asırlar boyu küresel bir anlaşmazlık ve düşmanlık ortaya çıkarmıştır bu yüzden devletler birbirinden ayrılırlar. Çünkü hepsinin kendine göre ideal doğruları ve ideolojileri vardır. Bu doğruları ve ideolojileri başkasına baskılamak ya da empoze etmek ise dünyamızı daha az yaşanabilir bir hale getirmiştir. Platon'a göre devletin olduğu yerde sansür vardır. Çünkü devletin kendi idealleri vardır ve onlar dışında başka bir şeyin gündeme gelmesini istemez. Okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz diziler ve filmler bunlardan sadece birkaçıdır.  


     Platon'a göre tarihçiler olanı yazar ama şairler olabilecekleri yazar. Örneğin tarihi bir olay kitaba nesnel olarak dökülmüş olabilir ama işin içine bir de şair dahil olursa bu sefer öznellik ortaya çıkabilir. Tarihi olaylar bize istatistikleri verir. Örneğin yaşanan olayda kaç kişi öldü veya yaşadı vb. Fakat bu tarihsel sürece bir de edebiyatçı dahil olur ve bir edebi karakter bulup onu eserinde yükseltebilir ve gerçekliğin dışına çıkarabilir. İşte bu yüzden Platon anlatılan şeylerin gerçekliği yansıtması gerektiğini düşünür. Sanatın amacının kişiye bir şeyler öğretmek ve yararlı olması gerektiğini düşünür. Bu düşünceleri yüzünden Platon birçok kişi tarafından faşist olarak görülür çünkü onun mimesis ve ideal gerçekler anlayışı çok baskıcıdır ve özgür sanata karşıdır. Ne olursa olsun Platon insanlık için büyük bir değerdi ve bize bıraktığı Devlet kitabı günümüz devletlerinin yapıtaşlarından biridir. Ve gelecek kuşaklara ideal düzen konusunda yol gösterecektir. 


"İnsanın kendini fethetmesi zaferlerin en büyüğüdür."


Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!