Okunma Sayısı: 249
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0

Bir İtiraf Belgeseli: The Great Hack


Bir İtiraf Belgeseli: The Great Hack

The Great Hack belgeseli, 2019 yılında yayınlandı ve yayınlandığı günden beri birçok insanın dikkatini çekti. Dijital medya ve uygulama geliştirme profesörü David Carrol’un merakıyla başlayan ve mahkemelere uzanan bu belgeselin özeti, sosyal medya ortamlarında paylaştığımız bilgilerimizin kullanıldığı ve kullanılabileceği alanlarla ilgili. Cambridge Analytica şirketinin Facebook’tan aldığı verileri işlemesi ve bu verileri silah niteliğinde (resmi olarak) iletişim tekniklerine dönüştürmesi, bir dizi manipülasyonun da önünü açmış ve seçimlerden reklamlara, elde edilen verilerin farklı alanlarda kullanılmasını sağlamıştı. 

Belgeseli bilgi iletişim teknolojileri bağlamında incelemek için öncelikle bazı konuları net bir şekilde anlamak zorundayız. Dijital dünyada atılan hiçbir mesajın, açılan hiçbir hesabın ya da yapılan herhangi bir alışverişin vs. asla kaybolmadığının farkında olmamız gerekiyor. Cambridge Analityca sadece kendileriyle aynı sektörde olan yüzlerce şirket gibi bir veri analistlerine gerekli bilgileri vererek verileri doğru algoritmadan geçirdi ve bunu çeşitli amaçlarla kullandı. 

Ortalama 70 yıllık bir geçmişi olan internetin zaman içindeki önlenemez ilerleyişi, günümüz teknolojisinin akıl almaz boyutlara gelmesini sağladı. Floppy disklerden, devasa bilgisayarlardan ve aşırı yavaş internet hızlarından sonra günümüzde neredeyse her alanda kendine yer bulan bilgi iletişim teknolojileri, 1964 yılından sonra sürekli ivme kazanan bir alan haline geldi. İnsanlığın başlangıcından beri bilginin saklanması en önemli işlevken günümüzde saklanmanın yerini belki de bilginin işlenmesi aldı.

Günümüzde gerek yakalama gerekse işlemci teknolojileriyle her türlü tarayıcıdan toplanan bilginin işlenmesi ve tekrar kullanıma hazır hale getirilmesi söz konusu. Bu ortamların kullanımının milyarlarca insana ulaşması da toplanan verilerin petrolden daha değerli olmasını sağladı. Dijital manipüle aklınıza gelebilecek her alanda kullanılmaya başlandı ve bu sürecin her adımı yeni bir meslek koluna dönüştü. 

Öncelikle bahsettiğimiz teknolojinin olası iyi yanlarına değineceğim. Evet, ağ bağlantımızın olduğu her saniye birden fazla kuruma kendi hakkımızda veri sağlıyoruz ama bu veri insan hayatını kolaylaştırmak için kullanılabilir. Bir ayakkabı almak istediğinizde ve çeşitli sitelerde arama yaptığınızda ekranınıza düşen çeşitli ayakkabı reklamlarıyla doğru ayakkabıyı bulmanız gayet mümkün. Ne istediğinizi henüz dile getirmediğiniz halde davranışlarınızı tahmin edebilen algoritmaların ilerleyen ihtiyaçlarınızı belirlemesi ve buna uygun ürünleri/hizmetleri karşınıza sunması neden kötü olsun? Ya da doğru yerlerin gerçekleştirdiği profil analiziniz ile başarılı olabileceğiniz alanları öğrenmek istemez miydiniz? Psikolojik profilinizi çıkaran ve size olası rahatsızlığınızı ileten bir teknolojide insanlık için muazzam bir ilerleme olurdu. 

Çevrenizdeki sevebileceğiniz işletmeleri bildiren mesajlar, ihtiyaçlarınıza uygun gönderilen indirim kuponları ya da hoşunuza gidebilecek etkinliklerin ana sayfanıza düşmesi gayet hayatı kolaylaştırabilir hatta daha eğlenceli bir hal almasını sağlayabilir. Doğru algoritmalarla tehlikeli davranışlarda bulunma ihtimali olanlar tespit edilebilir ve daha yaşanılabilir bir dünyaya bir adım daha yaklaşabiliriz. Bu ve bunlar gibi birçok ihtimal mevcut. 

Belgeselde de ön plana çıkarılan bahsettiğimiz teknolojinin kötü yanlarından bahsedelim. Sahip olunan teknoloji sadece o anki durumun değil, geçmiş ve geleceğin de ciddi oranda tahmin edilebilir olmasını sağlıyor. Sözgelimi beğenilen her gönderi, yazılan her mesaj, paylaşılan her fotoğraf, Cambridge Analytica tarafından 5000 farklı karakteristik testten geçerek sizin bir profilinizi oluşturuyordu şirket kapanmadan önce. Paylaşılan bu bilgiler, kullanıcıların artık ticari bir ürün haline gelmesini sağladı ve artık tartışmaya açık birçok konu var. Dijital dünyada ahlak ve etik, gizlilik ve güvenlik anlayışı, zihinsel mülkiyet ve mahremiyet gibi konuların her birisi big data denilen bu veri yığınının altında kaldı. Hepimizin günden güne daha tahmin edilebilir dijital kimliği oluşturuluyor. Reklamlar ya da gönderileri için bireysel tanımlamalar artık çok kolay. Doğru algoritmalar uygulandığında her türlü fikir ya da eyleme yönelik manipülasyonun yapılması da öyle. İnsanlar bir fikre inandırılabilir, karşıt olması için fanatikleştirilebilir ya da tepkisiz kalması sağlanılabilir. Elbette bunlar sadece benim aklıma gelenler, hayal gücüne bağlı olarak bu aksiyonlar sınırsız bir hal alabilir. 

Bilgi iletişim teknolojilerinin en önemli özellikleri olan çok işlevli olma, yaygınlık ve akıllı olma, kitleler için inanılmaz boyutlarda etkiler yaratacak olan eylemleri tanımlamak için kullanılabilir. Sözgelimi sizden edinilen bilgiler her alanda kullanılabilir, milyarlarca kullanıcıya sahip olunduğundan bu ağ her türlü amaca hizmet edebilir ve yapay zekâ gibi teknolojilerle aklınıza gelebilecek her türlü senaryoyla karşı karşıya kalınabilir. 

Şu an filtrelenmiş bir gerçekliğe bakıyoruz. Sürekli gözetim altındayız ve dünyayı, bu veriyi istediği gibi işleyenlerin görmemizi istediği şekilde görüyoruz. Her hareketimizi tanımlayabilen, yeme içme alışkanlıklarımızı, siyasi görüşümüzü, kariyer planlamamızı, yazın gitmek istediğimiz yeri vs. bilen görünmez bir makine ile karşı karşıyayız. Günümüzden yaklaşık on yıl sonra her birimizi tanımlayan 70.000 farklı veri analiziyle karşı karşıya kalacağız. 

Belgesele dönecek olursak eğer cevaplayamadığım bir soru var; Tüm dijital dünyanın, ürünün ya da yapımın artık alt metni ya da amacı olan bir algoritma dünyası olduğunu bildiğimize göre bu belgeseli bir manipülasyon malzemesi olmaktan alı koyan nedir? 


Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!